İçeriğe geç

Yargı Kararları

Yargılama sırasında dosyaya yeni vekaletname sunularak taraf yeni bir vekille temsil edildiğinde, istifa etmiş önceki vekile yapılan duruşma günü tebligatı usulsüzdür ve bu tebligata dayanılarak tarafın yokluğunda karar verilemez.

Kira sözleşmesinden kaynaklanan masraf iadesi ve gelir kaybı istemine ilişkin davada, davalı vekilinin istifasından sonra dosyaya yeni bir vekilin vekaletname sunmasına rağmen duruşma gününün eski (istifa etmiş) vekile tebliğ edilerek o vekilin yokluğunda hüküm kurulmasının usulsüz olduğuna ve ayrıca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğunda yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti yönünden de hüküm tesis edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas
2025/4625
Karar
2026/3423
Tarih
02.06.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371

MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/384 E., 2025/586 K.


Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının 01.01.2007 başlangıç tarihli ve 22... ay süreli kira sözleşmesi ile davalının paydaşı olduğu taşınmazı kiraladığını, davacı tarafından taşınmaza yapılan toplam masraftan davalı Belediyenin 6/10 payına tekabül eden 319.690,00 TL’nin kira bedelinden mahsup edilmesine karar verildiğini, kira sözleşmesinin kiralananı da kapsayan alanın 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli alan ilan edilmesi ile sona erdiğini, kiralananın yıkımının gerçekleştiğini, davalının taahhüt edilen 01.03.2029 tarihine kadar kiralananı kullanıma hazır bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yapılan masraflara mahsup edilen kullanım hakkı korunamadığı gibi davacıya kalan yıllara ilişkin ödeme yapılmadığını, bunun yanında davacının elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, kira sözleşmesine göre zararının %50 faizi ile ödenmesi gerektiği ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2022 tarihli kararıyla; davaya konu otelin 6306 sayılı Kanun kapsamında afet riski altında olduğundan Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından kamulaştırma yapılarak yıkıldığı, söz konusu yıkıma davalının sebebiyet vermediği, bu nedenle davalı Belediyenin hasım olmayacağı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.09.2023 tarihli kararıyla; dava konusu acele kamulaştırmanın dayanağı olan riskli alanın dava dışı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yıkıldığı, riskli alan olarak ilan edilen bölgede yaşanabilecek bir afet riskinin bertaraf edilmesi amacıyla kamu yararı gözetilerek dava konusu işlemin tesis edildiği, davalının anılan kamusal işleme müdahalesinin de söz konusu olamayacağı gözetildiğinde sözleşmenin ifasındaki imkansızlığın sebebinin kamusal işlemin icrası olduğu, davalıdan tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 14.01.2025 tarihli ilamla; kira sözleşmesinin sona ermesinde davalının kusuru bulunmadığından davacının gelir kaybından sorumlu olmayacağının anlaşılmasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, taraflar arasında düzenlenen 01.01.2007 başlangıç tarihli ve 22... ay süreli kira sözleşmesinde; kira bedelinin, masrafların mahsubu şekilde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 17.11.2008 tarihli Bitlis Belediyesi Meclis Kararında; kiralanana toplam 532.818,83 TL masraf yapıldığı, belediyenin 6/10 hissesine tekabül eden 319.690,00 TL’nin sözleşme hükümleri gereğince kiraya mahsup edilmesine karar verildiği, davacı kiracının, davalı kiraya verenin izniyle kiralanana yaptığı masrafların kira bedelinden mahsup edilmesinin, davalı kiraya veren tarafından kabul edildiği, bu nedenle peşin kira ödemesi niteliğinde olan bu harcamalardan davalı kiraya verenin sorumlu olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; kiralananın sözleşme süresinin sona ermesinden önce tahliye edilmesi nedeniyle kalan süre belirlenerek, meclis kararında belirlenen harcama bedelinden bu süre ile orantılı olarak belirlenecek bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, otelin işletilememesinden kaynaklanan gelir kaybına ilişkin talebinin esastan reddine dair karar onandığından, bu talep yönünden hükmün kesinleştiği, tadilat masraflarından kira sözleşmesinin sonuna kadar mahsup edilmesi gereken 110.891,30 TL daha bakiye bedel kaldığı, bu bedelin davacı tarafça talep edilmesinde haklılık bulunduğu ancak dava dilekçesindeki talebin 10.000,00 TL olduğu görüldüğünden; taleple bağlı kalınarak bu bedel üzerinden talebin kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle; davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak, 10.000,00 TL fazla ödenen kira bedelinin davanın açıldığı 30.09.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, mahrum kalınan kâr bedeline ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; denkleştirici adalet ilkesi gereği müvekkilin alacağının uyarlanması ve uyarlanan bedellere de her kira dönemi için kademeli faiz işletilmesi gerektiğini, ayrıca ıslah için süre tanınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; bozma ilamı aşamasından sonra yapılan tüm tebligatların usulsüz olup savunma ve cevap hakkının ellerinden alındığını, davanın reddedilen kısmı yönünden lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kira bedeline karşılık kiralanana yapılan masrafların iadesi ve gelir kaybı istemine ilişkindir.
1.Davalı vekili Avukat ...’nın bozma ilamı tarihinden önce 28.05.2024 tarihinde vekillikten çekildiğimi bildirdiğini, 13.01.2025 tarihinde davalı adına Avukat ... tarafından vekaletname sunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, bozmadan sonra duruşma gününü bildirir tebligatın istifa eden vekile yapıldığı, duruşma günü davalı vekilinin yokluğunda hüküm verildiği görülmüştür. Dosyaya vekaletname sunulmak suretiyle davalı tarafın yargılamada yeni bir vekille temsil edildiği gözetildiğinde, istifa etmiş avukata yapılan tebligatın usulsüzdür.
Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekiline duruşma gününün usulüne uygun bildirilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu halde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmamış olması da usul ve kanuna aykırıdır.
2. Bozma sebebine göre; davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre; davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama