Yargı Kararları
Üzerinde "malen" kaydı bulunan bonoda, bono düzenlenirken karşılığı emtianın teslim edildiği karine olarak kabul edilir ve bu karinenin aksini ispat yükü borçlu tarafa aittir.
Malen kaydı bulunan bonoya dayalı icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, davacının bonoya karşılık malın teslim edilmediğini yazılı delillerle ispat edememesi ve yemin deliline dayanmaktan vazgeçmesi halinde davanın reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7206, K. 2026/4317, 07.09.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/7206
- Karar
- 2026/4317
- Tarih
- 07.09.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1047 Esas, 2025/1580 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/213 E., 2022/76 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının toprak mahsülleri, gübre, tohum, zirai ilaç gibi işlerle uğraşan bir ticarethane işlettiğini, müvekkillerinden ...'nın babası, diğer müvekkili ...'nın eşi olan ...'nın 2013 yılında vefat edene kadar tarımsal faaliyetlerde bulunan bir insan olduğunu, ... 2012 yılında davalı ile tohum, gübre gibi emtiaları almak için anlaştığından alacaklı olduğu 250.000,00 TL bedelli bononun düzenlendiğini, bonoda borçlunun ... olduğunu, aval veren sıfatı ile de ...'un bonoyu imzaladığını, bononun karşılığı emtianın hem ..., hem de ... tarafından davalıdan alınmadığını, bononun veriliş nedeni olarak da "malen” kaydı yazılmış olduğunu, ...'nın vefatından sonra davalının bu bonoyu vade tarihinde tahrifat yaparak icraya koyduğunu, davalı ile müvekkillerinin görüştüğünü, davalının bir hata yaptığını ve aslında alacaklı olmadığını kabul ettiğini, bonoyu icraya koymasına rağmen tahsil etmeyeceğini belirttiğini, müvekkillerinin de davalının bu sözüne güvenerek dava veya şikayet yoluna başvurmadıklarını, bono nedeni ile müvekkillerinin hiç bir şekilde borcunun olmadığını, tacir olan davalının alacağı varsa bunu ticari defter ve kayıtları ile ispatlaması gerektiğini ileri sürerek Kozan İcra Müdürlüğünün 2013/3246 E. sayılı icra dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin ve takibin dayanağı bononun iptaline, dava devam ederken davalı tarafından icra dosyasında tahsilat yapılması halinde tahsil edilen paraların tahsil edildikleri tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın açıldığı tarih itibariyle dosya bakiyesinin hesaplanmasını ve bu değer üzerinden eksik harcın ikmal edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, menfi tespit davasına konusu edilen söz konusu takibin bonoya dayalı olması nedeniyle, davacılardan ...'nın, müvekkilinin borçlusu olan ...’nın mirasçısı olması sıfatıyla, diğer davacının ise öncelikle kefil sıfatıyla, aynı zamanda ...’nın mirasçısı olarak da mirasçılık sıfatı nedeniyle borçlu olduklarını, müvekkilinin gübre, tohum, zirai ilaç vs. işlerin ticareti ile iştigal ettiğini, müvekkilinin senet borçlusu olan ... ile faaliyet alanına ilişkin olarak ticaret yaptığının davacıların da kabulünde olduğunu, takip ve dava konusu olan bononun da bu ticaretten kaynaklı olarak alındığını, bonoda vade tarihinde tahrifat yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin ... ile 2012 yılından itibaren ölüm tarihine kadar ticaret yapmış olduklarını savunarak davanın reddi ile davacıların kötüniyetli olduklarının sabit olması sebebiyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere müştereken ve müteselsilen kötüniyet tazminatı ödemelerine mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından 250.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti ve ödeme halinde istirdatı için dava açıldığı, davalının savunmasında, taraflar arasında ticaret yapılmasından dolayı taraflar arasında ilişki olduğunu, davacılara ürün teslim edildiğinden dolayı söz konusu bononun tarafına verildiğini ve söz konusu malın teslim edildiğini beyan ettiği, bono üzerinde yapılan incelemede üzerinde malen kaydı olduğunun anlaşıldığı, üzerinde malen kaydı bulunan bononun karşılığında mal teslim edilmediği iddiasının davacı tarafından ispatlanması gerektiği, tarafların kabulünde olan ticari ilişki, davalı tarafın BS formları ve ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede taraflar arasında bono öncesinde de ticari ilişki olduğunun anlaşıldığı, ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça dava konusu senedin teminat amaçlı verildiği ve malın teslim edilmediği iddiasının kanıtlanamadığı, davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davacı vekilinin karşı tarafa yemin teklif etme haklarını kullanmayacağını belirttiği, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bono üzerindeki "malen" kaydının, malın bononun düzenlendiği anda teslim edildiğine karine oluşturduğu, bu nedenle davacıların bu karinenin aksini, yani malın teslim edilmediğini yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davacılar tarafından bu hususu ispatlar nitelikte delil ibraz edilmediği, davalının ticari defterlerinde, dava konusu bonoya ve mallara ilişkin fatura veya mal teslimine ilişkin kayıt bulunmadığı, ispat yükü kendisine düşen davacıların borcun olmadığı yönündeki iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı, mahkemece yemin deliline dayandıkları hatırlatılmasına rağmen davacılar vekilinin davalıya yemin teklif etmediklerine ilişkin beyanda bulunduğu, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince davacıların davalıya borçlu olmadığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, malen kaydı bulunan takip ve dava konusu bononun karşılığı emtianın teslim edilmediği iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
İstihkak davasında, bozma ilamında talep aşımı yapıldığı açıkça belirtilerek dava konusu edilmeyen icra dosyası hakkında karar verilmemesi gerektiği vurgulanmış olmasına rağmen mahkemenin bu hususu gözetmeden ısrarla karar vermesi bozma gereklerinin yerine getirilmemesi niteliğindedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E: 2026/1810 · K: 2026/3949 · T: 03.06.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kıymet takdirine itiraz üzerine alınan bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmeyip değer kesinleştiğinde, bu değer ihalenin feshi davasında yeniden tartışma konusu yapılamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E: 2026/3419 · K: 2026/4053 · T: 04.06.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Haciz edilen malın bulunduğu yerin borçlu ile akraba/ortaklık ilişkisi bulunan üçüncü kişiye borcun doğumundan sonra devredilmiş olması, borçlu ile üçüncü kişinin mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlem yaptığını gösterir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E: 2026/735 · K: 2026/3950 · T: 03.06.2026