İçeriğe geç

Yargı Kararları

Sıra cetveline muvazaa nedeniyle itiraz davasında, davalı alacaklının borçlu ile ipotek tarihinden önce başlayan ticari ilişki, fatura, irsaliye ve cari hesap kayıtlarıyla gerçek ve muaccel bir alacağının bulunduğunun kanıtlanması halinde ipoteğin muvazaalı olduğu ispatlanmış sayılmaz.

İcra Müdürlüğünce düzenlenen sıra cetvelinde ipotek alacaklısına ödeme yapılmasına karar verilmesine karşı açılan muvazaa iddialı sıra cetveline itiraz davasında, davalının borçlu ile uzun süreli ticari ilişkisi, fatura ve cari hesap kayıtlarıyla sabit, ipotek tarihinden önce doğmuş ve satış bedelini aşan bir alacağının bulunduğu, alacağın muacceliyet ve ipotek tarihinin davacının haciz ve alacak muacceliyet tarihinden önce olduğu tespit edildiğinden, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi usul ve kanuna uygun bulunmuştur.

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas
2026/1829
Karar
2026/2218
Tarih
20.05.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1026 E., 2026/213 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/224 E., 2023/32 K.


Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili; İstanbul 10 İcra Müdürlüğü'nün 2014/2569 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 27.07.2015 tarihli sıra cetvelinde paranın ipotek alacaklısı davalıya ödenmesine karar verildiğini, bahsi geçen ipoteklerin muvazaalı olarak tesis edildiğini, dava dışı borçlunun diğer alacaklılarını ızrar kastı ile düzenlendiğini, ipotek tesisinden sonra taşınmazlar üzerine çok sayıda hacizler konulduğunu, davalı alacağının nereden kaynaklandığının bilinmediğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili şirketi ile borçlu şirket arasında uzun süreli ticari ilişki olduğunu, alacaklarının fatura, irsaliye, cari hesap ve BA-BS formları ile sabit olduğunu bu nedenle ipoteğinde gerçek alacak nedeniyle oluşturulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.


III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile dava dışı borçlu şirket arasında 2008 yılından itibaren ticari ilişkinin süregeldiği, davalının dava dışı borçludan ipotek tarihi olan 18.03.2014 tarihi itibariyle alacağının bulunduğu, alacak miktarının satış bedelinin üzerinde olduğu, alacağının muacceliyet tarihi ve ipotek tarihinin davacının alacağının muacceliyet ve haczin işlendiği tarihten önce olduğu, bu nedenle muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından tasarrufun iptali davası açıldığını, dosyanın bilirkişide olduğunu, Yargıtay karar doğrultusunda davanın kabulüne karar verileceğini, nitekim bu husus doğru da olarak 2018 yılından bu yana bekletici mesele yapılmakta iken mahkemece anlaşılamaz ve hukuka aykırı şekilde bekletici mesele kararından dönülüp görülen davanın görmezden gelindiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.







Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama