Yargı Kararları
Sahte belge düzenleyen kişinin kendi düzenlediği belgeyi kendi mükellefiyetinde kullanması dışında, farklı kaynaklı belgelerle düzenleme ve kullanma eylemlerini gerçekleştirmesi halinde bu eylemler birbirinden bağımsız ayrı suçlar oluşturur ve tek suç kuralı uygulanmaz.
Failin amacı ve eylemleri birbirinden farklı olup düzenlediği sahte belgeler ile kullandığı sahte belgelerin kaynağı ayrı ise, VUK'un 359/b maddesindeki seçimlik hareketli suça ilişkin tek suç ilkesi uygulanmaz ve sanık sahte belge düzenleme ile sahte belge kullanma suçlarından ayrı ayrı cezalandırılır; ayrıca hüküm tarihinden sonraki içtihat değişikliği kanun yararına bozma nedeni oluşturmaz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/5170, K. 2026/5792, 09.06.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi
- Esas
- 2026/5170
- Karar
- 2026/5792
- Tarih
- 09.06.2026
İlgili mevzuat
- 5271 sayılı CMK m. 308
- 213 sayılı VUK m. 359/b
- 5237 sayılı TCK m. 61
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/975 E., 2024/868 K.
SUÇLAR : Sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 03.03.2026 tarihli ve 2025/4555 Esas, 2026/2055 Karar sayılı kararı
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 03.03.2026 tarihli ve 2025/4555 Esas, 2026/2055 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2026 tarihli ve KD-2025/55154 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı CMK'nın 308/1. fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2026 tarihli ve KYB-2025/55154 sayılı itiraz başvurusunda; ".. Sanığın yetkilisi olduğu firma adına 2020 yılında birden çok kez sahte belge düzenleme ve kullanma eylemine ilişkin somut olayda, sahte belge düzenleme veya bu sahte belgeyi kullanma suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketli bir suç olması nedeniyle seçimlik hareketlerden birkaçı ya da hepsi icra edilmiş olsa dahi tek suç oluşacağı nazara alınarak, sanığın tek suçtan cezalandırılması; ancak seçimlik hareketlerden birkaçının gerçekleşmesi durumunun 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğinden, sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilemeyeceği, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, kesinleşmiş yargısal kararlar üzerinde geriye dönük bir etkisinin bulunmadığı bir gerçek ise de, kanun yararına bozma konusu yapılan yerel mahkeme kararı 21/11/2024 tarihli olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/10/2024 tarihli ve 2024/280-279 sayılı kararından sonra verildiği, hüküm tarihi itibariyle "...VUK’un 359. maddesinin b fıkrasında yer alan sahte belge düzenleme veya bu sahte belgeyi kullanma suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketli bir suç olması nedeniyle seçimlik hareketlerden birkaçı ya da hepsi icra edilmiş olsa dahi tek suç oluşacağının ancak bu durumun TCK'nın 61. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabileceğinin kabulü gerekir." tespitini yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/10/2024 tarihli anılan kararının bulunduğu nazara alındığında, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi Kanuna aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazımızın kabulü ile, Yüksek Dairenizin, 03/03/2026 tarihli ve 2025/4555 esas, 2026/2055 sayılı kararının kaldırılması, Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2024 tarihli ve 2023/975 esas, 2024/868 karar sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının haklı nedene dayanan kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmesi, itirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi.." talep olunmuştur.
II. GEREKÇE
Dairemizin 03.03.2026 tarihli ve 2025/4555 Esas, 2026/2055 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas, 2022/321 Karar sayılı ilamında, "...sonuç olarak, 15.6.1949 tarihli ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararı da gözetildiğinde, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka uygunluk taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulü gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin sanığın yargılanıp hükmün kesinleştiği tarihten sonraki kararlarla değiştiği, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin ise olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile reddine karar verilmelidir...." denilerek kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiş ise de; kanun yararına bozmaya konu Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin hüküm tarihinin 21.11.2024 tarihinde verildiğinin gözetilmemesinin Kanun’a aykırı olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu yönüyle yerinde olduğu ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2022 tarihli ve 2022/11-153 esas, 2022/641 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere " sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarında failin amaç ve eyleminin birbirinden farklı olması, bu farklı amaçlara ulaşmak için failin tamamen birbirinden ayrı eylemleri gerçekleştirmesi, her iki suçun konusu da vergi kanunlarına göre düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgeler olsa bile, bizzat düzenlediği sahte belgeyi, kendi mükellefiyetinin vergi beyanında kullanılması hâli hariç olmak üzere somut olayımızda olduğu gibi, tek bir failin her iki suçu işlediğinin iddia edilmesi durumunda, kullandığı belgelerin başka bir sahte fatura düzenleyicisi tarafından hazırlanan belgeler; düzenlediği belgelerin ise kendi mükellefiyetine ya da başka mükelleflere ait belgeleri gerçeğe aykırı olarak doldurmak suretiyle tanzim ettiği veya tamamen sahte oluşturduğu ve üçüncü şahısların kullanması için verdiği belgeler olması, böyle bir durumda da sanığın düzenlediği ve kullandığı belgelerin, yani suç konularının birbirinden farklılık arz etmesi hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, somut olayda sanığın, sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarını birbirinden bağımsız şekilde işlediği, sanığın sahte fatura kullanma ve düzenleme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasının yerinde olduğu kabul edilmelidir." şeklindeki gerekçeye göre sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu ve bu suçların birbirine dönüşmeyeceği anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının bu husus yönünden yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 03.03.2026 tarihli ve 2025/4555 Esas, 2026/2055 Karar sayılı "kanun yararına bozma isteminin reddine" kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.06.2026 tarihinde karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Yargısal içtihat değişiklikleri kural olarak geriye yürümez; bir Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla ortaya çıkan içtihat farkı, daha önce kesinleşmiş hükümler için kanun yararına bozma yoluyla düzeltme nedeni oluşturmaz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E: 2025/4895 · K: 2026/914 · T: 03.02.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Uyuşturucu madde ticareti suçunun zincirleme biçimde işlenmesi hâlinde, sanığın cezasında TCK'nın 43. maddesi gereği yapılacak artırım miktarının eylem sayısına göre yeterli ölçüde belirlenmesi gerekir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E: 2024/2161 · K: 2025/4031 · T: 20.05.2025 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Sanığın aynı mağdura karşı birden fazla hırsızlık suçu işlediğine dair beyanı bulunuyorsa, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi için ilgili dava dosyalarının getirtilmesi gerekir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi · E: 2025/10980 · K: 2025/19225 · T: 28.10.2025