İçeriğe geç

Yargı Kararları

Kambiyo senedini ciro yoluyla devreden kişi, aldatma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde bildirmez veya aldığı bedeli geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır ve bu süre geçtikten sonra menfi tespit davası açamaz.

Çeki ciro yoluyla devreden kişinin, hile iddiasına dayanarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığı menfi tespit davasının, ciro silsilesinde kopukluk bulunmaması ve bedelsizlik iddiasının ispatlanamaması nedeniyle reddedilmesi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5275
Karar
2026/4121
Tarih
02.07.2026

İlgili mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 39
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/535 Esas, 2025/870 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/474 E., 2024/911 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.06.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... Çamdibi ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bir adet taşınmazını 27.10.2012 tarihinde dava dışı ...Elektronik Danışmanlık ve İnş. San. Ltd. Şti.'ye 1.100.000,00 TL peşin, kalan 650.000,00 TL'si çek verilmek suretiyle toplam 1.750.000,00 TL bedelle satışı hususunda anlaştığını, müvekkili İngiltere'de yaşadığı için alıcılara güvenerek tapunun devrini yaptığını, fakat alıcı yetkililerinin ödenmesi gereken 1.100.000,00 TL'yi ödemedikleri gibi 650.000,00 TL bedelli çeklerin günleri gelmeden taşınmazın dava dışı ...Tarım Ürünleri Gıda Nak. San. ve Tic. A.Ş.'ye (...A.Ş.) devredildiğini, davalının, taşınmazın üçüncü şahıslara satıldığını, bu nedenle çeklerin arkasında üçüncü şahıs firmanın ciro yapması gerektiğini beyan ederek müvekkilinden tüm çekleri aldığını, çeklerin arkasına ...A.Ş.'nin ve ...'in imzasını aldıktan sonra çekleri iade etmediğini, muhatap bankaya ibraz ederek arkasını yazdırdığını, üç adet çek için İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün 2013/15917 E. sayılı dosyası ile, sekiz adet çek için Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2014/20143 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, müvekkilinin davalıdan borç para veya çeklerin bedeli için hiçbir mal ve hizmet almadığını, borcu bulunmadığını ileri sürerek Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2014/20143 E. sayılı dosyasına konu edilen çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iyiniyetli olmadığını, zira 2014 yılında başlatılan bir icra takibi için yaklaşık üç yıl sonra müvekkiline borçlu olduğu İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün 2013/15917 E. sayılı dosyası üzerinden yapılacak gayrimenkul satışından hemen önce menfi tespit davası açtığını, davacı tarafın dava konusu çekleri ciro ile müvekkiline vermiş olmasının müvekkiline olan borcunu ikrar ettiği anlamına geldiğini, aksi durumun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, çeklerin hile ile alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili hakkında yapılmış herhangi bir suç duyurusu bulunmadığını, tanık deliline dayanılmasına muvafakat etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine ve davaya konu çekler incelendiğinde davacının lehtar olduğu, çeklerin arka yüzünde davacının ciro imzasının yer aldığı, ciro imzalarının davacı tarafından inkar edilmediği, çeklerin bir kısmının davacı ...'a, bir kısmının da ...A.Ş.'ye ciro edildiği, ...A.Ş. tarafından da davalı ...'a ciro işlemlerinin gerçekleştirildiği, davanın temel olarak hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı açıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca, aldatma sebebiyle sözleşme yapan taraf aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemez ise sözleşmeyi onamış sayılacağı, davacının, dava konusu çeklerin takibe konulduğunu 21.01.2016 tarihinde öğrendiği, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde davayı açmadığı, davacı, dava konusu çeklerin yeniden kendisine iade edilmek üzere davalıya verildiğini savunmuş ise de bu konuda yazılı delil sunulmadığı, savcılığa şikayette bulunulmadığı, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, ciro yapılmak suretiyle devredilmesinin kayıtsız şartsız borç ikrarını içereceği, bedelsizlik ve hamilin kötüniyetli olduğu yönünden yapılan değerlendirmede ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacının çeklerin aldatma sonucunda davalı tarafından alındığını ve davalının dava konusu çekleri kötüniyetli olarak iktisap ettiğini kanıtlayamadığı, davacının teklifi üzerine, davalının yemin eda ettiği, bedelsizlik iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.


B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.


VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.



Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama