İçeriğe geç

Yargı Kararları

Senede dayalı menfi tespit davasında icra hukuk mahkemesinde alınan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporu, dar yetkili bu mahkemenin kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından genel yetkili mahkemede kesin delil sayılamaz ve bu rapora dayanılarak karar verilemez.

Senede dayalı menfi tespit davasında, davacının imzaya itirazı icra hukuk mahkemesinde alınan bilirkişi raporuna dayanılarak reddedilemez; zira dar yetkili icra hukuk mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından oradaki imza incelemesi genel yetkili mahkemede kesin delil niteliği taşımaz ve genel mahkemenin yeniden imza incelemesi yaptırarak karar vermesi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
Esas
2016/17631
Karar
2018/2274
Tarih
24.04.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalının davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlattığını,takibin kesinleştiğini, davacının takipte alacaklı görünen kişiye borcu olmadığını, takibe dayanak senetteki imza ve yazıların da davacıya ait olmadığını belirterek, davacının borçlu olmadığının tespiti ile %20 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının imzaya itirazına ilişkin olarak icra hukuk mahkemesince Adli Tıp Kurumundan rapor alındığını, 02/12/2014 tarihli rapora göre bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun belirtildiğini ve bu kararın kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, her ne kadar davacı tarafından senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açılmış ise de, icra hukuk mahkemesince aldırılan 02/12/2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre dava konusu senette davacı adına atılı borçlu imzalarının davacı eli ürünü olduğunun tespit edildiği,kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliğinin, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, senede dayalı menfi tespit davası olup davacı vekili, dava konusu senetteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/392 E. sayılı dava dosyasından alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ... İcra Hukuk Mahkemesi dar yetkilidir ve icra mahkemesince verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu mahkemede yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemede kesin delil olarak kabul edilemeyeceğinden, bu bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemez. Bu durum karşısında mahkemece davacı yanın senet üzerindeki imzaya itirazı üzerinde durulup senetteki imzasıyla ilgili olarak imza incelemesi yaptırılıp bilirkişi raporu aldırılmak suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama