İçeriğe geç

Yargı Kararları

Kooperatif yöneticilerine özel kişilerden borç alma konusunda yetki verilmemiş olmasına rağmen borç alınmış ise bu işlem kooperatifi bağlamaz ve alacaklının takip konusu borcun gerçekliğini yasal delillerle ispat edememesi hâlinde kooperatifin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekir.

Kooperatif yönetim kurulu üyesi tarafından kişisel olarak borç verildiği iddiasıyla başlatılan icra takibinde, kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurul kararı ile yetki verilmediği, borç ihtiyacının kooperatif mali kayıtlarıyla desteklenmediği ve paranın kooperatif kasasına girdiğinin ispatlanamadığı tespit edildiğinde, kooperatifin bu borçtan sorumlu tutulamayacağına ve alacaklının kötü niyetle takip yaptığının anlaşılması hâlinde asgari %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas
2026/1185
Karar
2026/2965
Tarih
01.07.2026

İlgili mevzuat

  • Kooperatif Tip Ana Sözleşme m. 6/3
  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 59/1
  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 98
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 137
  • 6100 sayılı HMK geçici m. 3/2
  • 1086 sayılı HUMK m. 428

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/30 E., 2025/260 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatif ile davalı arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, ancak davalının kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı ...'ün kardeşi olduğunu, davalının müvekkili aleyhine giriştiği ilamsız takibe konu alacağın gerçek bir borç olmadığını, davalıdan böyle bir borç alınmadığını, buna rağmen söz konusu icra takibinin kooperatif tarafından itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, eski yönetim kurulu başkanı ve yakınlarının sahtecilik oluşturacak şekilde kooperatifi zarara sokarak içini boşaltmak için bu şekilde birçok işlem yaptıklarını, müvekkili aleyhine başlatılmış birçok icra takibi bulunduğunu, tümünde alacağın dayanağının bankadan kredi temin edilerek kooperatife verilen borç olarak gösterildiğini ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile asgari %40 ve zaruret nedeniyle uğranılacak ve uğranılmış tüm zararların davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yıllardır kooperatife özellikle akar yakıt borçlarını ödemeyen kooperatif üyeleri nedeniyle kooperatifin borca batık olduğunu, kooperatifin sıkıntısı sebebiyle bankadan kredi temin ederek kooperatife verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.09.2013 tarihli kararı ile ispat külfeti üzerinde olan davalı taraf “ Bankadan kredi temini yoluyla koop. verilen borç” nedeniyle davacı hakkında icra takibinde bulunmuş ise de banka havale dekontu incelendiğinde “... Teslimatı” ibaresinin dışında bir açıklama bulunmadığı, banka vasıtasıyla yapılan ödemenin bir borcun tasfiyesine ilişkin olarak yapıldığı kârinesi karşısında, davalıca bu kârinenin aksini alacak miktarı dikkate alındığında yazılı bir belgeyle ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 04.09.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, öncelikle, özel kişilerden borç para alınmasına icazet verildiği anlamına gelecek bir işlem bulunup bulunmadığı belirlenmeli, kooperatif yöneticilerine özel kişilerden borç alma konusunda yetki verilmemiş, ancak buna rağmen borç alınmış ise uyuşmazlığın ilke olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, kooperatif konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişi heyetine kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, uyuşmazlık konusu paranın verildiği iddia edilen tarih ve öncesindeki kooperatifin mali yapısı, aidatlardan ve diğer kaynaklardan gelen ödeme gücü incelenerek borçlanmaya gereksinimi bulunup bulunmadığı, alındığı iddia edilen borçla yapılan ödemelerin ne şekilde muhasebeleştirildiği, gelirler ile giderler arasında fark bulunup bulunmadığı, dava konusu paranın gelir gider farkı ile uyum gösterip göstermediği, borçlanıldı ise ödeme yapılıp yapılmadığı, üçüncü kişilere ne amaçla ve ne kadar borçlanıldığı, davalının yaptığı ödemeler karşılığında davacı kooperatife nakit girişinin bulunup bulunmadığı, borç verildiği iddia edilen paranın kooperatif kasasına girip girmediği, kooperatif tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise ne şekilde kullanıldığı, genel kurulda görüşülüp görüşülmediği, ödeme ya da ödemelerin gerçek bir ödemeyi yansıtıp yansıtmadığı tereddütsüz bir şekilde belirlenmesi gerektiği, ayrıca kooperatif anasözleşmesi getirtilmek suretiyle, amaç ve faaliyet konusuna ilişkin hükmü incelenerek, kooperatif ihtiyacının karşılanması için ne şekilde finansman sağlandığı üzerinde durulması gerektiği, keza davacı vekili, davaya konu işlemlerin yapıldığı tarihte davalının kardeşinin başkanlık yaptığı yönetim kurulunda görevli olan yöneticiler ve diğer ilgililer hakkında Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/151 Esas sayılı dava dosyasında yargılamanın devam ettiğini bildirdiğinden bu dava dosyasının da celp edilerek, davanın niteliği itibariyle uyuşmazlık üzerinde etkisi olup olmadığı değerlendirilip, etkisinin bulunduğu tespit edilirse, ceza yargılamasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda ...'ün 2007-2008 tarihli kredileri kooperatif adına değil, kendi adına kullanıldığını, kooperatif kasasına fiilen girdiği ispatlanamadığı, kredilerin çekildiği tarihlerde kooperatif kasasının artı bakiyede olduğu, borçlanma ihtiyacının kayıtla desteklenmediği, genel kurul veya yönetim icazeti/protokolü bulunmadığı, Kooperatif Tip Ana Sözleşme m.6/3, Koop.K. 59/1, 98, TTK 137 ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin içtihatları uyarınca, böyle bir işlemin kooperatifi bağlamadığı, borç isnadının kooperatif yönünden geçerli kabul edilemediği, kooperatif tarafından ödenen 6.840,00 TL'nin iadesinin ayrı bir dosyada talep edildiği, bu nedenlerle, eldeki menfi tespit davasında kooperatifin davalı ... tarafından icra takibine konu edilen tutarlarda davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine esas olacak maddi verilerin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, davalının kooperatife borç verdiğini yasal delillerle ispat edemediği, takiplerin herhangi bir belgeye dayanmadığı, takiplerde borcun dayanağının 30.09.2008 tarihli bankadan kredi temini yoluyla kooperatife verilen borç olarak gösterildiği, icra takibinde bulunanlar arasındaki akrabalık bağı birlikte değerlendirildiğinde davalının kooperatifin borçlu olmadığını bilmesine rağmen kötü niyetli olarak icra takibi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının Ortaca İcra Dairesi'nin 2009/12 Esas sayılı dosyasında belirtilen icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

a.Bilirkişi raporunun soyut beyanlarla kooperatifin hesapları cari hesaplarında meydana gelen ödemeler çek ödemeleri, maaş ödemeleri akaryakıt incelenmeksizin hazırlanmış oldup, hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, eksik inceleme hatalı değerlendirme ve soyut beyanlara dayanılarak hazırlanmış rapora dayanılarak karar verildiğini,

b.Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamaya konu davada verilecek hüküm kesinleşmeden iş bu dosyayı aydınlatacak bir delil niteliğinde bulunan dosya sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu,

c.Müvekkilinin kötü niyetli olarak takip yaptığı yönündeki iddiaların somut delillerle ispat edilemediğinden yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddi gerektiğini beyan etmektedir.

2. Katılma yoluyla davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmaz takyidat listesine göre 30.07.2025 itibariyle haczin yenilendiğini, kapak hesabı olmadığını ancak 250.000,00 TL dolaylarında olması gerektiğini, munzam zarar kapsamında en az 520.000,00 TL kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının kişisel olarak davacıya borç verme iddiası nedeniyle oluşan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;

Davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harçların temyiz eden taraflara yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere

01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama