İçeriğe geç

Yargı Kararları

Kambiyo senedine dayalı icra takibinde, senedin düzenlenme ve vade tarihleri ile borçlunun ekonomik durumu, taraflar arasındaki muvazaaya dayalı tapu iptali davalarının kesinleşmesi gibi olgular birlikte değerlendirildiğinde senedin muvazaalı düzenlendiği sonucuna varılabilir.

Menfi tespit davasında, bononun düzenlenme tarihindeki ekonomik koşullar, murisin ölüm tarihi, tanık beyanları ve aynı taraflar arasında daha önce görülüp kesinleşen muris muvazaası nedeniyle tapu iptali davaları birlikte değerlendirilerek, dava konusu bonoda muvazaa bulunduğunun ispatlandığı kabul edilmiştir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5491
Karar
2026/2128
Tarih
16.04.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı HMK m. 355
  • 6100 sayılı HMK m. 369
  • 6100 sayılı HMK m. 370
  • 6100 sayılı HMK m. 371
  • 6100 sayılı HMK m. 372

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/475 Esas, 2025/575 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/2469 E., 2024/1663 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.04.2026 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının Denizli 7. İcra Dairesi'nin 2022/1628 E. sayılı dosyasıyla ... mirasçıları olan davacılar ve dava dışı ..., ..., ... hakkında 01.08.2008 düzenlenme, 10.08.2020 vade tarihli 5.000.000,00 TL asıl alacak ve ferileriyle birlikte toplamda 6.519.212,33 TL alacağa istinaden 09.03.2022 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, alacaklı davalı ...'ın borçlu muris ...'ın oğlu ...'den olan torunu olduğunu, ...'ın davalı torunu ...'a borcunun olması bu sebeple ...'a bono vermesinin mümkün olmadığını, icra takibine konu bonodaki imzanın murisin imzalarına benzerlik göstermediğini, Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/214 E. sayılı dosyasında imzaya itiraz edildiğini, davada henüz imza incelemesi yapılmadığını, ...'ın senedin tanzim tarihinde 78 yaşında, senet alacaklısı ...'ın ise 29 yaşında olduğunu, ...'ın ... Köyü'nün ağası olarak bilinen çok varlıklı bir kişi olduğunu, ...'ın senedin düzenlendiği tarihte ekonomik ve sosyal durumu itibariyle köyün ağası olarak bilinen dedesine bu miktarda bir borç verme imkanı olmadığını, ...'ın 78 yaşındayken torununa 5.000.000,00 TL borçlanması ve bu borcunu 90 yaşını tamamladıktan sonra ödeyeceği şeklinde senet düzenlenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'ın 03.07.2014 tarihinde vefat ettiğini, muris ...'ın sağlığında oğlu ... ve oğlu ...’in oğulları olan torunları ... ve davalı ...’a taşınmazlar verdiğini, maddi ve manevi anlamda onları sürekli desteklediğini, murisin taşınmazlarını torunlarına bedelsiz olarak devretmesinin mirasçılar arasında dava nedeni olduğunu, bununla birlikte ...'ın davalı ...’a Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/321 E. sayılı davasıyla muris muvazaası nedeniyle tapu iptal, tescil ve tazminat talebinde bulunduğunu, Mahkemece davanın kabul edildiğini ve verilen kararın Yargıtay aşamasından da geçerek kesinleştiğini, davadan sonra ...'ın da yine ...'a Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/48 E. sayılı dosyası ile tapu iptal davasını açtığını ve bu davanın da Mahkeme tarafından kabul edildiğini, verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine davanın halen istinaf incelemesinde olduğunu, ..., ... ve ... da davalı ...'a karşı aynı nedene dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, davanın halen Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/228 E. sayılı dosyası ile derdest olduğunu, muvazaalı devredilen başkaca taşınmazlarla ilgili davaların da devam ettiğini, ... tarafından açılan tapu iptal ve tazminat davasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra kararın Denizli 4. İcra Dairesi'nin 2014/321 E. sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, davalı ...'ın bu dosyaya 22.04.2021 tarihinde 131.818,81 TL dosya borcu ödemesi yaptığını, kararda ... lehine takdir edilen 2.180,00 TL için Denizli 9. İcra Dairesi'nin 2021/1883 E. sayılı dosya ile alacağının tahsilini isteyen davalı ...'ın bu tarihten önce vadesi gelmiş olan dava konusu 5.000.000,00 TL meblağlı senet alacağı nedeniyle icra takibi yapmamasının, ya da kendi alacağı ile borçlu olduğu Denizli 4. İcra Dairesi'nin 2014/321 E. sayılı dosya borcu yönünden takas mahsup talebinde bulunmamasının, aleyhine açılan davalarda elinde bulunan senet hakkında herhangi bir şekilde beyanda bulunmamış olması hususlarının bu senedin daha sonradan davalı ... tarafından hukuka aykırı olarak ele geçirildiğini gösterdiğini ileri sürerek Denizli 7. İcra Dairesi'nin 2022/1628 E. sayılı takibi nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibinin davacılar yönünden iptaline, kötü niyetli davalının takip konusu asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere haksız icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin gayrimenkul yönünden oldukça varlıklı olduğunu, ancak nakden bu miktarlarda bir varlığa sahip olmadığını, davalının sendin düzenlenme tarihi itibariyle kurucu genel müdürü olduğu ... Madencilik Ltd. Şti.'nde bir müddet hem genel müdürlük yaptığını, hem de %10 oranında şifahi kar ortaklığı olarak hizmet verdiğini, davalının 2005 yılında kendi adına inşaat şirketi kurduğunu, davalının babasının ... Üniversitesi mezunu yüksek ihtisas sahibi bir mühendis olduğunu, bonoda yazılı miktarın davalı ... ve ailesi tarafından önemli ve fahiş kabul edilebilecek bir rakam olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonodaki imzanın murise ait olduğunun İcra Hukuk Mahkemesinde yapılan imza incelemesi ile ortaya çıktığı, davacıların muvazaa iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin düzenlenme tarihinin 2008, vade tarihinin 2020 ve takip tarihinin 2022 olduğu, murisin ise 2014 yılında vefat ettiği, dosya kapsamında alınan tanık beyanlarına göre murisin ekonomik durumunun iyi olup davalının murise borç verebilecek durumunun bulunmadığının beyan edildiği, mirasçılardan dava dışı ... tarafından açılan, davalı ...'ın da davalı olarak bulunduğu muris muvazaasına ilişkin davanın kabul edildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu davadan sonra davacılar tarafından aynı nedenle açılan davaların bulunduğu, dava konusu bononun ise tüm bu davalardan sonra takibe konulduğu, bu nedenlerle muvazaa iddiasının ispat edildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama