Yargı Kararları
Bonodan kaynaklanan borcun ödendiğini iddia eden borçlu, bu iddiasını yazılı delille ispat etmek zorunda olup senede açık atıf içermese dahi ilişkilendirilebilen bir ödeme belgesi bu ispat yükünü karşılayabilir.
Kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında, bono bedelinin ödendiğini ileri süren borçlunun bu iddiasını HMK'nın 200 vd. maddeleri uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği, senette açık atıf bulunmasa da imzası davalıya ait olduğu tespit edilen ve başkaca ticari ilişki bulunmadığı anlaşılan ödeme belgesinin senet borcuna ilişkin olduğunun kabul edilerek borcun sona erdiğinin ispatlanmış sayılacağı ve tahsil edilen senedin yeniden takibe konulmasının kötüniyet tazminatını gerektireceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5054, K. 2026/2158, 20.04.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/5054
- Karar
- 2026/2158
- Tarih
- 20.04.2026
İlgili mevzuat
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 169/a
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/641 Esas, 2025/575 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/161 E., 2021/1147 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkilleri aleyhine Adana 5. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13227 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip talebine, Adana İcra Mahkemesi nezdinde itiraz ederek müvekkilerin borçlarının olmadığını, takibe konu senede karşılık olarak müvekkili ...'in .../... kiralayarak pamuk ekmiş olduğu 33 dönüm araziyi bu senetli borcuna karşılık davalı icra takibi alacaklısı ...'a vererek borcuna karşılık senedini istediğini ancak davalı senedin yanında olmadığını belirterek kendisine borç senedine karşı ürünü aldığını karşılıklı olarak tutanak altına alarak belge hazırladığını ve bu sebeple borcunun kalmadığını bildirerek itiraz edildiğini, İcra Hukuk Mahkemesindeki yargılama sürecinde davalı ... tarafından imzanın kendisine ait olmadığının savunulduğunu, Adana İcra Hukuk Mahkemesi'nde 24.05.2018 tarihindeki duruşmada imzanın inkarı üzerine imzanın Adli Tıp Kurumuna tetkike yollanması talebinin, mahkeme tarafından imza tetkikine yetkilerinin olmadığı sebebi ile ret edilmiş olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötüniyetli takip yapmış olması nedeni ile bonoda yazılı miktar olan 60.000,00.TL'nin % 20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... ile müvekkili davalı ... arasında kambiyo senedi düzenlenerek borç ilişkisi kurulduğunu, davacı borcunu ödemediği için müvekkilinin kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, davacının borcu ödememek için Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/867 E. ve Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/62 E. sayılı dosyasında borcu ödediğine dair hiçbir geçerliliği ve bono ilgisi bulunmayan olmayan bir belge sunarak kötüniyetli bir şekilde borca itiraz ettiğini, davacı tarafın dava konusu olayla ilgili Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi'ndeki açtığı davaları kaybedince bu sefer de Ceyhan Cumhuriyet Savcılığı'na müvekkili aleyhine asılsız olarak tefecilikten suç duyurusunda bulunduğunu, kambiyo senedi niteliği taşıyan bonolar sebepten mücerret kıymetli evrak niteliğinde olup, kambiyo senedine karşı ileri sürülen her türlü iddianın aynı nitelikte yazılı delillerle kanıtlanması gerektiğini, bu nedenle davacının borcun ödendiğine dair iddiasını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 169/a hükmünde sayılan yazılan belgelerle ile ispatlamak zorunda olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacılar tarafından her ne kadar takip dayanağı senet borcuna karşılık ... İlçesi, ...'de bulunan sahibi ... olan 33 dönüm araziyi kiralayarak pamuk ektiğini, ekerek yetiştirdiği ürünü müvekkilinin aldığı iddia edilmiş ve buna ilişkin belge ibraz edilmiş ise de ibraz edilen belgeye bakılacak olursa davacıların delil olarak sunduğu belgede takip konusu bonoya mahsuben yapıldığı yönünde açıkça bir atıf bulunmadığını, takip dayanağı bono 11.01.2013 tanzim, 11.10.2015 vade tarihli olmasına rağmen ödeme belgesi olarak iddia edilip ibraz edilen belgenin 10.09.2010 tarihli olduğunu, dikkat edilecek olursa davacıların delil olarak sunduğu belge, müvekkili tarafından takibe dayanak olarak gösterilen bononun tanzim tarihinden dahi önceki tarihe ilişkin olup, (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacıların delil olarak ibraz ettikleri belgenin takip konusu borç ile alakası dahi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından Adana 5. İcra Dairesinin 2017/867 E. sayılı takibine konu alacaklısı ..., borçluları ... ve ... olan, 11.10.2015 ödeme tarihli, 60.000,00 TL bedelli senet borcu için, senede karşılık 10.09.2010 tarihli ödeme belgesi ile 33 dönüm pamuğun alındığının iddia edildiği, belgedeki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği, takip konusu bononun düzenleme ve vade tarihlerinin, ödeme belgesi olan belgeden sonra olduğunun tespit edildiği, fakat Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/37 E., 2021/386 K. sayılı ilamı ile senet üzerinde düzenleme ve ödeme tarihlerinin farklı bir mürekkepli kalemle yazıldığı, senedin aldatma kabiliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bu ödeme belgesinin tanık delili ile kuvvetlendirildiği ve desteklendiği ve davalının bu senet nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı ceza aldığı da dikkate alınarak kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Adana 5. İcra Dairesinin 2017/867 E. sayılı takibine konu alacaklısı ..., borçluları ... ve ... olan, 11.10.2015 ödeme tarihli, 60.000,00 TL bedelli senet nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, 12.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
karar verilmiş hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Adana 5. İcra Dairesinin 2017/13227 E. sayılı takibine konu bono incelendiğinde; lehtarın ..., keşidecinin ..., avalistlerin ... ve ... olduğu, 11.01.2013 tanzim, 11.10.2015 ödeme tarihli, 60.000,00 TL bedelli olduğu, ...'in vefatı ile mirasçıları olan davacılar ve keşideci hakkında takip başlatıldığı, davacı tarafından ibraz edilen ve davalı tarafından imzası inkar edilen 10.09.2010 tarihli belge incelendiğinde; "Bana verilen borç senedi için #60.000 YTL# ...'de bulunan 33 dönüm pamuğu alacağıma karşılık ...'ten teslim aldım." şeklinde düzenlendiği, davalı tarafın belge altındaki imzayı inkar etmesi sebebiyle İlk Derece Mahkemesince alınan ... Dairesi tarafından düzenlenen 03.06.2021 tarihli rapor ile; inceleme konusu 10.09.2010 tarihli belgede ... adına atılı imza ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'un eli ürünü olduğu, inceleme konusu senette yer alan "11.10.2015", "#.....#", "#....#", "...", "...", "1 55...02 ", "11/01/2013", "1 55...48 " ve "1 55...84 " ibarelerinin bir kalemle yazılmış olduğu, diğer yazıların farklı fiziki evsafta ikinci bir kalemle yazılmış olduğu, inceleme konusu senette yer alan "YTL" ibaresindeki "Y" harfinin "#" işaretinin altında olduğu kanaatini bildirir rapor düzenlendiği, davacılarca, davacı ...'in davalıya olan borcuna karşılık dava konusu bonoyu keşide edip verdiği, bu bonoya karşılık 10.09.2010 tarihli ödeme belgesi ile 33 dönüm pamuğun davalı tarafa borca karşılık verildiğinin iddia edildiği, bono düzenlenirken tanzim ve vade tarihinin yazılı olmadığı, sonradan eklendiği, bu bono haricinde davalı ile aralarında başkaca ticari ilişki olmadığı, bonodan kaynaklanan borcu ödediğini iddia ettiğinden ispat yükünün, bono bedelinin ödendiğini iddia eden davacı borçlulara ait olduğu, davacıların ödemeye ilişkin iddialarını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmek zorunda olup, bu hususta dosyaya ödeme belgesi ibraz edildiği, davalı tarafından bu belge altındaki imza inkar edilmiş ise de imzanın davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar belge tarihi senet tanzim tarihinden önce ise de mahkemece alınan Adli Tıp Kurulu raporu ile senetteki tarihlerin yazı yaşı tespit edilemeyip tarihlerin farklı bir kalemle yazıldığının belirlendiği, davalı tarafın ödeme belgesinde açıkça senede atıf olmadığından bu belgenin senetle ilgisi olmadığına yönelik savunmada bulunduğu ancak aralarında başkaca alacak borç olduğu yönünde bir delil ileri sürmediği anlaşıldığından davalı tarafından imzalanan bu belgenin dava konusu senede yönelik düzenlendiği ve bu belge ile senet borcunun ödendiği iddiasının davacılar tarafından HMK'nın 200. vd. maddeleri uyarınca usulüne uygun yazılı deliller ile ispat edildiği ve tahsil edilen senet bedelinin yeniden takibe konulmasında davalı tarafın kötüniyetli olduğu anlaşıldığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kambiyo senedine dayalı icra takibinde, senedin düzenlenme ve vade tarihleri ile borçlunun ekonomik durumu, taraflar arasındaki muvazaaya dayalı tapu iptali davalarının kesinleşmesi gibi olgular birlikte değerlendirildiğinde senedin muvazaalı düzenlendiği sonucuna varılabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/5491 · K: 2026/2128 · T: 16.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bonoda yazı ile ve rakamla gösterilen bedeller arasında fark bulunması hâlinde yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur ve icra takibi bu miktarı aşamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2026/1390 · K: 2026/2153 · T: 20.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bir işletmenin eski çalışanının, kişisel bilgi ve tecrübesini kullanarak rakip bir işletme bünyesinde faaliyet göstermesi ve bu işletmenin eski işverenin müşterilerinden birine satış yapması, sözleşmedeki rekabet yasağına dayanılmadıkça ve haksız rekabet teşkil eden somut fiiller ispatlanmadıkça tek başına haksız rekabet oluşturmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/5901 · K: 2026/3196 · T: 03.06.2026