Yargı Kararları
Hile ve tehdit hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, hile veya tehdidin varlığı ile davalının bu durumu bilerek kötü niyetle tapuyu devraldığı somut ve inandırıcı delillerle ispatlanmadıkça dava kabul edilemez.
Davacının avukatlık ilişkisi kapsamında hile ve tehditle iradesinin sakatlandığı iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasında, iddia edilen hileli ve tehdit içeren eylemlere ilişkin ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verilmesi, tanıkların görgüye dayalı somut bilgi sunamaması ve iddiaların inandırıcı delille desteklenmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5932, K. 2026/4406, 02.06.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/5932
- Karar
- 2026/4406
- Tarih
- 02.06.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/428 E., 2025/2533 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/106 E., 2023/381 K.
Dava, hile ve tehdit hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; dava konusu 1 ada 157 parsel sayılı taşınmazdaki 1B blok 68 numaralı bağımsız bölümün kayden maliki olduğunu, davalı tarafından hile ve cebir ile iradesinin sakatlandığını, hukuki ehliyetsizliğinden de faydalanılarak taşınmazın devredildiğini, davalı ... ve onunla birlikte hareket eden şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, avukatı olan davalı ...’in vekalet ilişkisinden ... sorumluluğunu yerine getirmediğini, ceza soruşturmasındaki diğer kişilerle kendisini zarara uğrattığını, avukatlık hizmet bedeli olarak dava konusu taşınmazı istediğini ancak soruşturma dosyasındaki kişilerin avukatlık sözleşmesine konu işte kendisini dolandırdıklarını, avukatlık vekalet ücretinin hiç doğmadığını, hile ve cebir ile dolandırıldığını, gaspa uğradığını, davalı ...’nin de ... ...’in eşi olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; devirden 15 ay sonra dava açıldığını, davacının, Şirketinin tek imza yetkilisi olmasına rağmen 1 yıl daha kendisi ile çalışmaya devam ettiğini, davacının diğer ortakları ile sorun yaşaması üzerinden 8 ay geçince dava açıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının ortağının şahsı adına çok kârlı bir taşınmaz aldığını, bu işlemin hukuki sürecini avukat olarak kendisinin yürüttüğünü, davacıyı sevdiği için bu tapuya ortak olmasını tavsiye ettiğini, parası olsa kendisinin de ortak olacağını söylediğini, davacının araştırıp haklı olduğuna kanaat getirdiğini, hatta payı olan ortağın davacıyı işin içine dahil ettiği için kendisine kızdığını, davacının o taşınmazın yarı payının 20 milyona alınması konusunda anlaştığını, şu anda yarısının 75 milyon olduğunu, davacının kendisine çok teşekkür ettiğini, ortağı ile sorunlar yaşayınca da kendisine baskı kurmak için eldeki davayı açtığını, iddiaların temelsiz olduğunu, dolandırıldığını iddia eden davacının 55 milyon kâr elde ettiğini, taşınmazın alındığı gün davacının kendinse hayırlı olsun dileklerini ilettiğini, davacıyı dolandırmadığını ve tehdit etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar vekili; cebir, hile ve tehdidin söz konusu olmadığını, 1.100.000,00 TL bedelle anlaşılarak taşınmazın alındığını, bedelin bir kısmının elden, bir kısmının ise banka aracılığıyla ödendiğini, davacının taşınmazın satış gününde hayırlı olsun mesajı attığını, sonrasında da müvekkilleri ile uzun dönem samimi görüştüğünü, davacının bahsettiği soruşturma dosyasının başka bir taşınmazla ilgili olduğunu, o olayda da müvekkili ... ...’in tavsiyede bulunduğunu ve davacının kâr ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı ... arasında 11.04.2018 tarihinde imzalanan yazılı avukatlık sözleşmesine göre davalı ... ile davacı arasında, davacı hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen 2017/210775 soruşturmada davalı avukata yetki verildiği, karşılığında davacının 25.000 USD peşin, yurt dışı yasağının kaldırılması sonrası ilaveten 25.000 USD ödemeyi, takipsizlik yahut beraat kararı verilmesi halinde ilave 50.000 USD para vermeyi üstlendiği, davalı ...’in dava konusu taşınmazın 1.100.000,00 TL bedelinin davalıya ödenerek satın alındığını savunduğu, resmi satış senedinde satış bedelinin 509.000,00 TL olduğu, davacı vekilinin 15.11.2022 tarihli açıklama dilekçesinde ne şekilde hileli davranışlara maruz kaldığı konusunda tam bir açıklama yapamadığı, tehdit iddiası yönünden de ne şekilde tehdit ve baskıya maruz kaldığına dair somut bir açıklama yapılmadığı, dava dışı ... ile davacının ... ilçesi, Kumcular mevkiinde bir arsanın ortak satın alınması konusunda görüşmeler yaptığı, tanık olarak dinlenen ...'ın bu satışa aracılık ettiği, davalı ...'in avukat olarak bu arsa üzerinde bulunan bazı hukuksal pürüzleri gidermeyi üstlendiği hususlarının dosya kapsamından anlaşıldığı, davacının bu görüşmelerden bir sonuç alamadığını, arsanın yarısının tapusunun satın alınamadığını, buna rağmen dava konusu taşınmazı davalı ...'in eşi üzerine vermek zorunda kaldığını, dolandırıldığını ileri sürdüğünü, bu konuda davacının davalı ... ile dava dışı ... ve arkadaşları aleyhinde yaptığı şikayet üzerine hazırlık soruşturması yürütüldüğü ve İstanbul CBS'nin 2021/... soruşturmada 2022/73184 karar no ile takipsizlik kararı verildiği, dinlenen davacı tanıklarının hile ve tehdide yönelik görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığını açıkladıkları, özellikle davacı tanığı ...’ın dava konusu taşınmazın davalı ...'in eşi adına satın alınırken davacının kandırıldığına dair bir bilgi sahibi olmadığını açıkladığı, davalı tanıklarının da davalı ... tarafından davacıya uygulanan hile veya tehdide yönelik somut bir bilgi veremediği, taşınmazı davacıdan vekaleten devir alan davalı ...'nin ayrıca, davacıya yapılmış ise hile ve tehdit içeren davranışları bilmesi ve kötü niyetli şekilde tapuyu devir alması gerekirken bu konuda davacı tarafın yeterli ve inandırıcı delil sunamadığı, davalı ...’nin kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... ve bu kişiyle eylem ve fikir iş birliği içerisinde olduğu iddia edilen dava dışı üçüncü kişiler hakkında dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, tehdit, hakaret, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek/suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yağma, kişilerin huzur ve sükununu bozma, şantaj ve iftira suçlarından başlatılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiği, dava dışı Kuyumcular'daki taşınmazın alımı konusunda davacının kandırılarak dava konusu taşınmazın kazanıldığına yönelik iddianın da ispatlanamadığı, nitekim davacı tanıklarının davalının davacıya karşı hileli eylemine şahit olmadıklarını beyan ettikleri, dava dışı taşınmaz ile ilgili dava dışı üçüncü kişilerle yaşanan sorunların bu davada davalılara karşı hile ve tehdit eylemi olarak öne sürülmesinin mümkün olmadığı, bunun ayrı bir dava konusu olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Uyuşturucu madde ticareti suçunun zincirleme biçimde işlenmesi hâlinde, sanığın cezasında TCK'nın 43. maddesi gereği yapılacak artırım miktarının eylem sayısına göre yeterli ölçüde belirlenmesi gerekir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E: 2024/2161 · K: 2025/4031 · T: 20.05.2025 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Sanığın aynı mağdura karşı birden fazla hırsızlık suçu işlediğine dair beyanı bulunuyorsa, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi için ilgili dava dosyalarının getirtilmesi gerekir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi · E: 2025/10980 · K: 2025/19225 · T: 28.10.2025 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüye dava açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın tebliğinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 263. maddesindeki usule uyulmaması, kararın kesinleşmemesine ve TCK'nın 191/4. maddesi gereği açılacak kamu davasının dava şartının gerçekleşmemesine yol açar.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E: 2026/8645 · K: 2026/11349 · T: 15.09.2026