İçeriğe geç

Yargı Kararları

Ceza mahkemesinde kesinleşmiş olarak tespit edilen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlar ve aynı konu hukuk mahkemesinde yeniden tartışılamaz.

Takibe konu bononun sahte olarak düzenlendiğinin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile sabit olması halinde, hukuk hakimi TBK'nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi vakıalarla bağlı olup menfi tespit davasının kabulüne ve müteselsil borçlular için TBK'nın 169. maddesine göre tek bir kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5600
Karar
2026/2566
Tarih
04.05.2026

İlgili mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 169
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 355
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 369/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 339

MAHKEMESİ :Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI :2025/1127 Esas, 2025/1275 Karar
HÜKÜM :Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ :Samsun Asliye ... Mahkemesi
SAYISI :2021/358 E., 2025/480 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müteveffa babası ... ..'a hayatının son 5-6 ayında yardımcı olan davalı ...'un, bu hizmetinin karşılığında müteveffaya ait mesken niteliğindeki taşınmazda hayatı boyunca ücretsiz oturmayı istediğini, davalının bu isteğini müvekkillerinin ve müteveffanın kabul etmesi üzerine taraflar arasında 29.07.2019 tarihli taahhütname imzalandığını, davalının müvekkili ... ve müteveffanın taahhütnameye atmış olduğu imzayı kötüye kullanarak, yani imzanın üzerindeki boşluğu 420.000,00 TL bedelli bir senet metnine çevirerek müvekkili ...'ı ve müteveffayı kendisine borçlu konumuna getirerek davalı tarafça müvekkilleri hakkında icra takibi başlatıldığını, ev kirası dahi ödeyemeyecek durumda olan davalının 420.000,00 TL biriktirmesi ve birikiminin tamamını hiçbir teminat almaksızın bir çırpıda müteveffaya vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, icra takibine konu edilen sahte senet hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam etmekte olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin Samsun İcra Müdürlüğünün 2021/9312 E. sayılı dosyasına konu bono sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müteveffa babası ... ...'a hayatının son 5-6 ayında yardımcı olan davalı ...'un bu hizmetinin karşılığında müteveffaya ait mesken niteliğindeki taşınmazda hayatı boyunca ücretsiz oturmayı istediğini, davalının bu isteğini müvekkillerinin ve müteveffanın kabul etmesi üzerine taraflar arasında 29.07.2019 tarihli taahhütname imzalandığını, davalının müvekkili ... ve müteveffanın taahhütnameye atmış olduğu imzayı kötüye kullanarak, yani imzanın üzerindeki boşluğu 420.000,00 TL bedelli bir senet metnine çevirerek müvekkili ...'ı ve müteveffayı kendisine borçlu konumuna getirerek davalı tarafça müvekkilleri hakkında icra takibi başlatıldığını, ev kirası dahi ödeyemeyecek durumda olan davalının 420.000,00 TL biriktirmesi ve birikiminin tamamını hiçbir teminat almaksızın bir çırpıda müteveffaya vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, icra takibine konu edilen sahte senet hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin Samsun İcra Müdürlüğünün 2021/9312 E. sayılı dosyasına konu bono sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların öne sürdüğü hususların mesnetsiz ve soyut çıkarımlardan ibaret olduğunu, senede karşı ileri sürülen iddiaların yine senet yahut diğer kesin belgelerle ispatının, ispat hukukunun en temel kurallarından olduğunu, davacı tarafın imzanın murislerine ve davacılardan ...'a ait olmadığını iddia edemedikleri gibi davaya konu senetten kaynaklanan borcu ödediklerine ilişkin bir evrakı da dava dosyasına kazandıramadığını, takip konusu senedi müvekkiline davacıların değil davacıların murisinin teslim ettiğini, bu nedenle böyle bir senedin teslim edilip edilmediği hususunda davacıların bilgileri dahi olamayabileceğini, senedin muris tarafından müvekkiline yazılı ve imzalı halde teslim edildiğini savunarak davanın reddi ile davacıların %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 29.07.2019 tanzim ve 01.01.2020 vade tarihli, 420.000,00 TL bonoya dayalı olarak davacı ... ile ... ... mirasçıları olan diğer davacılar hakkında Samsun İcra Dairesi'nin 2021/9312 E. sayılı dosyası ile kambiyo senedine özgü takip başlattığı, davacıların senedin sahte olarak düzenlendiği iddiası ile eldeki menfi tespit davasını ikame ettikleri, gerek asıl davada gerekse birleşen davada davacıların iddialarına ilişkin olarak senedin sahteliği hususunda yargılama yapıldığı, maddi vakaların tespiti hususunda ceza yargılamasının bekletici mesele yapıldığı, anılan kovuşturma dosyasında mahkemece sanık ...'un kendi lehine alacak elde etmek amacıyla kendisinde kalan bu belgenin kendi imza ve isim kısmının yanından ve yine yazıların bulunduğu kısım ile ... ve ... ... isimlerinin bulunduğu yerin üst kısmından kesmek ve üzerini bono vasfında doldurmak suretiyle suça konu edilen bonoyu tamamen sahte olarak oluşturduğu, taraflar arasında anlaşmazlık meydana gelince de suça konu bonoyu kambiyo senetlerine mahsus icra takip yoluna koyarak haksız menfaat temin etmeye çalıştığı kanaati ile davalı hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi gereği hukuk hakiminin ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararlarıyla da bağlı olmadığı ancak kesinleşmiş şekilde tespit edilen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı, ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılmasının olanaklı olmadığı (Yargıtay 11. HD'nin 23.09.2024 tarihli, 2023/4793 Esas, 2024/6689 karar sayılı ilamı), toplanan deliller, tarafların iddia ve savunmaları ile ceza yargılamasının kesinleşen mahkumiyet hükmü nazara alındığında asıl ve birleşen davaya konu Samsun İcra Dairesi'nin 2021/9312 E. sayılı dosyasına dayanak teşkil eden senedin borçluların imzalarından faydalanılarak sahte olarak oluşturulduğu anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacıların Samsun İcra Dairesi'nin 2021/9321 E. sayılı dosyasına konu senet sebebi ile davalı yana borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulü ile 63.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, birleşen davanın kabulü ile davacıların Samsun İcra Dairesi'nin 2021/9321 E. sayılı dosyasına konu senet sebebi ile davalı yana borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulü ile 63.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle takibe konu senedin borçluların imzalarından faydalanılarak sahte olarak düzenlenmiş olduğunun kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile sabit olmasına göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, davalı alacaklı tarafından, davacıların başvuru borçlusu olduğu tek bir bonoya dayalı olarak davacılar hakkında tek bir icra takibine geçilmiş olduğu, isabetli olarak birleştirilip görülen işbu davada müteselsil takip borçluları olan davacılar lehine TBK'nın 169. maddesi çerçevesinde tek bir kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerekirken, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne davacıların Samsun İcra Dairesi'nin 2021/9321 E. sayılı dosyasına konu senet sebebi ile davalı yana borçlu olmadıklarının tespitine, birleşen davanın kabulüne, davacıların Samsun İcra Dairesi'nin 2021/9321 E. sayılı dosyasına konu senet sebebi ile davalı yana borçlu olmadıklarının tespitine, asıl ve birleşen davada davacıların kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulü ile 63.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, takip dayanağı bononun sahte olarak düzenlendiği iddiasına dayanan, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 21.688,43 TL temyiz ilam harcı ile 3.608,50 TL temyiz başvuru harcının HMK'nın 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yadımdan yararlanan temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, 04.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama