İçeriğe geç

Yargı Kararları

Bononun gerçek düzenlenme tarihinden önce tanzim edildiği; taraflar arasında ticari ilişki bulunmaması, bono bedeliyle havale tutarlarının uyuşmaması ve vergi kayıtlarına geç ve sonradan düzeltme yapılarak girilmesi gibi karineler yoluyla ispatlanabilir.

Şirket eski müdürünün, görevden ayrıldıktan sonra eşinin ortağı olduğu şirketi alacaklı kılmak amacıyla geçmişe tarihli bono düzenlediğinin; taraflar arasında ticari ilişki bulunmaması, havale tutarlarının bono bedeliyle örtüşmemesi, bononun düzenleme tarihinde beyannamelere girmeyip yıllar sonra sehven yapılan düzeltmeyle kayda alınması gibi delillerle ortaya konulması halinde menfi tespit davasının kabulü gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/6556
Karar
2026/3309
Tarih
08.06.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/175 Esas, 2025/1244 Karar

KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/85 E., 2023/1018 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu 28.06.2016 tanzim 15.10.2018 ödeme tarihli 431.550,00 TL'lik bononun şirket müdürü olan ... tarafından geçmişe yönelik olarak müvekkili şirketi borçlandırmak ve eşinin ortağı olduğu davalı ... alacaklı kılmak amacıyla düzenlendiğini, müvekkili şirketin takip konusu bonolardan dolayı davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek müvekkili şirketin icra takip dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bononun geçmişe yönelik olarak düzenlenmediğini, bono kapsamında müvekkili şirketin alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki şirketin temsilcisi olan ...'ın eşinin ortağı olduğu davalı ... alacaklı kılmak amacıyla geçmişe yönelik dava konusu bonoyu düzenlediği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere şirketler arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, yalnızca para alışverişi kapsamında cari hesap bakiyesinin bulunduğu, bononun düzenleme nedeninin nakden olarak bonoda derc edildiği halde davalı şirket temsilcisinin duruşmadaki beyanlarında davacı şirkete demir ve sunta sattıklarını, ayrıca verilen borç para karşılığında bononun düzenlendiğini ifade ettiği, oysaki dosyaya sunulan havale makbuzlarında yalnızca 68.600,00 TL tutarındaki makbuzlar yönünden borç para şeklinde açıklamanın bulunduğu, buna mukabil bono bedelinin 431.550,00 TL olduğu, bononun düzenlendiği tarih itibariyle vergi dairesine verilen beyannamelerde yer almadığı halde bilahare davacı şirket muhasebecisinin şifresini kullanan ...'ın 20.02.2021 tarihinde sehven eksik ve hatalı giriş nedeniyle düzeltme yapmak suretiyle dava konusu bononun kayıt altına alınmaya çalışıldığı, tüm bu hususların davalı şirket yönünden çelişkili davranış yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle davacı şirket temsilcisinin temsilci olduğu dönemi kapsar şekilde davacı ... borçlandırmak amacıyla dava konusu bonoyu düzenlediği, söz konusu bonoyu geçmişe yönelik olarak düzenlenme imkan ve ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2020/12352 takip sayılı dosyası yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'ın 10.10.2011- 12.08.2016 tarihleri arasında davacı şirketin, 29.06.2016 itibarı ile de davalı şirketin müdürü olduğu, davaya konu bononun ... tarafından davacı şirket müdürü sıfatı ile davalı şirket lehine düzenlendiği, senette nakden kaydı mevcut ise de; ...'ın 08.06.2022 tarihli duruşmadaki beyanında bonoya karşılık demir ve sunta sattığını, ayrıca banka havalesi ile davacı şirkete gönderilen borç paranın karşılığını olduğunu ileri sürdüğü, 08.03.2023 tarihli duruşmada bononun ticari ilişki kapsamında düzenlendiğini beyan ettiği, bilirkişi raporunda taraf şirketler arasında ticari ilişki bulunmadığının belirtildiği, bononun düzenlendiği tarih itibariyle vergi dairesine verilen beyannamede yer almadığı, 21.02.2021'de 2017 yılına ait düzeltme ile kayıt altına alındığı, mutabakat mektubunun da ... tarafından imzalandığı dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince dava konusu bononun davacı şirketin eski müdürü olan ...'ın, eşinin ortağı olduğu davalı ... alacaklı kılmak amacı ile geçmişe yönelik düzenlendiği kabul edilerek menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.



Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama