İçeriğe geç

Yargı Kararları

Ticari satımda başka yerden gönderilen malın alıcıya ulaşmasından sonra derhal muayene ve gizli ayıp halinde öğrenildiğinde derhal ihbar külfeti yerine getirilmezse alıcı satılanı kabul etmiş sayılır ve satıcının sorumluluğu doğmaz.

Ticari satım sözleşmesinde başka yerden gönderilen malın tesliminden sonra alıcının TTK m. 23 ve TBK m. 223 uyarınca satılanı gecikmeksizin muayene etme ve gizli ayıbı öğrenir öğrenmez derhal bildirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, malın teslim anında ayıplı olduğunu ispat yükü alıcıya geçer ve bu ispat sağlanamadıkça alıcı satılanı kabul etmiş sayılarak satıcıdan bedel iadesi ve tazminat talep edemez.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/6112
Karar
2026/3083
Tarih
01.06.2026

İlgili mevzuat

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 223
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 226
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372


MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/225 Esas, 2025/1049 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1487 E., 2021/605 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, davalı şirketten 06.08.2015 tarihinde, KDV dahil 16.139,26 TL bedelli fatura ile 4.706 kilogram ethyl acetate (etil asetat) satın aldığını, söz konusu kimyasal malın, ödemeden bir gün önce 05.08.2015 tarihinde müvekkili şirketin merkezine teslim edildiğini, teslimatın davalı şirketin kendi sağladığı sürücü ve taşıtla olduğunu, gelen tankerdeki ürünün, müvekkili şirket çalışanlarınca, ürünün gerektirdiği hassas ölçüye uygun biçimde müvekkilinin temin ettiği daha önce hiç kullanılmamış depo kazan tanklara aktarıldığını, müvekkili şirketin, davalı şirketten satın aldığı ve ayıplı olduğunu bilmeden kullandığı ürünlerdeki gizli ayıp nedeniyle, başarısız bir kimyasal reaksiyon elde ettiğini, kullanılamaz nitelikte bir ürün ve maddi zarar doğuran bir üretim gerçekleştiğini, bu durumun, üretim kazanlarında temizlik çalışması yapılmasını gerektirdiğini ve üretimin bir süre durmasına ve sonrasında gecikmeler yaşanmasına neden olduğunu, dava konusu ayıplı mal ile birlikte üretime giren, 6 ton malzemenin jelleşerek zayi olduğunu, jelleşmenin nedeni araştırıldığında buna etil asetat içerisindeki fazla su miktarının neden olduğunun anlaşıldığını, davalı şirketin sürücüsünün malı teslim ederken, müvekkili şirket çalışanlarına, "aracın yola çıkmadan önce temizlendiğini ve deponun yıkandığını” bildirdiğini, davalı şirket çalışanının bu beyanı ile; tankerin deposunun yola çıkmadan ve etil asetat yüklenmeden önce temizlik gayesiyle yıkandığı, davalı şirketin içinde bulunduğu acele sevkiyat sebebiyle tankerin kurumasına yeterince izin verilmediği, davalı şirketin dikkatsizliği, özensizliği ve ticari basiretsizliği nedeniyle gizli ayıba neden olduğu hususunun ortaya çıktığını, ayıplı malın kullanımı ile oluşan ve jelleşen malın imha edilmek zorunda kalındığını ileri sürerek müvekkili tarafından davalıya ödenen ayıplı mal bedeli olan 16.139,26 TL, dava konusu ayıplı mal ile birlikte üretime giren, jelleşen ve zayi olan (ayıplı mal dışındaki diğer) malzeme tutarı olarak 2.000,00 TL, ayıplı malın kullanımı ile oluşan ve jelleşen malın imha maliyeti olarak 3.000,00 TL, jelleşmenin meydana geldiği reaktörün temizleme maliyeti olarak 3.000,00 TL, üretimde gecikme ve reaktörün kullanılamaması nedeniyle doğan zarar karşılığı 2.000,00 TL, ayıplı mal nedeniyle zayi olan malzemenin satılamaması nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı kâr kaybı karşılığı 1.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 27.139,26 TL'nin, ayıplı mal bedeline ilişkin talep edilen 16.139,26 TL'nin ödeme tarihi olan 06.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, diğer talepler yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 29.06.2021 tarihli dilekçesi ile, 3.000,00 TL imha bedeli talebini 10.010,80 TL, 3.000,00 TL reaktör temizleme bedeli talebini 13.570,00 TL olarak artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı şirket usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, vekilinin dosya kapsamındaki yazılı beyanlarıyla; davacının ayıp ihbarını teslimden itibaren 8 gün değil tam 27 gün sonra 01.09.2015 tarihinde yaptığını, ayıp ihbarı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23. maddesinde belirlenen sürede yapılmadığından geçerli olmadığını, dava konusu malın ayıplı olduğu bir an için kabul edilse bile davacı süresi içinde ve usulüne uygun şekilde ihbarda bulunmadığı için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 223. maddesi gereğince malı o hali kabul etmiş sayılacağını, davacıya satılan malın aynısının, malın depolandığı aynı tanktan alınarak aynı gün, aynı araçla başka alıcılara da satıldığını, davacının aksine bu alıcılardan hiçbirisinin bir kusur beyan etmediğini, davacının iddiasına göre dava konusu maldaki kusurun, su oranının olması gerekenden yirmi kat daha yüksek olması ve bu orandaki fazla suyun nakil aracının yıkanarak temizlendikten sonra iyice kurutulmamasından kaynaklanmış olabileceği şeklinde olduğu, bu iddianın doğruluğu bir an için kabul edilse bile davacının bu gerekçeye dayanamayacağını, çünkü davacının malı teslim aldığı tarihte, nakil aracı kendi hakimiyet alanında beklerken maldan numune alıp muayene etmesi gerekirken, bu muayeneyi yapmadığını ve nakil aracının teslimden sonra teslim mahallinden ayrılmasına izin verip teslimden 27 gün sonra ayıp ihbarında bulunduğunu, bu nedenle nakil aracında su bulunup bulunmadığının geriye yönelik olarak saptanması ve iddia doğru ise müvekkilinin tanker sahibine rücu etmesi olanağı kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında; davacı şirket tarafından 4.760 kg ethyl acetate karşılığında davalı şirket hesabına 06.08.2015 tarihinde 16.139,26 TL ödeme yapıldığı, davalı şirket tarafından ise ticari ilişkiye konu malın 05.08.2015 tarihinde davacı şirkete teslim edildiği, davacı şirket tarafından teslim alınan satışa konu ürünün 20.08.2015 tarihinde üretime alındığı, üründe meydana gelen jelleşmenin 01.09.2015 tarihli e-mail ile davalı şirkete iletildiği, davalı şirket tarafından şahit numunesinin alınarak davacı tarafa teslim edildiği, şahit numunenin davacı tarafça incelettirilmesinde sorun bulunmadığı, aynı şahit numunesinin davalı tarafça davacıdan istenerek yeniden incelenmesinde de sorun bulunmadığı, davalı şirket tarafından tanker ile teslim edilen maldan şahit numune alınmadığı, davacı tarafından teslim alınarak üretime sokulan üründe ayıp bulunduğu, üretim ile ortaya çıkması nedeniyle maldaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, davacı şirket tarafından davalı şirketten satın alınan üründen teslim anında şahit numune alınmadığından davaya konu üründeki ayıbın davalı şirketten kaynaklanıp kaynaklanmadığının ispata muhtaç olduğu, davacı şirketin ise davalı şirketin ayıplı ürün teslim ettiğini dosyada mevcut deliller ile ispat edemediği, davacı şirket tarafından 20.08.2015 tarihli üretim ile ortaya çıkan satışa konu ethyl acetate ürünündeki ayıbın gizli ayıp mahiyetinde olduğu, davacı şirket yetkilileri tarafından satın alınan üründeki gizli ayıbın 6102 sayılı TTK'nın 18. maddesine göre yazılı olarak davalı şirkete bildirilmesi gerektiği, davacı şirket tarafından gizli ayıbın davalı tarafa 01.09.2015 tarihli e-mail ile bildirildiği, 6102 sayılı TTK'nın 18. maddesine göre tacir olan ve basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı şirket yetkilileri tarafından 6102 sayılı TTK'nın 23/3 hükmüne istinaden satışa konu üründe üretim ile ortaya çıkan gizli ayıba ilişkin ihbarın 8 gün içerisinde yapılması gerekirken 8 gün geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmediği veya buna ilişkin bir belge de sunulmadığı, satılanın başka yerden gönderilmesi halinde TBK'nın 226/2 hükmü uyarınca alıcının, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlü olduğu, bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükünün alıcıya düştüğü, satıma konu emtianın davacıya 05.08.2015 tarihinde teslim edildiğinin ihtilaf konusu olmadığı, talimat yoluyla alınan 24.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi davacının, davalıya gönderdiği 10.09.2015 tarihli mailde satılanın 20.08.2015 tarihinde üretimde kullanıldığının belirtildiği, davalıdan satın alınan ürünlerin depo kazan tanklara aktarıldığının dava dilekçesindeki beyandan anlaşıldığı, buna göre, dava konusu ürünlerin teslim tarihinden üretim tarihine kadar davacının depo kazan tanklarında bekletildiği, dava dilekçesinde taşımayı yapan araç sürücüsünün davacı çalışanlarına, malı teslim ederken aracın yola çıkmadan önce temizlendiği ve deponun yıkandığı şeklinde beyanda bulunduğu ifade edilmesine rağmen davacı tarafça teslim alınan emtiadan örnek alınarak 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c hükmündeki muayene külfetinin yerine getirilmediği, bunun yanı sıra davacı tarafça satılanın gizli ayıplı olduğu iddia edilmesine ve ayıbın 20.08.2015 tarihinde öğrenilmesine rağmen derhal ayıp bildiriminde bulunulmadığı, ilk derece mahkemesince talimat yoluyla alınan 13.12.2019 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda söz konusu ayıbın davalı tarafça yükleme yapılan tankerin içinde kalan suyla karışmasından meydana gelip gelmediğinin tespiti için yeterli veri olmadığının tespit edilmesi ve satılanın teslimden üretime kadar davacının depo kazan tanklarında bekletilmiş olması karşısında satıcının ağır kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceği, davacı süresi içerisinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, bu halde TBK'nın 223/2 hükmü gereğince satılanı kabul etmiş olduğundan davalıya bir sorumluluk yüklenemeyeceği, bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle bedelin iadesi ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.




Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama