İçeriğe geç

Yargı Kararları

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin taraflarca sonradan düzenlenen paylaşım sözleşmesi ile tadil edilmesi hâlinde, bu paylaşım sözleşmesi kapsamında verilen bonolar geçerli olup arsa sahibinin bonolara ilişkin menfi tespit talebi kabul edilemez.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin taraflarca noterlikte düzenlenen paylaşım sözleşmesi ile tadil edildiği ve icra takibine konu bonoların bu paylaşım sözleşmesi gereği verildiğinin sabit olduğu durumlarda, bonoların geçerli olduğu kabul edilerek arsa sahibinin bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve bonoların iptali talebiyle açtığı menfi tespit davasının reddi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas
2025/3708
Karar
2026/2947
Tarih
01.07.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı HMK Geçici m. 3/2
  • 1086 sayılı HUMK m. 428
  • 1086 sayılı HUMK m. 439/2

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/289 E., 2021/324 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı yüklenici şirket arasındaki .... Noterliği'nin 21.11.2005 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 3. maddesi gereği emsal hesabının 2.5 üzerinden hesaplanacağını ve paylaşım oranının da %50 olduğunu yine sözleşmenin 5. maddesine göre de inşaatın 31.12.2009 tarihinde tamamlanmış ve iskân için müracaat edilmiş olacağını davalı firmanın inşaatı süresi içinde bitiremediğini, davalı firmanın müvekkilinin hiçbir araştırma yapmasına müsaade etmeksizin .... Noterliği'nin 30.12.2009 tarih ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde paylaşım sözleşmesi yaptığını bu sözleşmeye göre davalının asıl sözleşmeden fazla olarak 28 m² müvekkiline verildiği gerekçesi ile müvekkilinden 30.06.2010 vadeli 20.000,00 TL lehtarı ... Gayrimenkul A.Ş, 30.08.2010 vadeli 20.000,00 TL bedelli 30.10.2010 vadeli 20.000.00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL bedelli bonolar alındığını, müvekkilinin kendisine isabet eden taşınmazları inceleme şansı bulduğunu ve kendisine verilen bağımsız bölümlerin toplam emsal m²'nin alması gerekenden az olduğunu gördüğünü, müvekkilinin 450 m² den 2 adet arsasının toplam 900 m²'ye isabet ettiğini davalının toplam inşaat alanından %50 olarak müvekkiline vermesi gereken 1.125 m² yerine yaklaşık 719 m² olduğunu, 1.125- 719 = 406 m² emsalin müvekkiline eksik verildiğini bu durumda da bonoların bedelsiz kaldığının çok açık bir şekilde ortada olduğunu ileri sürerek alınan bonolar nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ve bonoların iptallerine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacıdan olan alacağının senede bağlı olduğunu, senedin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiaların senet kuvvetinde yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, hata ve hileye dayalı iddiaların bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2015 tarihli kararı ile davalı tarafından takibe konu edilen toplam 60.000,00 TL bedelli bonoların davacıdan sözleşmeye göre tapudaki hissesine karşı fazladan verilecek m² için alındığı, ancak aksine davacıya dairelerin m² olarak eksik teslim edildiği, bu durumun aynı zamanda İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin almış olduğu bilirkişi heyet raporu ile de sabit olduğu gerekçesiyle takibe konu bono senetlerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ancak 3. şahısları bağlayacak şekilde iptal kararı verilemeyeceğinden senetlerin iptali talebinin reddine, takibin kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispatlanamadığından ve aynı zamanda talep konusu dava ile ilgili esas yargılamayı gerektirdiğinde davacının yerinde görülmeyen kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 04.12.2015 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine 23. Hukuk Dairesi’nin (kapatılan) 20.05.2019 tarih ve 2016/2509 Esas, 2019/2123 Karar sayılı ilamı ile, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden; taraflar arasındaki 21.11.2005 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılmasından sonra, 30.12.2009 tarihli düzenleme şeklindeki noterlik senedi ile ayrıca bir paylaşım sözleşmesi yapılarak davacı arsa sahibine ait olacak bağımsız bölümlerin belirlendiği ve asıl sözleşmenin 30.12.2009 tarihli paylaşım sözleşmesi ile tadil edildiği, davalı yanca, icra takibine konu edilen bonoların da bu sözleşme gereği verildiği tarafların kabulünde olup asıl sözleşmenin 30.12.2009 tarihli paylaşım sözleşmesi ile tadil edilmiş olması nedeniyle bonoların bu sözleşme kapsamında verildiği ve geçerli olduğu, bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
a. Paylaşım sözleşmesinde, dava konusu senetlerden söz edilmediğini, yani sözleşmede "Bu paylaşım karşılığında şu senetler alınmıştır" şeklinde bir hüküm bulunmadığını, paylaşım sözleşmesinin sadece müteahhit ile müvekkilin dairelerinin paylaşımını düzenlediğini,

b. Senetlerin anılan paylaşım sözleşmesinden hariç olarak, davalı tarafça müvekkilinden talep edildiğini, davalının fazla m² verdiği iddiasına karşılık müvekkilinden alındığını, bu hususta tarafların kabulü olmadığını, taraflarının iddiası ve talebinin; taraflar arasında yapılmış kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müvekkile verileceği kararlaştırılan dairelerin emsal m²’sinin, sözleşmede kararlaştırılandan daha fazla çıktığı gerekçesiyle davalı tarafça müvekkilden alınan toplam 60.000,00 TL bedelli 3 adet senedin, yapılan ölçümler sonucu dairelerin m²'sinde böyle bir fazlalığın olmadığının tespit edilmiş olması sebebiyle bedelsiz kaldığının tespit edilmesi olduğunu, davalının iddiası ve talebinin ise; dava konusu senetlerin hangi gerekçe ile alındığına değinmeden, alacağın senede bağlı olduğundan bahisle, senetlerin bedelsiz kaldığının taraflarınca yazılı belgelerle ispat edilmesi, ispat edilememesi halinde davanın reddi olduğunu ancak, taraflar arasında devam eden başka bir dava dosyasında, senetlerin fazla m²'ye karşılık verildiğinin davalı vekilince ikrar edildiğini,

c. Davalının dava konusu senetleri, davacıya fazla m² verildiği gerekçesiyle almış olduğunu, Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/167 E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu 12.08.2013 tarihli dilekçesinde davalı vekilince kabul edildiğini, davalının anılan beyanının, dilekçesinde “…Dava konusu olayda tarafların birbirlerine karşılıklı borçları olduğu kuşkusuzdur. Zira dava konusu olayda müvekkilimin yükümlülüğü eseri meydana getirmektir. Davacı da karşı edim olarak söz konusu daireler nedeni ile fazla aldığı m² için 30.06.2010, 30.08.20 10... .10.2010 vade tarihli her biri 20.000,00 TL bedelli toplam bedeli 60.000,00 TL olan üç adet senet vermiştir….” şeklinde yer aldığını,

d. İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/167 Esas, 2015/460 Karar sayılı kararında; teslim alınan dairelerde eksik m² olmadığı gerekçesi ile tapu iptal ve tescil taleplerinin reddedilmediğini, her ne kadar haksız ve hukuksuz ise de taraflar arasında imzalanan paylaşım sözleşmesi gereği davalıdan artık eksik emsal alan talep edilemeyeceği yönünde gerekçe oluşturulduğunu, bu hususun ise davalının da ikrar ettiği gibi senetlerin fazla m²'ye karşılık alındığı yönündeki iddiayı çürütmediğini,

e. Diğer yandan davacı müvekkilinin dava konusu senetler sebebiyle borçlu olduğunun taraflarınca asla kabulü anlamına gelmemek kaydı ile; davacı yanın davalı yana karşı açmış olduğu cezai şart ve kira kaybı hususunda bu dosyada bir karar verilmiş olup; bu kararın da İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün 2020/12488 Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, huzurdaki davaya konu davalı yanın İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2013/15602 Esas sayılı dosyasındaki alacağına karşı takas/mahsup talebinde bulunduklarını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, menfi tespit ve bono iptali istemlerine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama