İçeriğe geç

Yargı Kararları

Ticari satımlarda malın ayıbı teslim sırasında açıkça belli ise alıcının bu durumu iki gün içinde, belli değilse incelemeyi müteakip sekiz gün içinde satıcıya ihbar etmesi gerekir ve bu süreye uyulduğunu ispat yükü alıcıya aittir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23/c uyarınca açık ayıp hâlinde iki günlük, açık olmayan ayıpta ise sekiz günlük ihbar süresine uyulmadığının anlaşıldığı olayda, alıcının teslimden yaklaşık iki ay sonra yaptığı ayıp ihbarının süresinde kabul edilemeyeceği ve bu nedenle ödenen bedelin iadesinin talep edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/4745
Karar
2026/2054
Tarih
15.04.2026

İlgili mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 227
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 223
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23/c
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/536 Esas, 2025/1120 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/563 E., 2021/1205 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 12.03.2020 tarihli fatura karşılığı olarak 25.008 adet, 24.03.2020 tarihli fatura karşılığı olarak 25.000 adet ... 100 ml el temizleme jelini davalı şirketten satın aldığını, bunun karşılığında, ilk sipariş için 133.241,02 TL ve ikinci sipariş için 139.895,14 TL davalıya ödeme yaptığını, davalı şirket ihracat müdürü olan ...'un kullandığı 05...61 numaralı telefondan, yapılacak ürün satışları öncesi ürünlerin niteliklerini gösteren evrak ve katalogların 13.03.2020 tarihinde whatsapp üzerinden müvekkili şirketin sigortalı çalışanı olan ... kullandığı telefona gönderildiğini, davacıya gönderilen ... ve ... başlıklı belgede ... Temizleme Jelinin içeriğinde bulunan alkol oranının %55-70 aralığında olacağının belirtildiğini, davacının davalıdan satın aldığı ürünleri piyasaya sürerek ürünlerin satışını yapmaya başladığını, 12.03.2020 tarihinde satın alınan ürünler hakkında davacıya herhangi bir şikayet veya geri dönüş yapılmamasına rağmen 24.03.2020 tarihli satın alınan ürünlerle ilgili müşterilerden müvekkiline birtakım şikayetler gelmesi üzerine ikinci parti olan 24.03.2020 tarihinde teslim edilen el temizleme jellerinin içeriklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi için davalının davacıya teslim ettiği ürünlerin analize gönderildiğini, ürünlere ilişkin ... ve Endüstriyel Ürünler Laboratuvarının 04.05.2020 tarihli analiz raporunda, el temizleme jellerindeki alkol oranının %7,17 olduğunun tespit edildiğini, davacının, teslim edilen ürünlerin davalı tarafından bildirilen alkol oranına sahip olmadığını laboratuvar sonuçlarının incelenmesi ile öğrendiğini, davacının bu sebeple ürünlerin satışı ivedilikle durdurduğunu, ürünlerin, davalı tarafça bildirilen nitelikleri taşımadığının anlaşılması üzerine müvekkili tarafından davalıya 11.05.2020 tarihli ihtarname gönderilerek davalının müvekkilinin elinde kalan ürünleri iade alması ve karşılık olarak ödenen bedeli iade etmesinin ihtar edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, ürünlerin ayıplı olduğunu ileri sürerek davalı tarafından 24.03.2020 tarihli fatura karşılığı ayıplı olarak teslim edilen el dezenfektanlarından 24.500 adedinin bedeli olan 137.097,50 TL'nin temerrüt tarihi 18.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan 03.02.2021 tarihinde haberdar olunduğunu, davalı şirket çalışanına 01.09.2020 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, tüzel kişilere yapılan tebligatta şirket yetkilisine tebligatın yapılması asıl olup ancak şirket yetkilisinin tebliğ sırasında şirkette olmaması durumunda, olmama durumu ve nerde olduğu tutanağa geçirilerek tebligat yapılması mümkün olduğunu, bu sebeple yapılan tebliğ bu şartlara uygun davranılarak yapılamadığından tebligat usulsüz olup, dava dilekçesinin öğrenme tarihinin 03.02.2021 olarak kabulü ile işbu dilekçenin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacıya satılan ürünlerde belirtildiği gibi alkol oranı olacağı konusunda davacı yana taahhüt olmadığı gibi ürünlerin üzerinde antibakteriyel ibaresi de geçmediğini, çünkü ürünün el dezenfektanı olarak satılmadığını, bu nedenle ayıplı bir ürün gibi bir durum söz konusu olmadığını, ürünlerin el temizleme jeli olarak geçtiğini, müvekkilince satışa konu edilen el temizleme jellerindeki alkol oranının en az %6’lerden başladığını, bunu davacının da bildiğini, davacının ürünün alkol oranının %50-70 aralığında olduğuna bir taahhüdü olmadığı gibi davacının da davalıdan böyle bir talebi olmadığını, ürünler üzerinde de böyle bir ibare bulunmadığını, daha önceden davacıya yapılan ürün satışının da bu çerçevede olduğunu ve herhangi bir sorunla karşılaşılmadığını, bu nedenlerle ürünlerin ayıplı kabul edilmesi mümkün olmayıp, yapılacak bilirkişi incelemesinin de buna yönelik olması gerektiğini, piyasada el temizleme jeli vs. ürünlere talebin azalması nedeniyle davacını elinde ürün kalması ürünleri satamaması nedeniyle kötüniyetli olarak hareket ettiğini, nitekim 24.03.2020’de satış yapıldıktan 45 gün sonra bunun bildirilmesinin de kötü niyeti gösterdiğini, 8 günlük sürede faturaya itiraz edilmediğini, daha önce de tarafların aynı ürünü alıp sattığını, sonrasında gizli ayıba dayanılamayacağını, davacının sunduğu ...olarak kayıtlı kişinin davalı ile herhangi bir bağ ve bağlantısı olmadığı gibi yazışmaların dava konusu ile ilgisi ve irtibatının da anlaşılamadığını, bahse konu yazışmada belirtilen 16.03.2020 tarihi gözetilerek 01.01.20 20... .04.2020 arası çalışan personeli gösterir ... kayıtlarını da sunduklarını, davacı taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan bilirkişi raporları ile davaya konu el temizleme jellerinin üzerindeki etikette ürün içerisindeki maddeler arasında alkol belirtildiği ancak alkol veye bileşimdeki diğer maddeler için herhangi bir oran belirtilmediği ve ayrıca söz konusu ürünlerin alkol oranlarının %55 veya üzerinde olması durumunda laboratuvar analizi olmadan da anlaşılabileceğini tespit etmiş olup bilirkişi raporunun değerlendirilmesinden davaya konu ürünlerin ayıplı olarak teslim edildiği ve ayıbın teslim sırasında açıkça belli nitelikte olmasından dolayı açık ayıp olarak kabul edilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 23/c hükmü gereği malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde alıcı durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğinin düzenlendiği, şayet açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemesi gerektiği veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlü olduğu, diğer durumlarda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 223. madde hükmünün uygulanması gerektiği, davaya konu el temizleme jellerinin davacı tarafa 24.03.2020 tarihinde teslim edildiği ve dava öncesi yaptırılan ilk tespitin 04.05.2020 tarihinde yaptırıldığı ve dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden davalı tarafa ayıp ihbarının 11.05.2020 tarihli ihtarname ile yapıldığı, davacının, ayıba bağlı haklarını kullanabilmesi için ayıp ihbarının zamanında yapıldığını kanıtlaması gerektiği, dosya kapsamı dikkate alındığında davacı tarafından yapılan ayıp ihbarının süresinde olmadığı anlaşıldığından ödenen bedeli iadesini de talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 227.maddesi uyarınca, ticari satıma konu malların ayıplı olduğu iddiasına dayalı mal bedelinin iadesi talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama