Yargı Kararları
Tereke kapsamındaki bir taşınmaz üzerinde mirasçılardan biri tarafından sürdürülen zilyetlik tüm mirasçılar adına sayıldığından, mirasçılardan sadece birinin diğer mirasçıların muvafakati olmaksızın tek başına açtığı tapu iptali ve tescil davasında aktif husumet ehliyeti bulunmaz.
Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazı mirasçılardan birinin tek başına değil tüm mirasçıların birlikte kullandığının anlaşılması halinde, tereke malı üzerindeki zilyetliğin tüm mirasçılar adına olduğu kuralı gözetilerek davacının tek başına dava açma ehliyetinin bulunmadığı ve davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/5414, K. 2026/6183, 17.09.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2026/5414
- Karar
- 2026/6183
- Tarih
- 17.09.2026
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/355 E., 2023/2678 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
...Mahallesinde 1971 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kıraç olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan taşınmazın 18.03.2013 tarihinde 234 parsel numarasıyla 189.748,89 metrekare yüz ölçümü ve ham toprak vasfı ile davalı ... adına ihdasen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ...; imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya konu taşınmazın bir bölümü bakımından tapu iptali ile adına tescilini istemiş; bozmadan sonra 12.12.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmaz bölümünün miras paylaşımı sonucunda kendisi ile kardeşleri olan asli müdahiller ... ve ...a verildiğini beyan edip tapu iptali ile asli müdahiller ... ve ... adına tesciline, mümkün olmazsa kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil ...; dava konusu taşınmaz bölümünü 1974 yılından beri davacı ...'un babası ile birlikte imar-ihya edip taşlarını temizlediklerini, tarla haline getirdiklerini, ekip-biçtiklerini, taşınmazın bir kısmında hakkının bulunduğunu ileri sürerek asli müdahale talebinde bulunmuştur.
Asli müdahiller ... ve ...; dava konusu taşınmazı 1997 yılından beri önce babaları ... ...ile birlikte, onun ölümünden sonra ise sadece kendilerinin ekip-biçtiklerini, taşınmazın davacının kullanımında olmadığını ileri sürerek tapu iptali ile adlarına tescili isteğiyle davaya müdahale talebinde bulunmuşlardır.
Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuş; taşınmazın tapulama harici olan kısımlarının Hazine adına tescilini istemiştir.
Diğer davalılar; taşınmazın davacı adına tescili için yasal şartların oluşmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; dava konusu taşınmaz bölümünün 28 yılı aşkın süreden beri imar ve ihya çalışmalarının tamamlanarak tarım arazisi haline getirildiği ve taşınmaz bölümünde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, bilirkişi raporunda gösterilen bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalılar Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ... ve Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/5411 Esas, 2019/8325 Karar sayılı kararı ile; hükme esas alınan ziraatçı bilirkişi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişilerin raporları soyut nitelikte ve yetesiz olup çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresini ve niteliğini kesin olarak belirlemeye elverişli bulunmadığından yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı gerekesiyle karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı öncesinde davacının dava dilekçesindeki iddiası 'taşınmazı kendisinin imar-ihya ettiği' yönünde iken, bozma sonrasında asli müdahillerin dilekçeleriyle birlikte iddiasını taşınmazı üç kardeş birlikte kullandıkları yönünde değiştirdiği ve asli müdahiller ... ve ...'i onaylaması dikkate alındığında, tereke kapsamındaki bir mal üzerinde bir mirasçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tüm mirasçılar adına olduğu yönündeki genel kural gözetildiğinde, davacının tek başına dava açmakta aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davacının davasının ve asli müdahiller ... ve ...ın davasının usulden reddine karar verilmiş; asli müdahil ..., taşınmazı kendisinin imar-ihya ettiğini iddia etse de bu iddiasını delillerle ispatlayamadığından davasının esastan reddine karar verilmiş; davalı Belediyeler bakımından ise dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar asli müdahiller ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 2.261,64 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden asli müdahillere iadesine, Dosyanın Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
6292 sayılı Kanun'un 11/4. maddesinde yer alan hak sahipliği şartına ve satış bedelinin iadesine ilişkin hükümlerin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, bu hükme dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarının dayanağını ortadan kaldırır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E: 2025/3848 · K: 2026/1786 · T: 12.03.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bir davada taraflar yalnızca bir kez ıslah yoluna başvurabilir ve ıslah yoluyla dava konusu edilmeyen bir hakkın davaya dahil edilerek inceleme konusu yapılması mümkün değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/6268 · K: 2026/4134 · T: 02.07.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 12. maddesi kapsamındaki imar uygulamasından kaynaklanan bedel artırım davalarında taşınmazın değeri, tapuya tescil tarihindeki niteliklerine göre tespit edilerek Yİ-ÜFE ile dava tarihine güncellenmelidir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi · E: 2026/2770 · K: 2026/12473 · T: 08.09.2026