Yargı Kararları
Nitelikli dolandırıcılığa ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l bendi suç tarihinden sonra yürürlüğe girmişse, failin eylemi suç tarihinde yürürlükte olan ve lehe sonuç doğuran basit dolandırıcılık hükmüne göre değerlendirilmelidir.
Sanığın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtarak katılandan para temin ettiği olayda, suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı TCK'nın 158/1-l bendi yürürlükte olmadığından, zaman bakımından uygulama ilkesi gereği eylemin lehe olan TCK'nın 157. maddesindeki basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden nitelikli dolandırıcılıktan mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/379, K. 2026/5304, 11.05.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi
- Esas
- 2026/379
- Karar
- 2026/5304
- Tarih
- 11.05.2026
İlgili mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 157/1
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 158/1-l
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7/2
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 309
- 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 12
- 6763 sayılı Kanun m. 14
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/338 E., 2021/191 K.
SUÇ :Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2018/338 Esas, 2021/191 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-(l), 52, 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 11.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 22.10.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2025/25835 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155517 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155517 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, 03.03.2016 tarihinde müştekiyi arayan kişinin kendisini ... Başkomiser olarak tanıtarak müştekinin güvenini kazanıp sanık adına kayıtlı hesaba para göndermesini sağlayarak müştekiyi dolandırdığı olay nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle, Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2018 tarihli iddianamesiyle hakkkında kamu davası açılmasını müteakip, yapılan yargılama sonunda, sanığın eyleminin, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile değişik TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (l) bendi kapsamında tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesine göre ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamında kalması nedeniyle, üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle, Seydişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 16.10.2018 tarihli ve 2018/446 esas, 2018/479 sayılı görevsizlik kararın kesinleşmesini takiben, mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Suç tarihi itibarıyla, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l maddesinin yürürlükte olmadığı, söz konusu düzenlemenin suç tarihinden sonra anılan Kanun'a eklendiği, sanığın eyleminin suç tarihine nazaran aynı zamanda lehlerine olan 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.", aynı Kanun'un 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değişik 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; "(Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Dolandırıcılık suçunun, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." ve aynı Kanun'un 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değişik 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde; "Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükümleri yer almaktadır.
2. 5237 sayılı Kanun’un Zaman bakımından uygulama
başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının; "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtarak hileli hareketlerde bulunmak suretiyle katılandan 6.800,00 TL haksız menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; suç tarihinin 03.03.2016 olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinin suç tarihinden sonra yürürlüğe girdiği ve sanığın eyleminin suç tarihi itibarıyla lehe olan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suça vücut verdiği gözetilmeden, aynı Kanun'un 158/1-(l) maddesi gereği mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2018/338 Esas, 2021/191 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
TEVDİİNE,
11.05.2026 tarihinde karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen kişinin denetim süresi içinde işlediği iddia olunan yeni suç nedeniyle açılan davanın düşme kararıyla sonuçlanması halinde, bu suç nedeniyle hükmün açıklanması şartları oluşmaz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E: 2026/3941 · K: 2026/5343 · T: 14.09.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Dolandırıcılık suçunda, sanığın aldığı para ve altınların birden fazla kişiye ait olduğunu bildiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadıkça zincirleme suç hükümleri uygulanamaz.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi · E: 2025/4928 · K: 2025/15308 · T: 27.11.2025 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Nitelikli dolandırıcılık suçunda hükme esas alınan delillerin istinaf ve temyiz mahkemelerince ayrıntılı değerlendirilip tartışıldığı ve vicdani kanının kesin verilere dayandırıldığı anlaşılırsa mahkûmiyet hükmü hukuka uygun bulunur.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi · E: 2026/2319 · K: 2026/5722 · T: 21.05.2026