İçeriğe geç

Yargı Kararları

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali davasında murisin mal kaçırma kastı, tenkis davasında ise saklı payı ihlal kastı davacı tarafça ispatlanmadıkça talep kabul edilemez.

Murisin sağlığında taşınmazlarını mirasçıları arasında adil paylaşım amacıyla devrettiğinin anlaşıldığı, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre mal kaçırma ya da TMK m. 565/4 uyarınca saklı payı ihlal kastının TMK m. 6 ve HMK m. 190 çerçevesinde ispatlanamadığı durumlarda muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil ile tenkis istemlerinin reddi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Esas
2026/3376
Karar
2026/6068
Tarih
16.09.2026

İlgili mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 565/4
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2026/82 E., 2026/573 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/336 E., 2025/384 K.

Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine; birleştirilen dava, tenkis istemine ilişkindir.

Asıl davada davacılar vekili; tarafların murisi ...'ın 09.09.2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin adına kayıtlı ... ilçesi, ... mevkii 17... parsel 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin intifa hakkı kendi üzerinde kalmak suretiyle çıplak mülkiyetinin kızı davalı ...'a 07.06.2002 tarihinde tapuda satış gösterilmek suretiyle muvazaalı olarak devredildiğini, murisin dava konusu taşınmazı satmaya ihtiyacının bulunmadığını, davalının ise taşınmazı satın alabilecek gücünün bulunmadığını, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark olduğunu ileri sürerek davalı ...'a yapılan satış işleminin muvazaa nedeni ile iptali ile taşınmazın veraset ilamındaki payı oranında davacılar adına tapuda tescilini, olmadığı takdirde tenkis istemiştir.

Birleştirilen davada davacı vekili; muris ...'ın, adına kayıtlı olan ...İçi, 94 ada, 77 parseldeki 1/4 hissesini davalıların müteveffa babaları ...'a kayıtsız şartsız ve ivazsız olarak 26.06.1990 tarihinde hibe yoluyla devrettiğini, davacının murisin saklı pay mirasçısı olduğunu, yapılan hibenin saklı payın ihlaline sebebiyet verdiğini, davacının kız çocuğu olması sebebiyle murisin mal kaçırdığını ileri sürerek tenkis istemiştir.
Asıl davada davalı vekili; Murisin davalıyı mirasından mahrum bırakmak için davacıların babası olan asıl mirasçı ...’a sağlığında onlarca gayrimenkul devrettiğini, dava konusu taşınmazın satışının gerçek bir satış olduğunu, davacıların ve dava dışı mirasçı ...'ın murisin sağlığında muris ile hiç ilgilenmediğini, murisin bakım ve iaşesi ile ilgili hiçbir girişimde bulunmadıklarını, murisin davalı tarafından bakıldığını, murisin gayrimenkulün satış tarihinde emekli statüsünde bulunduğunu, aldığı maaşın cüz-i miktarda olduğunu, alışmış olduğu yüksek yaşam standardını devam ettirebilmek için gayrimenkul satması ve araç satmasının olağan olduğunu, davalının gayrimenkulleri satın alma kudretini haiz olduğunu, taşınmazı yaklaşık 12 sene önce satın aldığını, o tarihlerde taşınmazların değerinin çok daha düşük olduğunu, davacıların saklı paylarının ihlal edilmediğini, ancak saklı payı ihlal edilen mirasçıların tenkis talebinde bulunabileceğini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalılar vekili; öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, niteliği itibari ile bu tür davaların mirasın açılmasından (ölümden) itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, murisin 09.09.2013 tarihinde vefat ettiğini, davaya konu yerin davalıların murisi, kendisinin de kardeşi olan... muris tarafından verildiğinin bilindiğini, her ne kadar davacı vekili açılan bir başka dava nedeni ile bunu öğrendiklerini belirtmişse de bu durumun gerçek dışı olduğunu, murisin huzurdaki davaya konu taşınmazı davalıların murisi...a verdiğini, ...'ın burayı davacının da bilgisi dahilinde murisin sağlığında da kullandığını, ...'ın ölümünden sonra da davalıların anılan yerin kira vb gelirlerini aldıklarını, davacının da bunu gayet iyi bildiğini, davaya konu taşınmaz hissesinin muris tarafından davalıların muris babaları olan ...'a bağışlandığını, bedelsiz bir bağış olduğunu, ne amaçla yapıldığını davacının da bildiğini, davacının bu kadar zaman durup şimdi bu işlemin iptalini isteyerek kötü niyetle hareket ettiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; murisin sağlığında taşınmazlarını mirasçıları arasında hak dengesini gözeterek adil bir şekilde paylaştırdığı, paylaşım dışındaki taşınmazların gelirini ölünceye kadar üzerinde tutarak intifa hakkıyla devrettiği, dolayısıyla mal kaçırma ve muris muvazaası şartlarının oluşmadığı, asıl davada terditli ve birleştirilen davadaki tenkis talepleri yönünden ise bağışlama işleminin sağlararası bir tasarruf olduğu, adil paylaşım saikiyle hareket edildiğinden saklı payı ihlal kastının kanıtlanamadığı ve ayrıca alınan bilirkişi raporlarında davacıların saklı paylarına bir tecavüzün gerçekleşmediğinin saptandığı belirtilerek hem asıl hem de birleştirilen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; asıl davada muris muvazaasına dayalı istem bakımından dinlenen tanık anlatımlarından murisin sağlığında paylaşım yaptığının belirtildiği keza dosyada yer alan delillerden murisin mirasçılarına bir takım kazandırmalar yapmasının yanında vefatı ile intikal eden başkaca taşınmazların da bulunduğu, yine tanık anlatımları ile çocukları arasında ayrım yaptığının ya da husumet bulunduğunun belirtilmediği, keza davalı ... adına kayıtlı ...da yer alan taşınmazların davacıların babasından devrinin sağlandığı, muris ...tarafından devrin yapılmadığı, ispat külfeti kendisinde olan davacılar tarafından murisin mal kaçırma amacı ile taşınmazı devrettiği hususunun yöntemince ispat edilemediği; asıl ve birleştirilen davalarda tenkis istemi bakımından dava tarihleri ve aksinin davalılar tarafından yöntemince ispat edilmemiş olmasına göre hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, asıl davada taşınmazların satış yolu ile devredilmiş olması ve birleştirilen davada taşınmazın murisin vefatından bir yıl öncesinden daha önce bağış ile devredilmiş olmasına göre tenkis isteminin TMK 565. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerekmekte olup buna göre söz konusu fıkra gereği murisin saklı payı ihlal kastının öncelikle ispatının gerektiği, dosyada yer alan tanık anlatımları, muris ve oğulları tarafından kurulan şirket kayıtları, murisin vefatından sonra kalan taşınmazlar nazara alındığında murisin saklı payı ihlal kastının ispat edilemediği, her ne kadar tenkise dayalı bilirkişi raporunda sabit tenkis oranı tespit edilmeksizin yasal saklı payına göre yapılan hesaplama hatalı ise de Yasa'nın dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere öncelikle saklı payı ihlal kastının ispat edilmesi gerektiği dikkate alındığında söz konusu durumun sonucu etkilemeyeceği, murisin paylaşım amacı ile hareket ettiğinin anlaşıldığı, saklı payı ihlal kastı ile hareket ettiğinin ispat edilememiş olmasına göre yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacılar vekillerinin, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle asıl ve birleştirilen davada ileri sürülen iddialar TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca ispatlanamadığına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.








Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama