Yargı Kararları
Marka tescilinin kötüniyetli sayılabilmesi için başvuru sahibinin markayı kullanma niyeti olmaksızın rakiplerine karşı kullanma, marka stoklama ya da marka ticareti yapma gibi hallerden en az birinin somut olarak tespit edilmesi gerekir; salt önceki tescilli markadaki harflerin yerinin değiştirilmesi bu sonucu doğurmaz.
Yargıtay, tescilli markasını tescil kapsamında fiilen kullanan davalının, davacının önceki markasındaki iki harfin yerini değiştirerek benzer bir marka tescil ettirmesinin tek başına kötüniyet göstergesi sayılamayacağını, kötüniyetin ancak markayı kullanma niyeti olmaksızın rakibe karşı kullanma, stoklama veya marka ticareti gibi somut hallerden birinin varlığı halinde kabul edilebileceğini belirterek, benzerlik, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve tecavüz koşullarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6170, K. 2026/3050, 01.06.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/6170
- Karar
- 2026/3050
- Tarih
- 01.06.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 373/1
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2
MAHKEMESİ :Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/2087 Esas, 2025/1586 Karar
HÜKÜM :Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2019/39 E., 2021/294 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." ve "..." markaları ile bilinen müvekkilinin sektörde öne çıkan araştırmacı bir firma olarak patent ve tasarım tescilleri bulunduğunu, davalı tarafın aynı sektörden aynı mal ve hizmetleri içerecek biçimde "..." şeklinde marka tescilleri yaptığını, taraf markaları arası karıştırılma ihtimali olduğunu ileri sürerek davalı adına kayıtlı "..." unsurlu 2012/09529, 2012/50274, 2009/119 77... /37936 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, kullanımdan men edilmesine, gerek fizik ortam kullanımları gerek alan adı yönlendirici kod, anahtar sözcük ile kullanılmalarının önlenmesine, davalı adına oluşturulan "www.....com.tr" alan adının iptaline, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men edilmesine, tecavüz oluşturan tanıtım gereçleri toplanarak tecavüzün giderilmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak marka tescillerinin üzerinden 5 yıllık süre geçtiğini, davanın görülemeyeceğini, esasen de markaların farklı olduğunu, müvekkilinin adına tescilli markalarını kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taraf markaları arasında belirgin derecede benzerlik bulunduğu, ayrıca davalı tarafından sunulan mal/ hizmetlerin de davacı markasının tescil kapsamında bulunan mal/ hizmetlerle aynı/benzer türden mal ve hizmetlerden olduğundan tüketici nezdinde iltibasa yol açma ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2012/09529, 2012/50274, 2009/119 77... /37936 sayılı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, tescilli marka hükümsüz kılınmadıkça kullanımı markaya tecavüz oluşturmayacağından davacı vekilinin sair taleplerinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davalının markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi arasında, davalının sonraki tarihlerde tescil edilen markalarında, davacının markalarındaki ilk hecesinde yer alan "..." ibaresi aynen kullanılmak ve "S" ve "A" harflerinin yerleri değiştirilerek kullanılması sonucunda belirgin benzerlikler bulunduğu, tarafların markalarına konu ürünlerin esas itibariyle PVC sektöründe plastik kapı ve pencere ile bunların kasa ve panjur sistemlerine ilişkin olduğu, tarafların faaliyet alanları ve markaların tescil edildiği sınıflar itibariyle benzer alıcı çevresine hitap ettiği, davalının söz konusu markaları kullanımının tüketici nezdinde davacının markaları ile iltibasa yol açacağı, bu itibarla söz konusu davalı kullanımların davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği İlk Derece Mahkemesi kabulünde de bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu markanın tescil tarihi ve dava tarihi tarihi gözetildiğinde sessiz kalma yoluyla hak kaybından da söz edilemeyeceği, davalının tescilli markaları hükümsüz kılınmadıkça davalının markaya dayalı kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağı, davacının daha önce tescil edilmiş markalarındaki sırf "S" ve "A" harflerinin yerlerinin değiştirilmesi suretiyle hak sahibi olmadığı markaları aynı ve benzer sınıflarda tescil ettiren davalının bu fiilinin kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince davalının kötüniyetli kabul edilmesi gerektiği, bu itibarla davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybından da söz edilemeyeceği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davaya konu taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik olduğu iddiasına dayanan marka hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ile refi istemlerine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelindiğinde; uyuşmazlık, davacının dayanmış olduğu "..." ibareli markası ile davalının hükümsüzlükleri talep edilen "..." ibareli markaları arasında benzerlik bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının tescillerinde kötüniyetli olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Davacı vekilince taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olduğu, davalı markalarının kötüniyetle tescil edildiği ileri sürülerek davalı markalarının hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi talep edilmiş, davalı vekili markaların farklı olduklarını ve davacının sessiz kalma ile hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince davaya konu taraf markaları arasında belirgin derecede benzerlik bulunduğu, ayrıca davalı tarafından sunulan mal/ hizmetlerin de davacı markasının tescil kapsamında bulunan mal/ hizmetlerle aynı/benzer türden mal ve hizmetlerden olduğundan tüketici nezdinde iltibasa yol açma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, tescilli marka hükümsüz kılınmadıkça kullanımı markaya tecavüz oluşturmayacağından davacı vekilinin sair taleplerinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının daha önce tescil edilmiş markalarındaki sırf "S" ve "A" harflerinin yerlerinin değiştirilmesi suretiyle hak sahibi olmadığı markaları aynı ve benzer sınıflarda tescil ettiren davalının bu fiilinin kötüniyetli olduğunu gösterdiğinden davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybından da söz edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olup olmadığı hususunun tartışılmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince ise davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunun, davacının daha önce tescil edilmiş markalarındaki sırf "S" ve "A" harflerinin yerlerinin değiştirilmesi suretiyle hak sahibi olmadığı markaları aynı ve benzer sınıflarda tescil ettirdiği gerekçesine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Dairemizin de istikrarlı kararlarında belirtildiği üzere marka tescilinin kötüniyetli olduğundan söz edebilmek için tescil başvurusunda bulunanın, markayı kullanma niyeti olmaksızın sırf rakiplerine karşı kullanma, marka stoklama, marka ticareti yapma gibi hallerinden en az birinin mevcut olması gerekli olup tüm bu hallerin somut olaya göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda ise davalının "..." ibareli markaları tescil ettirilmiş olup tescil edildikleri tarihlerden itibarenden markaların tescil kapsamında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece, markaların benzer olup olmadığı, benzer olması halinde sessiz kalma kaydıyla hak kaybı oluşup oluşmadığı ve davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz oluşturup oluşturmadığı yöntemince belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince kötü niyet değerlendirilmesinin yapılmaması, Bölge Adliye Mahkemesince de sırf markalar arasında harf benzerliği olmasının kötüniyetin varlığına gerekçe gösterilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Tescilli markanın tescil edildiği şekilden farklı olarak, tanınmış bir markayla karıştırılmaya yol açacak biçimde hakim unsur öne çıkarılarak tabela, broşür ve menüde kullanılması haksız rekabet teşkil eder.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2026/779 · K: 2026/2274 · T: 21.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Şirket ortağının ayrılıp aynı sektörde kurulan rakip şirkete geçerken eski şirketin kalifiye çalışanlarını kısa süre içinde transfer etmesi ve şirkete tahsisli telefon hatlarının bu çalışanlarla birlikte rakip şirkete taşınması, dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak haksız rekabet teşkil eder.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/5339 · K: 2026/2261 · T: 21.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Distribütörlük sözleşmesi devam ederken distribütörün, sözleşme kapsamındaki markalı ürünlerin satışı ve tanıtımı amacıyla marka adını alan adında ve sosyal medya hesabında kullanması, marka sahibinin bilgisi ve rızasına dayanıyorsa marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/4693 · K: 2026/2404 · T: 28.04.2026