İçeriğe geç

Yargı Kararları

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazı inceleyen sulh ceza hakimliği, eksik soruşturma bulunması halinde itirazı reddetmek yerine soruşturmanın genişletilmesine karar vermelidir.

Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık şikayetinde, menfi tespit davasında alınan ek adli tıp raporu ile senedin sahte olduğunun tespit edilmesine rağmen bu husus araştırılmadan ve eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazın reddine karar verilmesi, 5271 sayılı CMK'nın 160, 172 ve 173. maddelerine aykırı olup soruşturmanın genişletilmesi gerekmektedir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Ceza Dairesi
Esas
2026/389
Karar
2026/4205
Tarih
20.04.2026

İlgili mevzuat

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 170
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 172
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 173
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 309

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2023/8301 Değişik iş
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 30.10.2023 tarihli ve 2023/32497 Soruşturma, 2023/16645 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.12.2023 tarihli ve 2023/8301 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 21.12.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 24.12.2025 tarihli ve 2024/39961 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155152 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155152 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; müşteki vekili tarafından şikayete konu senedin sahte imzayla tanzim edilerek icra takibine konu edildiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumunun 25.04.2022 tarihli raporu ile şikâyete konu senetteki imzanın müştekinin el ürünü olduğunun tespit edildiğinden bahisle yapılan soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine karar verilmiş ise de,
Müşteki vekilinin şüpheli aleyhine Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/545 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığının ve devanın devam ettiğinin anlaşılması karşısında, Antalya 1. Asliye Ticaret Ticaret Mahkemesinin 2021/545 esas sayılı menfi tespit davasının, dosyasında alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 28.03.2023 tarihli ek raporu ile şikayete konu senedin müştekinin imzasından faydalanılarak oluşturulduğunun tespit edildiği gerekçesiyle anılan Mahkemenin 23.05.2023 sayılı kararı ile müşteki lehine sonuçlandığı da gözetilerek, anılan kararın kesinleşip kesinleşmediğinin soruşturma dosyası arasına getirtilerek incelenmesi, şüpheli hakkında benzer konu ile ilgili şikayetlerin bulunup bulunmadığı ve ifadesinde müştekiye elden 575.000,00 TL verdiğinin belirtilmesi karşısında bu paranın banka vasıtasıyla temin edilip edilmediğinin sorularak, şayet banka vasıtasıyla temin edilmediği belirtilir ise ne şekilde temin edildiğinin ayrıntılı olarak sorularak yine şüphelinin emlak işi ile uğraştığını müşteki ile arazi satışı konusunda anlaştığını belirtmesi karşısında bu satışa ilişkin detayları sorularak arazinin nerede bulunduğu, cins ve nev'isinin netleştirilerek olay tarihindeki yaklaşık değerinin tespit edilerek 575.000,00 TL bedelin bu araziyi almaya yetip yetmeyeceği değerlendirilerek toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden ...'ın, borçlusu şikayetçi ... olan 25.04.2019 tanzim tarihli 600.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak, vekili Av. ... vasıtasıyla 29.10.2019 tarihinde şikayetçi aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığının, ödeme emrinin, tebligat memuru olan şüpheli ... tarafından, şikayetçinin hiç oturmadığı bir adreste torunu sıfatıyla şüpheli ...'e tebliğ edildiğinin, bununla birlikte; şikayetçinin evli olmadığının, çocuğunun ya da torununun bulunmadığının, şüphelilerden ... ile herhangi bir ticari alışverişinin olmadığının, ayrıca bononun sahte ya da hile ile ele geçirilmiş olabileceğinin, sahte bono ve sahte tebligat ile tüm mallarına haciz işlemi uygulandığının, böylece şüphelilerin iştirak halinde resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edilmesi, şüphelilerden ...'ın alınan ifadesinde; Denizli'de emlakçılık yaptığını, şikayetçiden Antalya ilinde taşınmaz satın almak istediğini, ödemeyi elden yaparak teminat için bono aldığını, ancak tapu devrinin gerçekleşmemesi üzerine bonoyu icra takibine koyduğunu, suça konu bonodaki yazıların kendisine, imzanın ise şikayetçi ait olduğunu beyan etmesi ile menfi tespit davasına ilişkin Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2021/545 Esas, 2023/342 Karar sayılı gerekçeli kararı incelendiğinde; "...adli tıp uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen 15/12/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle: inceleme konusu, 25.08.2019 ödeme tarihli, 600.000-TL (altı yüz bin) TL bedelli senet üzerinde bulunan ...'a atfen atılmış imzalar ile ...'a ait mukayese imzaları arasında imza incelemesinde esas olan karakteristik tanı unsurları itibariyla yapılan karşılaştırmada benzerlikler görülmesi nedeni ile inceleme konusu senetteki imzanın ...'ın eli ürünü olduğu, ancak inceleme konusu senedin, başka amaçla atılmış imzadan faydalanılarak "pencere yöntemi" kullanılmak suretiyle elde edilmiş sahte bir senet olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği, bunun üzerine, 07.02.2023 tarihli ara karar ile dosyanın tekrar İstanbul ATK'ye gönderilerek, davaya konu senette pencere yöntemi ile yapılan sahtecilik bulunup bulunmadığı hususunda ek rapor tanziminin istenmesine karar verildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 28/03/2023 tarihli ek raporunda özetle; inceleme konusu senette borçlu imzalarının sol, üst ve alt bölümlerinde kesi izleri bulunduğu ve üst bölümünde kesi ile kesintiye uğrayan farklı fiziki evsafta mürekkep bakiyeleri bulunduğu, belirtilen bulgular beraber değerlendirildiğinde, inceleme konusu senette yer alan borçlu imzalarının senedi onaylar mahiyette atılmamış olduğu, söz konusu senedin imzadan faydalanılarak oluşturulmuş olduğu sonucuna varıldığından, toplanan deliller ve tüm dosya mündericatı ışığında, davaya konu senedin “pencere yöntemi” kullanılmak suretiyle elde edilmiş sahte bir senet olduğu..." şeklindeki açıklamalar doğrultusunda, "...menfi tespit davasının kabulü ile; davacının Antalya Genel İcra Dairesi'nin 2020/206820 E sayılı takip dosyasına konu 25/04/2019 düzenleme tarihli 25/08/2019 vade tarihli 600.000,00 TL tutarlı bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine..." karar verildiğinin anlaşılması karşısında; bakanlık muhabere defterine kaydedilen avukat ... hakkındaki soruşturma evrakının akibetinin araştırılarak sonucunun belirlenmesi, buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin ve bono aslının dosya arasına alınması, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2021/545 Esas, 2023/342 Karar sayılı dosyasının tamamının getirtilerek incelenmesi, onaylı bir suretinin dosyaya kazandırılması, kesinleşip kesinleşmediğinin tespit edilmesi, ... yönünden etkin bir soruşturma yapılarak açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulması, suça konu tebligat parçası aslının temin edilmesi, tebliğ alan imzasının şüphelilere ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüphelilerden ...'ın hangi işle iştigal ettiğinin, şikayetçi ile tanışıp tanışmadıklarının, suça konu bononun düzenlendiği tarihte bu miktar nakit parayı verecek ekonomik gücü olup olmadığının, taşınmaz satışı konusunda yazılı bir belge bulunup bulunmadığının, taşınmazın vasfının ne olduğunun araştırılması, şüpheliler arasında iştirak iradesinin bulunup bulunmadığının kararda ayrıntılı olarak tartışılması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesinde alınan 14/01/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, senette bulunan imzanın müşteki ...'ın elinden çıktığının belirtildiği, ayrıca müşteki ile şüpheliler arasında Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan hukuk davasında suça konu senet hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan 25/04/2022 tarihli raporda suça konu senetteki imzanın kuvvetle muhtemel müşteki ...'ın eli ürünü olduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamına göre; şüphelilerin üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı, yine şüphelilerin üzerine atılı dolandırıcılık suçu açısından ise, aralarındaki ihtilafın, hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığı, bu şekilde yine yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı, müştekinin hukuk mahkemelerinde devam eden davalar sonunda dolandırıcılık suçu yönünden delil veya delillere ulaşılması halinde şüphelilere yönelik soruşturmanın tekrardan açılabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Denizli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.12.2023 tarihli ve 2023/8301 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.04.2026 tarihinde karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama