İçeriğe geç

Yargı Kararları

İhtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali istemli davada, arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun yürütülmediği veya irade fesadı bulunduğu iddiasının ispat yükü davacıya aittir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 8, 9, 11, 15, 17 ve 18/5 maddeleri uyarınca, arabulucunun taraflara aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği, tarafsızlığa itiraz edilmediği ve anlaşma kapsamının tutanakta açıkça belirtildiği durumda, işçinin arabuluculuk faaliyetinin usulsüz yürütüldüğü veya iradesinin fesada uğradığı yönündeki iddiasını ispatlayamamış olması hâlinde anlaşma tutanağının geçerliliği korunur ve arabuluculuk sürecinden önce uyuşmazlık bulunduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5789
Karar
2025/7613
Tarih
09.10.2025

İlgili mevzuat

  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 8
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 9
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 11
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 14
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 15
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 420

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/460 E., 2025/874 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/366 E., 2023/728 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.12.20 19... .06.2023 tarihleri arasında davalı Şirkete ait ... ili ... ilçesinde bulunan maden ocağı olan işyerinde sondaj işlerinde çalıştığını, 2023 Haziran ayında davalı işveren tarafından davacıya işçilik tazminat ve alacakları ödenmek suretiyle işine son verileceğinin ve işsizlik aylığı almasına imkân sağlayacak şekilde Kuruma verilecek işten ayrılış bildirgesinde çıkış sebebinin ...olarak gösterileceğinin bildirildiğini, akabinde davalı Şirketin merkezi olan ... ilinde görev yapan tanıdıkları bir arabulucu vasıtasıyla davacı ile iletişime geçildiğini, davacının ... iline hiç gitmemesine karşın müvekkilinin başvurucu olarak gösterilmesi suretiyle arabuluculuk süreci başlatıldığını, davalı Şirket yetkilisi ile arabuluculuk görüşmesinin telekonferans yoluyla arabuluculuk görüşmesi yapılmış olduğunu, hukuki anlamda kendisini savunamayacak durumda olan ve arabuluculuk müessesesinin hukuki sonuçlarını bilmeyen davacının, üzerinde anlaşılan toplam ödeme tutarının yalnızca kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarına ilişkin olarak yapılacağını düşünerek miktarı kabul ettiğini, arabuluculuk tutanaklarının ... vasıtasıyla gönderildiğini, aynı arabulucunun davalı Şirketin beş işçisi için daha arabuluculuk yaptığını, bu şekilde arabuluculuk sürecinde davacının iradesinin sakatlanmış olduğunu, ayrıca arabuluculuk tutanağında işe iade, boşta geçen sürelere ilişkin ücret ve işe başlatmama tazminatına ayrıntılı bir şekilde yer verilmediğini, yalnızca işe iade ibaresinin yer aldığını, esasen davacının bu alacak kalemleri yönünden anlaşma iradesi bulunmadığını, davalı işverenin arabuluculuk belgesine ibraname vasfı kazandırmak istediğini, tazminat ve alacaklarla ilgili dava açma yasağı oluşturma yönünde çaba içine girdiğini, yanı sıra davacının hak etmiş olduğu alacaklara göre anlaşılan tutarın düşük kaldığını, buna göre usulüne uygun bir arabuluculuk faaliyetinden bahsedilemeyeceğini ileri sürerek 19.06.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk bürosunun davalı Şirketin merkezinin bulunduğu ... ilinde olduğunu, arabuluculuk tutanağının iptalini gerektirebilecek sebepler olarak sayılabilecek olan aşırı yararlanma (gabin), ehliyetsizlik, sahtelik, imkânsızlık ve emredici hukuk kurallarına aykırılık gibi iradeyi sakatlayan bir durumun arabuluculuk görüşmelerinin hiçbir aşamasında yaşanmamış olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin usul ve esas bakımından kanuna uygun yürütüldüğünü, davacının arabuluculuk aşamasında tereddütte kaldığı gerekçesiyle vekille temsil edilme talebinde bulunmadığı gibi bu haklarını elinden almaya yönelik bir telkin ve uygulamanın söz konusu olmadığını, davacının ihtiyari arabuluculuk sürecine tamamen ... iradesi ile katıldığını, bilgilendirme ve ilk oturum metnini "Okudum, anladım." diyerek imzaladığını, belirttiği tüm isteklerini anlaşma metnine yazdırdığını, tutanağı imzalayarak süreci sonlandırıp anlaşılan tutarı aldığını, davacının anlaşma belgesinde işe iade talebi olmadığını kabul ve beyan ettiğini, işe iade talebi olmadığı, asıl iradenin işçilik alacakları ile sınırlı olduğu belirtilmesine karşın bu yönde irade fesadı ya da sakatlığından bahsetmesinin yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu, işçinin hangi işçilik kalemleri hususunda anlaştığı dikkate alındığında, iş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiğinin açık bulunduğunu, öte yandan arabulucunun tarafsız olmadığı iddiasının da ispatlanmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyari arabuluculuk müessesesinin şartlarını ki tarafın da özgürce belirleyebileceği, arabuluculuk bürosunun işçinin ikamet adresi dışında bulunmasının tutanağın geçersizliği sonucu doğurmayacağı, arabulucunun Şirketin başka işçileri için de arabuluculuk görüşmesi yapmasının taraflı olduğu biçiminde değerlendirilemeyeceği, anlaşma belgesinde davacı işçinin arabulucunun tarafsızlığı ve bağımsızlığı hususunda itirazının olmadığının açıkça hüküm altına alındığı, arabuluculuk evraklarının ... vasıtasıyla davacıya gönderilmesinin davacı açısından işveren baskısı olmadan evraklar üzerinde okuma, araştırma zaman ve imkânı sağladığın gösterdiği, anlaşılan tutarın oldukça düşük olduğu iddiası bakımından arabuluculuk müessesesinin hak temelli değil, menfaat temelli olduğu yani yargılama veya hesaplanan tutarda alacağına hak kazanacağını düşünen işçinin beklentisinin üstünde veya altındaki uzlaşacağı rakama anlaşma tutanağının düzenlemesinin önünde herhangi bir hukuki engel olmadığı, görüşmeleri yürüten arabulucunun da taraflardan herhangi birinin usule aykırı olacak şekilde baskıya müsade etmemesinin görevi dâhilinde olduğu, davacının her sayfaya okuyup, anladığını belirterek imza attığının anlaşıldığı buna göre ise anlaşma tutanağının sıhhati konusunda herhangi bir kuşku oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuğa konu edilen konusu tazminat ve alacaklar yönünden arabuluculuk süreci başlamadan önce taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğuna yönelik dosyada herhangi bir delil olmadığı, bu nedenle davaya konu 19.06.2023 tarihli ve 2023/... sayılı anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı, söz konusu belge yönünden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki koşullara veya ifaya ilişkin hükümlere göre değerlendirme yapılması gerektiği, Mahkemece davanın kabulü yerine, arabulucunun, taraf aleyhine olacak şekilde davrandığı ve davacının yanıltılarak iradesinin sakatlandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Tarafların aralarında mutabık kaldığı şekilde iradelerine uygun biçimde düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali için mevcut olması gereken; aşırı yararlanma (gabin), sözleşmeye aykırılık, ehliyetsizlik, şekle aykırılık, irade sakatlığı veya sahtelik gibi durumların söz konusu olmaması nedeniyle davanın kabulünün hatalı olup kararın bozulması gerektiğini,
2. Davacının bilgilendirme ve ilk oturum tutanağı metnini "Okudum, anladım." diyerek imzalamış olduğunu, ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinde dile getirdiği tüm isteklerini anlaşma metnine yazdırdığını ve belirtilen tutarı da almış olduğunu,
3. Dosyada mevcut arabuluculuk anlaşma tutanağı içeriğinden iş sözleşmesinin feshinden sonra ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğunun, arabulucunun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin, tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladıklarının yanı sıra davacının işe iade talebi olmadığı hususunda da mutabık kalındığının açıkça anlaşma metninde yer aldığını, işe iade talebi olmayan birisinin ayrıca işe iade müessesesine ilişkin bir davada dile getirilecek hususları ileri sürerek irade fesadı ya da sakatlığından bahsetmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin dosya kapsamı ile örtüşmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 19.06.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ilişkindir.
6325 sayılı Kanun'un "Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması" başlıklı 8. maddesine göre arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir.
6325 sayılı Kanun'un "Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi" kenar başlıklı 9. maddesi şu şekildedir:
"(1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.
(2) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.
(3) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.
(4) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez."
6325 sayılı Kanun'un "Tarafların aydınlatılması" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
"(1) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.
"
6325 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.

6325 sayılı Kanun'un "Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi" kenar başlıklı 15. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.
2) Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.
3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür. "
6325 sayılı Kanun'un "Arabuluculuğun sona ermesi" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
" ...
(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar ve taraflar hazır değilse her türlü iletişim vasıtasını kullanarak hazır bulunmayan tarafları bilgilendirir.
(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlediği son tutanağın bir örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğe gönderir.
6325 sayılı Kanun'un "Tarafların anlaşması" kenar başlıklı 18. maddesinin ilgili kısımları şu şekildedir:

"(1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.
(2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.
...
(5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz."
Arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali istemine ilişkin bir davada, arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yapılmadığı ya da irade fesadı iddiası ileri sürüldüğünde her durumda ispat yükü davacıya aittir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun yürütülmediği ileri sürülmüş ise de dosyada bulunan "İhtiyari arabuluculuk bilgilendirme ve ilk oturum tutanağı", "İhtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi", "İhtiyari arabuluculuk son tutanağı" başlıklı belge içeriklerinden, davacının arabuluculuk faaliyetinin esasları, süreci ile hukuki anlam ve sonuçları konusunda bilgilendirildiği, görüşmelerin taraflarca bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığı ile yapılabileceğinin hatırlatıldığı, arabulucunun tarafsızlığı ve bağımsızlığı konusunda tarafların bir itirazları bulunmadığının kabul ve beyan edildiği, üzerinde anlaşmaya varılan hususların işçilik tazminat ve ücret alacakları ile işe iade konularında olduğunun ve tarafların davacının işe iade talebi olmadığı hususunda mutabık kaldıklarının açıkça belirtilmiş olduğu; nitekim dava dilekçesinde de açıkça anlaşılan tutarın işçilik tazminat ve alacaklarına karşılık verileceği belirtilerek esasen işçilik tazminat ve ücret alacakları hususunda uyuşmazlık bulunmadığı görülmekle davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağına yönelik irade fesadı iddiasını usulüne uygun olarak ispat edemediği anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada bulunan 19.06.2023 tarihli işten ayrılış bildirgesinden, davacının işten çıkışının 04 Kodu (Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, dava dilekçesi içeriğinden de davacının fesih işleminden, daha önce şifahen bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesince, arabuluculuk sürecinden önce taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğuna dair dosya içeriğinde delil mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama