İçeriğe geç

Yargı Kararları

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmemesi nedeniyle ortadan kalkıp dava düşme kararı kesinleştiğinde, bu karara yönelik itirazın reddine dair mercii kararının kanun yararına bozulmasında hukuki yarar bulunmaz.

CMK'nın 231/10. maddesi uyarınca denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmemesi sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ortadan kalkıp davanın düşmesine karar verilmesi hâlinde, erteleme kararındaki itiraz süresinin hatalı gösterilmesine dayanan kanun yararına bozma isteminin, ortaya çıkan hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi
Esas
2025/5127
Karar
2026/10751
Tarih
08.09.2026

İlgili mevzuat

  • 5271 sayılı CMK m. 309
  • 5271 sayılı CMK m. 231/5
  • 5271 sayılı CMK m. 231/10
  • 5237 sayılı TCK m. 191/1
  • 5237 sayılı TCK m. 191/2
  • 5237 sayılı TCK m. 191/3
  • 5237 sayılı TCK m. 62




İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/638 değişik iş
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik
itirazın "reddi"
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/79 Esas, 2016/342 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın "reddine", kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.


Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.07.2025 tarihli ve 2024/20331sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB - 2025/87277 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2025 tarihli ve KYB - 2025/87277 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar uyarınca denetimli serbestlik tedbirine aşlanmış ise de, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi de yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında kendisine usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmayan sanık hakkında açılan kamu davasında mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.


II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 08.03.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2015 tarihli ve 2015/602 Soruşturma, 2015/3 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin usulsüz şekilde "7 gün" olarak gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2016 tarihli ve 2015/2342 Soruşturma, 2016/73 Esas, 2016/71 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/79 Esas, 2016/342 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın karara itiraz ettiği,
D. İtirazı inceleyen mercii Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.08.2016 tarihli ve 2016/638 değişik iş sayılı kararı ile, "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,
E. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2023 tarihli ve 2023/419 Esas, 2023/861 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5 yıllık denetim süresi içerisinde herhangi bir kasıtlı suç işlemediği anlaşıldığından CMK’nın 231/10. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılmasına ve "davanın düşmesine" karar verildiği, düşme kararının 10.04.2023 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
F. Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/79 Esas, 2016/342 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilmesi üzerine mercii Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince, erteleme kararında itiraz süresinin usulsüz şekilde "7 gün" olarak gösterildiği gözetilmeden "itirazın kabulü" yerine "itirazın reddine" karar verilmesi kanuna aykırı ise de;
Dosya kapsamına göre inceleme tarihi itibarıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının
17.08.2016 tarihinde kesinleşmesinden sonra, Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2023 tarihli ve 2023/419 Esas, 2023/861 Karar sayılı kararı ile, 5 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın herhangi bir kasıtlı suç işlemediği anlaşıldığından CMK’nın 231/10. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılmasına ve "davanın düşmesine" karar verildiği ve düşme kararının 10.04.2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ortadan kalkması nedeniyle bu karara itiraz üzerine verilen "itirazın reddine" dair mercii kararının kanun yararına bozulmasında hukuki yarar kalmadığı gözetilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.09.2026 tarihinde karar verildi.








Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama