Yargı Kararları
Evli kişinin eşinin açık rızası olmaksızın kefil olduğu kefalet sözleşmesi geçersizdir ve kefil ile asıl borçlu arasındaki akrabalık veya birlikte iş yapma ilişkisi bu geçersizliğe dayanmayı dürüstlük kuralına aykırı kılmaz.
Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesi uyarınca eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin yazılı rızasının kefalet sözleşmesinin kurulması sırasında alınması geçerlilik şartı olup, kefil ile kredi borçlusu arasındaki baba-oğul ilişkisi veya birlikte iş yapma durumu bu şartın istisnasını oluşturmadığından, eş rızası bulunmaksızın kurulan kefalet sözleşmesine dayalı icra takibinde kefilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6288, K. 2026/3053, 01.06.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/6288
- Karar
- 2026/3053
- Tarih
- 01.06.2026
İlgili mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 584
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 355
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 369/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/406 Esas, 2025/1400 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2021/193 E., 2022/269 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ............... Bankası (............. Caddesi Şubesi) ile 50.000,00 TL bedelli 04.02.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi akdettiğini, devamında da işbu sözleşmenin eki niteliğinde 09.03.2015 tarihli ve 620.000,00 TL bedelli ikinci bir sözleşme imzaladığını, bu noktada müvekkilinin 09.03.2015 tarihli ikinci kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğunu, resmi senet ile ilgili taşınmaz üzerine müvekkili lehine 1.000.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, müvekkili ...'ın dava dışı ............ lehine vermiş olduğu ipoteğe istinaden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 194/1 hükmündeki eşlerden birinin diğer eşin rızası olmaksızın aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, açık rızası olmaksızın kira sözleşmesini dahi feshedemeyeceği yönündeki düzenlemeye istinaden "Aile konutu üzerine eş muvafakati alınmaksızın tesis edilen ipoteğin kaldırılması ve taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulması" talebinden ibaret aile mahkemesi huzurunda açılan davada "davanın kabulü ile ipotek tesis edilen taşınmazın ........... ile ...'ın aile konutu olduğunun tespiti ile tapu kaydı üzerine aile konutu şerhi konulmasına, taşınmaz tapu kaydı üzerine davalı .......... Bankası lehine konulan ipoteğin kaldırılmasına" karar verildiğini, ipoteğin eşin açık rızası aranmasına rağmen eşin açık rızası bulunmadığı gerekçesiyle kaldırıldığı gibi, ilgili konut üzerine aile konutu şerhi konulduğunun da sabit olduğunu, davalı tarafından müvekkil aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi ve ayrı bir icra dosyası ile de kefalete istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığını, adı geçen icra dosyalarından, Yasa'nın açık hükmüne aykırı olarak müvekkili ... tarafından diğer davalı banka lehine kurulan ipoteğe istinaden ipoteğin kaldırılmasına karar verildiği, işbu karar sonucu ipoteğin kaldırıldığı gibi yine aynı şekilde; açık yasa hükmüne aykırı olarak eş rızası ve diğer şartlara da aykırı olarak eş rızası bulunmaksızın alınan kefaletin de geçersizliğinin tespitine ve iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Uşak 3. İcra Müdürlüğünün 2017/4364 E. sayılı dosyasında, müvekkil ...'ın davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespiti ile ........ İli ....... ilçesi ....... 2 Mah., 3 78... ........., Kat:4, BB No:20, Daire No:20 adresinde kayıtlı taşınmaz üzerine geçersiz kefalet sebebiyle konulan haczin fekkine, Uşak 3. İcra Müdürlüğünün 2017/4364 E. sayılı takip dosyasına dayanak olarak gösterilen 06.03.2015 tarihli ve 25.05.2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinde eş muvafakati olmaması sebebiyle müvekkil ...'ın kefaletinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka aleyhine açılan işbu davanın haksız ve yersiz olduğunu, hak kaybına uğramamak adına hak düşürücü süre ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, ayrıca işbu davanın bankacılık işleminden kaynaklandığından ve ticari nitelikte olduğundan zorunlu arabuluculuk şartının bulunduğunu, davacı tarafından yerine getirilmeden dava açıldığını, bu sebeple davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı ile kefalet sözleşmesinin usulüne uygun bir şekilde yapılmadığını, ayrıca davacının kefaletinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 584/3 hükmü uyarınca istisna kapsamında olduğunu, genel kredi sözleşmelerinde ..........’ın kullanmış olduğu ...........-............ kaşesi ve davacının borçlu ............. babası olması birlikte değerlendirildiğinde, davacının açık bir şekilde işletmenin sahibi veya ortağı olduğunun görüldüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte davacının şirket ortağı olmadığı, kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai durumun tespiti bakımından yapılan değerlendirme neticesinde eş rızası aranmasının istisnasını teşkil edecek kapsamda bir husus bulunmadığı, buna göre ilk bakışta kefalette eş rızası geçerlilik şartı iken somut dosya kapsamında davacının iddiasının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılmasına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, kredi asıl muhatabı ............. tarafından davalı bankadan kullanılan 09.03.2015 tarihli genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, adı geçen yönünden alınan kefalette eş rızasının zorunlu olduğu ancak kefalete ilişkin sözleşmede bu yönden alınan bir rıza olmadığı gibi somut olayda TBK'nın 584/1 hükmünde belirtilen istisnai bir durumun da mevcut olmadığı, geçerlilik unsurları yönünden ise şekle aykırı bir durum olmadığı gibi bu yönden herhangi bir hususun da ileri sürülmediği, en geç kefalet sözleşmesinin kurulması sırasında davacının eşinden açıkça rıza alınması gerekir iken İlk Derece Mahkemesince aksi yönde değerlendirme ile kredi asıl muhatabı ile davacının baba oğul ilişkisi dışında ayrıca birlikte iş yapma şeklinde tezahür edilen durumların varlığı baz alınarak davanın reddine yönelik değerlendirme yapılmasının doğru görülmediği, eş rızasına yönelik yapılması gereken işlem, geçerlilik koşulu olduğundan ve davalının bu hususta dürüstlük kuralına dayanamayacağından ret yönündeki değerlendirmenin aksine kazandırılan deliler kapsamında davanın kabulü şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile ile dava dışı .......... ile davalı arasında imzalanan 09.03.2015 tarihli genel kredi sözleşmesine davacıdan alınan kefilliğinin eş rızasının bulunmaması sebebiyle geçersiz olduğunun tespiti ile Uşak 3. İcra Müdürlüğünün 2017/4364 E. sayılı dosyasında davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine verilen kefaletin geçersiz olduğu iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
01.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Arabuluculuk anlaşma belgesinde taraflarca kararlaştırılan taksitlerin öngörülen vadede ödenmemesi hâlinde alacaklıya ödenen tutarları mahsup ederek alacağın tamamını talep etme hakkının tanınmış olması, anlaşılan hususlar hakkında yeniden dava açma yasağını ihlal etmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E: 2024/499 · K: 2025/329 · T: 21.05.2025 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Tacirler arasında nispi ticari davalardan olan ecrimisil alacağına ilişkin davanın dava şartı olarak arabulucuya başvurulmadan açılması usulden reddi gerektirir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2026/3061 · K: 2026/3061 · T: 01.06.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
İhtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği alacak davasında ön sorun olarak incelenir ve bu hususta ayrı hüküm kurulması, temyiz kesinlik sınırının alacak miktarına göre belirlenmesini değiştirmez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E: 2025/4288 · K: 2025/4730 · T: 22.05.2025