Yargı Kararları
Aynı taraflar arasında aynı taşınmaza ilişkin kullanım kadastrosuna itiraz davasının kesinleşen reddi, sonradan açılan tescil davası için kesin hüküm oluşturur ve bu davanın da reddi gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ve 371. maddeleri çerçevesinde, davacının önceden aynı taşınmazla ilgili kullanım kadastrosuna itiraz davasının kesinleşen kararla reddedilmiş olması, aynı tarafların aynı konu ve sebebe dayalı yeni tescil davasında kesin hüküm itirazının kabulünü ve davanın esasa girilmeden reddini gerektirir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1120, K. 2026/2072, 30.03.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2026/1120
- Karar
- 2026/2072
- Tarih
- 30.03.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 369/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b.1
- 6831 sayılı Orman Kanunu m. 2/B
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu m. 11
- 7181 sayılı Kanun
- 6292 sayılı Kanun m. 6
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1411 E., 2025/2556 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/514 E., 2025/69 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ..... ili .... ilçesi ......... Mahallesi çalışma alanında bulunan 75 62... parsel sayılı 210,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığı ve parselin kullanıcının tespit edilemediği" şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu eski 709 parsel 250 m² yüzölçümlü yeni 75 62... parsel sayılı taşınmazın zilyetliğini .................... 1989 yılında satış senedi ile satın aldığını, dava konusu taşınmazı satın aldığından beri vergilerini ödediğini, taşınmazı günümüze kadar kullandığını, dava konusu taşınmazın 2/B arazisi olmasından dolayı hak sahiplerine satışının yapılacağını çevresinden öğrendiğini, taşınmazın satışının tarafına yapılması için başvurularda bulunduğunu ancak tarafına dönüş yapılmadığını, Milli Emlak Müdürlüğü ile görüştüğünde dava konusu taşınmazın satışta olmadığını öğrendiğini sonrasında ise taşınmazın Mahmut Kahraman'ın vekili ... ......... satıldığını, daha sonra ise taşınmazın ............ iki parsel olarak satıldığını öğrendiğini belirterek, dava konusu taşınmazın tarafına satışının yapılarak tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; yargı yeri, görev, iş bölümü, yetki, husumet, hak düşürücü süre, zamanaşımı, derdestlik, kesin hüküm itirazlarında bulunduğunu, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 11... . maddelerinde süreler geçirilmek suretiyle açılıp, açılmadığı hususunun incelenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kullanıcısı bulunmadığından Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 13.05.2024 tarihli ve 9348378 sayılı olurları ile dava konusu taşınmazın ....... ilçesi .......... Mahallesindeki 1 75... parsel eski sahibine iade edildiğinden 7181 sayılı Kanun gereğince kazanılan haktan gelen hak sahipliğinden dolayı Mahmut Kahraman’a 6292 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında satılmak üzere eş değer yer olarak önerilmesinin uygun görüldüğünü, 04.06.2024 tarihli ve 9642494 sayılı yazı ile tebligat yapıldığını, henüz idareye müracaat olmadığından satış işlemi yapılmadığını, taşınmaz üzerinde Mahkeme dosyalarından gönderilen üç adet beyan bulunduğunu ve Hazinenin kanuni hasım olması nedeniyle Hazineye yargılama giderlerinin yüklenilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesinin 2019/168 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu görülmüş, dosya celp edilmiş, incelenmesinde davacının davamızdaki taleple aynı talebi ileri sürdüğü her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davası kabul edilmiş ise de İstinaf Mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay'ca onandığı görülmüş olup davadaki taleple ilgili kesin hüküm bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda davacı tarafça daha önceden İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesinde 2019/168 Esas sayılı kullanım kadastrosuna itiraz davacı açıldığı, Mahkemece davasının kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 09.06.2022 tarihli ve 2021/1989 Esas, 2022/1453 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dolayısıyla daha önce aynı taraflar arasında, aynı dava sebebiyle, aynı konu hakkında açılmış bir dava ve verilmiş ve kesinleşmiş karar bulunduğu anlaşılmakla yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemenin kesin hüküm nedeniyle davanın esasına girmeksizin reddine karar verdiğini, ancak kesin hüküm itirazı açısından önceki dava ile eldeki dava arasında taraf, konu ve sebep birliği bulunması gerektiğini, davacının açtığı davanın önceki dava ile taraf, konu, sebep yönünden farklılık arz ettiğini, bir hükmün maddî anlamda kesin hüküm hâline gelebilmesi için öncelikle o hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olması gerektiğini, bu bağlamda, bir dava bakımından, diğer bir dava sonunda verilmiş ve usulen kesinleşmiş hükmün, kesin hüküm sayılabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiğini, önceki dava ile yeni davanın konularının aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerektiğini, eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise konuların aynı olduğundan bahsedilemeyeceğini, kesin hükmün üçüncü koşulunun ise, dava sebebinin aynı olması olduğunu, dava sebebinin, hukuki sebepten farklı olarak, davacının davasını dayandırdığı vakıalar olduğunu, Mahkemenin kesin hüküm var gerekçesi ile reddetmiş olduğu davanın tarafları ve konusunun huzurdaki dava ile aynı olmadığını, davanın taraflarının farklılık arz ettiğini ve Mahkemenin eksik inceleme neticesinde yanlış bir kanaate vardığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
732,00 davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Direnme kararının temyiz incelemesi sırasında uyuşmazlığı doğrudan etkileyecek nitelikte yeni bir kanun hükmü yürürlüğe girerse, Hukuk Genel Kurulu işin esasını incelemeden dosyayı bu yeni duruma göre değerlendirilmek üzere Özel Daireye gönderir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E: 2026/324 · K: 2026/425 · T: 01.07.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan satış işlemlerinde geri alma yetkisine ve satış bedelinin kanuni faiziyle iadesine dayanak oluşturan hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle, bu düzenlemeye dayalı tapu iptali ve tescil talepleri hukuki dayanaktan yoksun kalır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E: 2025/74 · K: 2026/1789 · T: 12.03.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Limited şirket pay sahibinin dolaylı zarara dayalı tazminat talebini ıslah yoluyla şirkete ödenmek üzere talebe dönüştürmesi halinde, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ıslah tarihine göre değerlendirilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/3996 · K: 2026/4169 · T: 13.07.2026