İçeriğe geç

Yargı Kararları

Ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, icra takip tarihi itibarıyla alacaklının defterlerinde davalı aleyhine kaydi bir alacak bulunmadığının karşılıklı faturalaşma yoluyla anlaşılması hâlinde dava reddedilir.

Satım sözleşmesinden doğan cari hesap ve kur farkı alacağına dayalı itirazın iptali davasında, cari hesap bakiyesinin dava tarihinden önce ödendiği ve kur farkı faturasının davalı tarafça iade edilmesi nedeniyle karşılıklı faturalaşma sonucunda takip tarihinde davacı lehine kaydi bir alacak kalmadığının tespit edilmesi hâlinde, mahkemece davanın reddine karar verilmesi HMK'nın 353/1-b(1) maddesi uyarınca istinafta ve HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca temyizde usul ve yasaya uygun bulunur.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5832
Karar
2026/3197
Tarih
03.06.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2107 Esas, 2025/846 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/238 E., 2021/549 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.12.2017 tarihli satım sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşme uyarınca davacının davalı borçluya sözleşme konusu ürünlerin satımını, eksiksiz ve noksansız olarak teslim edip montajını yapmayı üslendiğini, söz konusu sözleşmeden doğan yükümlülüklerin tamamının gereği gibi eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalı tarafça edimlerin ifa edilmediğini, müvekkili şirketçe ihtarname keşide edildiğini, önceden gönderilen e-fatura ve cari hesap ekstresinin borçluya gönderildiğini, müvekkili şirkete davalı borçlu tarafın borcunu ödememesi üzerine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2019/5417 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafın icra takibine itirazda bulunulduğunu, takip tarihi olan 04.02.2019 tarihinden sonra 11.02.2019 tarihinde davalı borçlu müvekkili şirkete 4.060,59 TL ödeme yapıldığını, bu durumun icra dosyasına bildirildiğini, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 5. maddesinin a fıkrasında 123.940,00 USD'nin davalı tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiğini, sözleşmenin 6. maddesinin b fıkrasında ve ek-4 3. madde b fıkrasında ödemenin TL çekleri ile yapılması durumunda ödeme günü kuru ile ödenmesi gereken tutar arasında bir fark olması durumunda aradaki farkın davalıya yansılatacağı belirtildiğini, sözleşme uyarınca çeklerin TL olarak düzenlendiğini, kur farkı faturası düzenleneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, davalı borçlunun faturalarda yer alan kur farkı ödemelerine ve ödeme emrine itirazlarının haksız olduğunu, itirazın kaldırılması gerektiğini, uyuşmazlığın çözülebilmesi amacıyla 04.03.2019 tarihinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, sonucunda anlaşamaya varılamadığını ileri sürerek itirazın iptaline karar verilerek %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme imzalandıktan sonra müvekkili şirketin satış bedeli olan 123.940,00 USD karşılığını TL olarak davalı şirkete çek ve nakit biçiminde ödediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinin a ve b bendinde ödemelerin TL olarak yapılması durumunda ilgili ödemeleri muhasebe kayıtlarına ödeme tarihindeki ... Bankası alış kurundan değerlendirilerek satıcı tarafından alıcının cari hesap kayıtlarına yansıtılacağı hükümleri mevcut ise de değişen mevzuat uyarınca davacı şirketin müvekkili şirketten kur farkı adı altında alacak talep edebilmesinin imkansız hale geldiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki sözleşmenin 20.12.2017 tarihli olduğunu, 12... tarihli Resmi Gazete'de 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin yayımlanmasından önce imzalandığını, sözleşme bedeli olan 123.940,00 USD'nin tamamının TL cinsinden ödendiğini, anılan Kararname gereğince bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağını, şayet kararlaştırılmış ise de Türk parası olarak yeniden belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketten haksız bedeller talep ettiğini, yasal düzenlemeler ışığında borcun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe konu ettiği iki adet kalem bulunduğu, bunlardan birinin cari hesap bakiyesi olduğu, bu kalemin icra takip tarihi itibariyle 4.060,59 TL tutarında olduğu belirlenmişse de dava tarihinden önce ödendiği için davaya konu edilmediği, ikinci kalem olan kur farkı faturasının ise davalı tarafça iade edilen fatura olduğu, karşılıklı faturalaşma neticesinde takip tarihinde, davacı defterlerinde de kaydi olarak bir alacağın bulunmadığı, davacı tarafça 07.07.2021 tarihli beyan dilekçesinde davalı tarafında iade olunan kur farkı faturası yerine yeniden fatura tanzim edileceğinin beyan edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı açık hesaptan ve kur farkından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.


Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama