İçeriğe geç

Yargı Kararları

Tacirler arasında nispi ticari davalardan olan ecrimisil alacağına ilişkin davanın dava şartı olarak arabulucuya başvurulmadan açılması usulden reddi gerektirir.

Taraflarının tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmeden kaynaklandığı nispi ticari ecrimisil davasında, 6102 sayılı TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 hükümleri gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olup, bu şart yerine getirilmeden açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir; ayrıca fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi miktar üzerinden açılan belirsiz alacak davasının usulden reddi halinde karar davacı yönünden kesin sayılamaz.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2026/3061
Karar
2026/3061
Tarih
01.06.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 369/2
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/1
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-2

MAHKEMESİ :Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI :2025/476 Esas, 2025/632 Karar
HÜKÜM :Asıl kararda istinaf başvurusunun esastan reddi, ek kararda temyiz dilekçesinin miktardan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ :Hekimhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI :2024/187 E., 2024/48 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; özelleştirme kapsam ve programına alınan müvekkilinin, bu kapsamda davalı ile arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığını, mülkiyeti davacıya ait hizmet binası ve arsasının geçmişteki kullanımına yönelik belirlenen ecrimisil bedelinin davalı şirket tarafından müvekkili kuruma ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren her dönem için işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafları anonim şirket olan ve uyuşmazlığın ticari işletmeden kaynaklandığı bu davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesi gerektiği, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 hükümlerince arabulucuya başvurulmadan açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 4/1 hükmü gereğince uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğunda tereddüt bulunmadığı, davanın nispi ticari dava sayılması gerektiği, eldeki davanın TTK'nın 5/A-1 hükmü kapsamında kaldığı, arabulucuya başvurulmaksızın davanın açıldığı anlaşılmakla yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine 23.05.2025 tarihli ek kararla davacı tarafın dava dilekçesinde talep edilen "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin işgal tarihinden itibaren her dönem için işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili" talebinde belirtilen tutarın temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı, ayrıca davacı tarafından alacağın temyiz sınırının üzerinde olduğuna dair herhangi bir miktarı içeren beyanda bulunulmadığı gibi bu konuda dosya içerisinde bir bilgi veya belgenin de olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar verilmiş, ek karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.


V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tüzel kişi tacirler arasında ecrimisil istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacı tarafça dava dilekçesinde talep edilen "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin işgal tarihinden itibaren her dönem için işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili" talebi üzerine verilen kararın miktar itibari ile kesin olup olmadığı noktasında toplanmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Bölge Adliye Mahkemesince, verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine, davacı tarafından dava dilekçesinde talep edilen "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin işgal tarihinden itibaren her dönem için işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili" talebinde belirtilen tutar temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı, ayrıca davacı tarafından alacağın temyiz sınırının üzerinde olduğuna dair herhangi bir miktarı içeren beyanda bulunulmadığı gibi bu konuda dosya içerisinde bir bilgi veya belgenin de olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibari ile reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili işbu davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde 1.000,00 TL değer göstermek suretiyle ecrimisil bedelinin tahsilini istemiş olup bu hali ile dava HMK'nın 107. maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğindedir. Belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın usulden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemeyecektir. Buna göre, davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2025 tarihli ek kararının kaldırılmasına ve davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 23.05.2025 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen asıl kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama