Yargı Kararları
Limited şirkette esas sermaye borcunu ödemeyen ortağın ıskatı için ana sözleşmede ödeme süresi ve miktarı açıkça belirlenmişse ihtarname gönderilmesi ve temerrüde düşürülmesi şartıyla yönetim organının aldığı ıskat kararı, kanunda öngörülen ilan usulü yerine noter ihtarnamesi ile bildirim yapılmış olsa da geçerlidir.
TTK'nın 585. maddesi atfıyla limited şirketlerde uygulanan 480-483. maddeler uyarınca, esas sözleşmede sermaye borcunun ödeme süresi ve miktarı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmişse ortağın ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği ve şirket müdürünce sermaye borcunu ödemeyen ortağın ıskatına ilişkin alınan kararın, kanunda öngörülen ilan yerine ilandan daha güçlü bir bildirim yolu olan noter ihtarnamesi ile yapılmış olması halinde de usule uygun sayılacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5471, K. 2026/2182, 20.04.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/5471
- Karar
- 2026/2182
- Tarih
- 20.04.2026
İlgili mevzuat
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 480
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 481
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 482
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 483
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 585
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2311 Esas, 2025/1106 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/447 E., 2022/561 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, ancak davacının hukuka aykırı bir şekilde ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 483. maddesinde öngörülen emredici usule göre yapılmadığını ileri sürerek davalı şirketin pay devri ve ortaklıktan azle ilişkin 20.05.2021 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ortaklıktan azli ile pay devri işlemlerinin usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacının, davalı şirkete karşı sermaye ödemesi taahüdünü yerine getirmediğini, bunun üzerine davacıya usule uygun şekilde ihtarname ögnderilerek tebliğ edildiğini, verilen süreye rağmen sermaye borcunun ödenmediğini, genel kurul kararı ile haklı olarak davacının ortaklıktan çıkartılmasına ve pay devrinin gerçekleşmesine karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taahhüt ettiği sermayenin ödenmesi için kendisine ihtar çekildiği, tebliğe rağmen 1 ay içerisinde sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle ortaklıktan çıkartılmasına karar verildiği, limeted şirket ortağının taahhüt etmiş olduğu sermaye bedelini ödememiş olması halinde TTK'da anonim şirketlerle ilgili düzenlenen maddelerin kıyasen uygulanacağı, pay bedelinin ifa borcu ve ifa etmemenin sonuçlarının TTK'nın 480, 481, 482, 483. maddelerinde düzenlendiği, ıskat kararının tamamen yönetim kurulunun yetkisinde olduğu, somut olayda davalı şirkete karşı kalan sermaye borcunu yerine getirmeyen ortağa noter vasıtasıyla ihtarda bulunulduğu, ihtarnamenin bizzat davacıya tebliğ edildiği ancak davacı tarafından kalan sermaye borcunun ödenmediği, bu durumda şirketin ıskata yetkili karar organı olan müdür tarafından bir ıskat kararı verilmesinin mümkün ve yeterli olduğu, şirket ortaklarından ve aynı zamanda münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür ... tarafından alınan 20.05.2021 tarihli 2021/01 sayılı müdürler kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, şirketin genel kurulunun aynı gün toplanarak payların ortaklarından ...'a devrine karar verildiği, her ne kadar bu hususta müdür tarafından alınmış ayrı bir karar bulunmasa da aynı zamanda ortak ve müdür sıfatını bir arada bulundurması nedeniyle pay devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının müdürün iradesini de içinde barındırdığı, dolayısıyla pay devrinin hukuka uygun olduğu, yapılan işlemlerin ve alınan kararların usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 585. maddesi atfı uyarınca esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi hususunda anonim şirketlere ilişkin aynı Kanun'un 480, 481, 4 82... maddelerinin limited şirketler hakkında da uygulanacağı, ıskat prosedürünü uygulama konusunda yetkinin yönetim kuruluna, limited şirkette müdürler kuruluna ait olup, bu yetkinin devredilemez yetkilerden olduğu, ıskatın uygulanması için sermaye borcunu yerine getirmeyen ortağın TTK'nın 481. maddesine göre temerrüde düşürülmesi, TTK'nın 483. maddesi uyarınca da gazete yoluyla ilan yapılarak bir ay içinde sermaye borcunu ödemesi aksi halde paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağının belirtilmesi gerektiği, temerrüdün söz konusu olabilmesi için bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi gerektiği, şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşacağı, somut uyuşmazlıkta davalı şirket müdürler kurulu tarafından sermaye borcunun ödenmesi hususunda bir karar alınmamış ise de şirket ana sözleşmesine göre sermaye borcunun tescilden itibaren 24 ay içerisinde ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığı, söz konusu süre dolmasına rağmen davacı tarafından sermaye borcunun ödenmediği, bu durumda davacının sermaye borcunu ödemede temerrüte düştüğü açık olduğundan karar alınmamasının sonuca etkisi bulunmadığı, TTK'nın 483. maddesinde davacıya ıskatın ilan yoluyla yapılması gerektiği hüküm altına alınmış ise de davalı tarafından davacıya noter ihtarnamesi ile söz konusu ihtar yapıldığı, ihtarnamenin davacıya tebliğ edildiği, söz konusu noter ihtarnamesinin ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olması sebebiyle geçerli olduğu, davalı şirket tarafından alınan ıskat ve pay devri kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının sermaye borcunun ödenmemesi sebebiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin müdürler kurulu kararının ve paylarının devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Limited şirket ortağının, diğer ortakların şirket imkanlarını kullanarak aynı faaliyet alanında yeni şirketler kurup asıl şirketi gayrifaal hale getirmesi, ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkma hakkı doğurur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/5109 · K: 2026/1866 · T: 02.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Organize sanayi bölgesi yönetim kurulunun arsa tahsisini iptal eden kararına karşı açılacak iptal davasında 4562 sayılı Kanun ve Yönetmelikte hak düşürücü süre öngörülmediğinden, davanın kararın tebliğinden itibaren dürüstlük kuralı çerçevesinde makul bir süre içinde açılması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E: 2026/2393 · K: 2026/2854 · T: 07.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Anonim şirketin haklı sebeplerle feshi davasında mahkeme, şirketin feshine karar vermek yerine haklı nedenlerin varlığı hâlinde davacı ortağın paylarının gerçek değerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına hükmedebilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2026/3237 · K: 2026/3156 · T: 03.06.2026