İçeriğe geç

Yargı Kararları

Anonim şirketin haklı sebeplerle feshi davasında mahkeme, şirketin feshine karar vermek yerine haklı nedenlerin varlığı hâlinde davacı ortağın paylarının gerçek değerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına hükmedebilir.

TTK'nın 531. maddesi uyarınca açılan haklı sebeplerle fesih davasında, taraflar arasındaki güven ilişkisinin geri dönülemez şekilde bozulması, kâr paylarının gizlenmesi ve husumetin kişisel kine varması hâlinde mahkeme, şirket tüzel kişiliğinin ve diğer ortakların faaliyetinin korunması amacıyla şirketin feshi yerine davacı ortakların pay bedellerinin taşınmaz ve nakit olarak ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmalarına karar verebilir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2026/3237
Karar
2026/3156
Tarih
03.06.2026

İlgili mevzuat

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 531
  • 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 440
  • 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 442
  • 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 442/3

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2023/532 Esas, 2024/136 Karar
İLGİLİ KİŞİ : ... vekili Avukat ... .......
HÜKÜM : Kısmi direnme

Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aile şirketi olan davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 531. maddesi uyarınca haklı sebeplerle feshi koşullarının oluştuğunu, davalı şirketin haklı gerekçeye dayanmaksızın geçmiş yıllara ait kâr dağıtımı yapmadığını, yüksek kazanç elde ettiği hâlde sembolik miktarda kâr payı dağıttığını, müvekkilinin muhalefetine rağmen 2010 yılı kâr payının tamamının yedek akçe olarak ayrılması yolunda karar alındığını, şirketin yüksek kârlılığının başka yargılamalarda bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, dağıtılan bir kısım kâr paylarının ise müvekkilinin şirkete borçlu olduğu iddiasıyla mahsup edilerek cüzi miktarlara indirildiğini, zikredilen borç iddialarına karşı alınan menfi tespit kararı ile davalı şirketin iyiniyete aykırı tavrının ortaya çıkarıldığını, genel kurul toplantısı öncesinde ve toplantı sırasında şirket faaliyetleri ile mali durumu hakkında bilgilendirilme yapılmaması ve diğer usulsüzlükler nedeniyle genel kurul kararlarının iptali için davalar açıldığını, şirketin kira gelirlerinin bölgedeki emsal işletmelere göre çok düşük düzeyde kaldığının bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, müvekkilince açılan davalarda şirket bilançosunda görülen kayıtların gerçeği yansıtmadığı ve kârın düşük gösterildiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının sürekli engellendiğini, müvekkili ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulduğunu, müvekkilinin müteveffa babasının ayırt etme gücü bulunmadığı dönemlerde usulsüz işlemler ve tasarrufların yapıldığını, vasi olan müvekkilinin kardeşi ... tarafından vasilikten ... yetkilerin kötüye kullanıldığını, bu durumun aile şirketi olan davalı şirketin işleyişine de yansıdığını, müvekkili aleyhine eşitliğe aykırı işlemler yapıldığını, diğer ortaklar ile olan ilişkinin düşmanlık boyutuna ulaştığını ileri sürerek TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin feshine, tedbiren kayyım atanmasına, şirketin malvarlığının koruma altına alınması ve dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi amacıyla tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Yargılama aşamasında 24.10.2012 havale tarihli dilekçesi ile şirket ortaklarından ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette %15 oranında pay sahibi olduğunu, 24.07.2013 tarihine kadar iki yıl şirkette yönetim kurulu üyeliği yaptığını, her ne kadar kardeşi davacının haklı olduğunu kabul etse de diğer kardeşleri dava dışı ...ve ...’in baskı ve tehditleri ile bilgi sahibi olmadığı hususlar hakkında alınan kararları imzaladığını, ailenin dağılmaması adına bir müddet bu duruma karşı sessiz kaldığını, yönetim kurulu üyeliği sembolik olup davacıya karşı ...’in oyları ile birlikte şirketin ibrası için yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, yönetim kurulu üyeliği öncesinde kendisine anılan kardeşleri tarafından zorla boş senet imzalattırıldığını, kardeşler ... ve ...’in usulsüz işlemler yaparak şirket giderini artırma hususundaki beyanlarına tanık olduğunu, müvekkiline karşı düşmanca tutumlara girişildiğini, müvekkilinin istifası üzerine zorla alınan senedin icraya konulduğunu, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili aleyhine gerçek dışı borçlar yaratılarak ihtarnameler gönderildiğini, bu hususların baskı ve tehdit unsuru olarak kullanıldığını, müvekkilinin aile üyelerine karşı fiziksel şiddet uygulandığını, ...ve ...’in yönetim kurulu üyeliğinden istifalarının ise tamamen ibra amaçlı olduğunu, yerlerine ...’in eşi ... ile şirket muhasebecisi ... ...’ın atandığını, ancak arka planda şirketi yönetmeye devam ettiklerini, anılan kardeşlerin ve aile üyelerinin otel imkânlarını kullanmasına karşın bu imkânın müvekkili ve davacı ile onların aile üyelerine tanınmadığını, şirket işleyişi hakkında müvekkiline hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, yıllar boyunca kar dağıtımı yapılmadığını, şirketin mevcut ortaklık yapısı ile devamına dair imkân ve yararın kalmadığını, şirket mali yapısı çok güçlü olmasına rağmen belirli dönemlerde cüzi miktarlarda kâr payı dağıtımlarının yapıldığını, müvekkilinin ortaklık haklarının ihlâl edildiğini ileri sürerek asli müdahale talebinde bulunmuş ve davacının davasına katıldıklarını belirterek davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; TTK’nın 531. maddesi koşullarının bulunmadığını, dava için haklı sebep bulunmadığını, davacının haklı sebep olarak dayandığı olay ve davaların kendisi tarafından yaratıldığını, davacının kötüniyetli hareket ettiğini, amacının şirkete ve kardeşlerine zarar vermek olduğunu, davacıya şirketle ilgili bilgi verilmediği hususunun gerçek dışı olduğunu, kâr payı dağıtımının yapıldığını, şirketin her yıl kâr payı dağıtmamasının fesih gerekçesi olamayacağını, davacının çekmiş olduğu bütün ihtarnamelere cevap verildiğini, davalı şirket kayıtlarının kanun hükümleri çerçevesinde tüm ortakların incelemesine açık olduğunu, davacı tarafından açılan davaların sonuçlanıp kesinleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, asli müdahil davacı yönünden de haklı sebepler bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III.MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, zorunlu olanlar dışında davacılardan kayıt ve belgelerin gizlendiği, kardeş olan ortaklar arasındaki ilişkinin çekilmez bir hâl aldığı, taraflar arasında cereyan eden birçok dava neticesinde ortaklık ilişkinin geri dönülemeyecek şekilde devamında yarar kalmadığı, bu sebeple ortaklıktan çıkmak için fesih talep etme noktasında haklı nedenlerin oluştuğu, davacılar olmaksızın şirketin devam edebilecek yapıya sahip olduğu, taraflar arasındaki husumetin kişisel kin noktasına vardığı, davacıların genel kurul toplantılarında oy kullanmak dışında bir etki ve yetkilerinin kalmadığı, davalı şirket işleyişinin de davacılarla birlikte devamında zarar göreceği, bozma ilamı sonrasında kardeş olan ortakların babalarının ölümünde dahi bir araya gelmediğinin duruşmadaki beyanlardan anlaşıldığı, davacıların aileden gelen ilişki nedeniyle girdikleri ortaklıkta huzurlarının ve beklenen yararlarının dava tarihi itibariyle kalmadığı ve ortaklıktan çıkmalarının davalı şirkete ortaklıkta kalmaktan daha büyük bir yarar sağlayacağı, ortaklıktan çıkma hâlinde davacıların kendi malvarlığı değerlerini kendileri hukuk ilkeleri çerçevesinde dilediği gibi tasarruf edebilecekleri gibi şirketin diğer ortaklarının da şirket tüzel kişiliğini koruyarak sorunsuz bir şekilde şirketin faaliyetine devam edebilecekleri, bu nedenle şirketin feshi yerine davacıların pay değerlerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmaları için yeterli haklı nedenin mevcut olduğu gerekçesiyle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/4504 E., 2015/12980 K. sayılı bozma ilamına tedbir ve tavzih kararına yönelik olarak uyulmasına, diğer hükümlerine yönelik Mahkemenin 2012/450 E., 2015/96 K. sayılı kararında direnilmesine, davacı tarafın şirketin feshi yönündeki talebinin reddine, davacı ve müdahil davacının iddiaları subuta erdiğinden dava konusu şirket nezdindeki hisselerine karşılık toplam alacakları 17.02.2015 tarihi itibariyle ayrı ayrı 93.283.609,62 TL olarak tespit edildiğinden, davacı ... hissesine karşılık; ....... Mahallesi, 723 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki ...... işletmesi ve müştemilatının, ...... Mahallesi, 108 ada, 6 ve 7 parsel, 109 ada, 1 parsel, 110 ada, 1 parsel ve 113 ada, 1 parsel sayılı taşınmazlar, 211 ada, 1 ve 3 parsel ile bu parseller üzerinde bulunan 1. parsel üzerindeki 1 ila 15 nolu bağımsız bölümler ve 3 parsel üzerindeki 2,6,7 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin hisselerine karşılık kendilerine verilmesine ve davalı şirket adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, davacı ... hissesine karşılık ödenen malvarlığı yanında 2.224.044,62 TL'nin 17.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak kendisine verilmesine, müdahil davacı ...'a ......Köyü, 101 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki ... Otel işletmesi ile müştemilatının ve ....... Mahallesi, 157 ada, 13, 14, 15, 16, 17... parseller ile üzerindeki bina ve bağımsız bölümleri ve .... Mahallesi, 2227 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın hissesine karşılık kendisine verilmesine ve davalı şirket adına olan tapularının iptali ile müdahil davacı adına tesciline, müdahil davacıya hissesine karşılık verilen taşınmazların yanında 2.272.571,12 TL'nin 17.02.2015 tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak kendisine verilmesine, davacı tarafın davalı şirkete yönetim kayyımı atanması yönündeki talebinin reddine, davacı ve müdahil davacıya verilmesine karar verilen taşınmazlar ile ilgili tapu kaydına şerh düşülmesi için kararın bir örneğinin tedbiren ... Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine, karardan bir suretin ..... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine, karar kesinleştiğinde davacı ve asli müdahil davacıya verilen ortaklık pay bedelleri nedeniyle ortaklık haklarının sonlandırılarak hisselerinin iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve ilgili kişi ... vekili tarafından temyiz edilmiş, Mahkemece verilen 02.07.2024 tarihli ek karar ile ilgili kişi ... vekilince eksik temyiz harç ve giderlerinin verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle ilgili kişi ... vekilinin temyiz isteminden vazgeçtiğinin tespiti ile direnme kararını temyiz etmemiş sayılmasına karar verilmiş, ek karar, ilgili kişi ... vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 2025/11-121 E., 2025/364 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının usul ve yasaya uygun olup yerinde olduğu, ne var ki davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle ilgili kişi ... vekilinin temyizi yönünden Mahkemece verilen temyiz başvuru talebinin reddine dair ek kararın onanmasına, direnme uygun olduğundan davalı vekilinin temyizi yönünden diğer temyiz itirazlarına ilişkin olarak inceleme yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 26.02.2026 tarihli, 2025/6670 Esas ve 2026/1112 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davalı tarafça karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.

IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı anonim şirketin haklı sebeplerle feshi istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.

V. SONUÇ: Davalının karar düzeltme isteminin HUMK'un 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken gereken karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'un 442/3 hükmü uyarınca takdiren 4.520,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.






Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama