İçeriğe geç

Yargı Kararları

Aynı takvim yılı içinde menfaat karşılığında sahte fatura düzenleyip bunu başkasının vergisel işlemde kullanması ile başkası tarafından düzenlenen sahte faturanın vergisel işlemde kullanılması eylemleri, vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketleri olup kül halinde tek ve zincirleme suç oluşturur.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçunun tehlike suçu niteliği ve seçimlik hareketli yapısı gözetilerek, sanığın aynı takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemlerinin ayrı ayrı değil kül halinde tek ve zincirleme vergi kaçakçılığı suçunu oluşturduğuna, cezanın TCK'nın 43 ve 61. maddelerine göre belirlenmesi gerektiğine ve Cumhuriyet Başsavcılığının bu yönde itirazının yerinde görülmediğine karar verilmiştir.

Mahkeme
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Esas
2026/3866
Karar
2026/4318
Tarih
28.04.2026

İlgili mevzuat

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 359/b
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/1
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/2
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/3
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 43
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 61

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/511 E., 2024/607 K
SUÇ : Sahte belge düzenleme ve kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İTİRAZA KONU KARAR : Onama

Sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi tarafından sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23.12.2025 tarihli ve 2025/3891 Esas, 2025/9109 Karar sayılı kararı ile hükümlerin onanmasına karar verildiği,

Anılan karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/1 maddesi uyarınca "... sahte belge düzenleme ve kullanma suçları ile korunan yararın devletin vergilendirme hak ve yetkisi olduğu vurgulanarak evrakta sahteciliğin bir araç olduğunun kabul edilmiş olması, VUK'un 359. maddesinin (b) fıkrasındaki düzenleme ile vergi kaybının önüne geçilmesinin amaçlanmış olması nedeniyle belgenin şeklinin anılan fıkra kapsamında öneminin bulunmaması, maddedeki suçun konusunun vergiye konu faaliyet olması nedeniyle vergiye konu olayın gerçeği yansıtıp yansıtmadığının suçun oluşumuna etkili olacağı hususunda gerek öğretide gerekse uygulamada herhangi bir duraksamanın bulunmaması, seçimlik hareketleri aynı madde de yaptırıma bağlanan suçlara örnek olarak gösterilen mala zarar verme ve paralarda sahtecilik suçları açısından, seçimlik hareketlerden ister birisinin isterse tamamının yapılması halinde tek suçun oluşacağı hususundaki içtihatların zaman içerisinde istikrar kazanarak yerleşik uygulamaya dönüşmüş olması karşısında; vergi kaybının gerçekleşmesini dahi unsur olarak aramadığı için vergi kaçakçılığı suçunu tehlike suçu olarak öngören kanun koyucunun, aynı takvim yılında sahte belge düzenleyerek menfaat karşılığı vergisel işlemde kullanılması koşuluyla başkasına verilmesi eylemi ile başkası tarafından düzenlenen sahte belgeyi vergisel bir işlemde kullanma eylemini aynı maddeyi ihlal eden seçimlik hareketler olarak öngörmesi nedeniyle eylemlerin kül halinde zincirleme şekilde tek vergi kaçakçılığı suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Somut olayda, sanığın 2012, 20 13... takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçundan TCK'nun 61. maddesine göre kullanılan ve düzenlenen belge sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilerek TCK'nun 43. maddesi uyarınca sonuç cezanın belirlenmesi gerekirken hem düzenleme hem de kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı ve bu hükmü onayan Yüksek Daire kararırın yerinde olmadığı düşüncesiyle karara itiraz edilmesi düşünülmüştür." gerekçesiyle yapılan itiraz üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2 maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Dosya içeriğine ve Dairemizin kararındaki gerekçeye göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden KARARIN DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308/3 üncü maddesi uyarınca itiraz konusunda karar verilmesi için dosyanın YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,
28.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Sanığın, sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemlerinin, 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin (b) fıkrasında vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketleri olarak yaptırıma bağlanmasına, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2024/11-280 Esas ve 2024/279 Karar sayılı içtihatında da özetle, “VUK'un 359. maddesinin b fıkrasında yer alan sahte belge düzenlemek veya sahte belgeyi kullanmak suretiyle işlenen vergi kaçakçılığı suçunun seçimlik hareketli bir suç olması nedeniyle, sanığın anılan fıkra gereğince sahte belgeyi kullanmak suçundan bir kez cezalandırılması ile yetinilmesi, seçimlik hareketlerden ikisinin de birlikte icra edilmiş olmasının TCK'nın 61. maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabileceği” yönünde karar vermesine ve bu kararı ile sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu yönündeki yerleşik uygulamayı değiştirmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun itirazın reddi yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama