Yargı Kararları
Sözleşmenin uyarlanması — Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2828 K. 2026/2021
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2828, K. 2026/2021, 11.05.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/2828
- Karar
- 2026/2021
- Tarih
- 11.05.2026
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/211 E., 2025/711 K.
BİRLEŞEN AKSARAY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2020/190 ESAS SAYILI DOSYASI
BİRLEŞEN AKSARAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2021/344 ESAS SAYILI DOSYASI
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/40 E., 2023/359 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen 2020/190 E. sayılı davalarda davalılar-birleşen 2021/344 Esas sayılı davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1-Davacılar vekili asıl ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davalarda dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu 2215 ada, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 parsel sırasında kayıtlı taşınmazlara ilişkin olarak davalılar ile Aksaray 4. Noterliği'nin 02.04.2015 tarihli ve ... yevmiye no.lu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeye göre taşınmazlarda yapılacak binalarda A blokta 5, 6, 7, 8 no.lu daireler, B blokta 9, 10, 11, 12 no.lu daireler, C blokta 3, 5, 19 no.lu daireler toplamda 11 adet dairenin arsa sahiplerine verileceğini, sözleşme gereği binanın ruhsat tarihinden itibaren 24 ay içinde teslim edilmesi gerektiğini ve ruhsatın en geç 01.09.2015 tarihine alınması gerektiğini, sözleşmede kararlaştırılan 24 ayın sonunda müteahhit tarafından inşaatın tamamlanmaması halinde 12 aylık ek süre verileceğini ve ek süre zarfında yapı kullanma izin belgesi alınarak bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine teslim edileceğini, teslimde gecikme halinde arsa sahiplerine her ay için daire başına 400,00 Euro kira verileceğini, sözleşmeye göre dairelerin teslim tarihinin 01.09.2017 olduğunu, davalılara sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmeleri için Aksaray 3. Noterliği'nin 26.01.2018 tarihli ve 902 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini ancak davalıların bağımsız bölümleri müvekkillerine sözleşmede belirtildiği şekilde teslim şartını yerine getirmemiş olduğunu belirterek dava konusu bağımsız bölümlerin teslim tarihinde 28 ay ve 16 günlük gecikme olduğunu belirterek ana dava yönünden 250.000,00 TL; birleşen dava yönünden 500.000,00 TL ihtarname tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile birleşen davadaki gecikme tazminatı taleplerini 565.628,99 TL'ye artırmıştır.
2-Davalılar - birleşen davada davacılar vekili birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı dosyası dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı arsa sahipleri arasında ... Noterliği'nin 02.04.2015 tarihli ve 2047 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede binanın teslim tarihinin ruhsat tarihinden itibaren 24 ay olduğunu, ruhsatın en geç 01.09.2015 tarihine kadar alınarak inşaata başlanacağını, 24 ayın sonunda müteahhit tarafından inşaatın tamamlanmaması halinde 12 aylık ek süre verileceğini ve ek süre zarfında ve akabinde yapı kullanma izin belgesi alınarak bağımsız bölümler arsa sahibine intikal ettiği tarihe kadar, müteahhit firma her ay için arsa sahibine daire başına 400,00 Euro kira vereceğini, sözleşmede bahsi geçen 400 Euro'luk gecikme tazminatının adalet, hakkaniyet ve iyiniyet kurallarına uymamakla birlikte, müvekkili aleyhine katlanılması zor bir durum ortaya çıkardığını, aşırı ifa güçlüğü oluşturduğunu, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34) de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 8. maddesinin 5.fıkrası; "Türkiye’de yerleşik kişiler;.... eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar." 23.fıkrası; "Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur." şeklinde olduğunu, buna taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan gecikme tazminatı bedelini yeniden TL üzerinden belirlenmes gerektiğini belirterek sözleşme kapsamında her bir daire için belirlenen 400,00 Euro luk gecikme tazminatının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına İlişkin Tebliğe istinaden Türk Lirası'na dönüştürülmesine, Türk Lirası cinsinden belirlenen kira bedelinin de emsal kira değerine uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalılar vekili asıl ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davalarda cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan sözleşmenin 33. maddesi uyarınca davacıların ana taşınmaza ait tapularını davalı şirkete devretmeleri hüküm altına alınmış olup davacıların bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, davalı şirketin gerekli izinleri alabilmesi ve işe başlayabilmesi için ana taşınmaz üzerindeki tapuların devredilmesi şart olup bu hususun yerine getirilmediğini, bu sebeple yapı ruhsatının geç alınması ile teslimin ileri tarihe ertelendiğini, kendi yükümlülüklerini ihlal eden davacıların akde aykırılık iddiasında bulunamayacaklarını, yapı ruhsatının alınmasının mülkiyetle ilişkili olduğunu, yapı sahiplerinin ruhsat almadan önce gerekli diğer belgeleri de alarak yapı ruhsatı için başvurması gerektiğini, üzerinde inşaat yapılacak arsanın imar durumuna uygun şekilde projelendirilip, planların belediyece onaylanması, arsa sahibi veya vekilinin talebi ile gerçekleşeceğini, davacı arsa sahiplerinin, "Şehircilik ve İmar Müdürlüğü Kot Krokisi" başlıklı imâr durumunu gösterir çap belgesini 11.02.2016 tarihinde aldıklarını, davacıların imar çap belgesini aldıktan çok sonra da 04.10.2016 tarihinde sözleşme konusu arsanın tapusunu müvekkili şirkete devrettiklerini, yine taşınmaz üzerinde bulunan eski yapı zamanında tahliye edilip yıkılmayarak, inşaatın başlanabilmesi için yer tesliminin sağlanmadığını, tüm bu nedenlerle inşaat yapımına başlanabilmesi arsa sahiplerinin arsayı zamanında inşaatın başlanmasına uygun hale getirip, yer teslimini yapamadıkları için dava dilekçesinde ileri sürdükleri hususların dayanaksız olduğunu, sözleşmede yapı izninin yüklenici tarafından alınacağına ilişkin açık bir kural bulunmadıkça, bu yükümlülüğün iş sahibine düştüğünü, arsa sahibi davacıların inşaat ruhsatı, kullanma izni alınması için ilgili yerlere müracaat etmemesi, projeleri hazırlamaması ve müteahhide temsil yetkisi, vekaletname vermemesi ya da sözleşme gereğince iş bedeli olarak taşınmazın ortaya konulduğunda taşınmaz devrinin yapılmaması gibi kendilerinden kaynaklanan nedenlerle davalıların temerrüdü gerçekleşmeyeceğinden herhangi bir talep haklarının doğmayacağını, imar çapının davacılar tarafından 11.02.2016 tarihinde alınmış olması tapunun 04.10.2016 tarihinde devredilmesi sebebiyle ruhsatın alımı 17.01.2017 tarihinde gerçekleşmiş ve bu sürecin uzamasında davacıların kusurlu olduğunu, yine teslim süresinde sözleşme gereği 12 aylık ek süre de verileceğini, ancak bu 12 aylık ek sürede yüklenicinin arsa sahiplerine kira ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun gereğince yapı denetimini üstenecek firmanın 36 + 12 aylık bir sözleşme yapıldığı takdirde bunun maliyetinin çok yüksek olacağını, inşaatın erken bitirilmesi halinde dahi bu bedelin ödenmek zorunda kalınacağını bildirmesi üzerine, inşaatın bitirilme ve teslim süresi sözleşmeye 24 ay + 12 ay olarak yazılmak zorunda kalındığını, sürenin bu şekilde yazılması sırasında 36 aylık ana süre sonunda 12 aylık ek sürede kira bedeli ödemesi olmasına rağmen, bu şartın sehven 24 aylık ana sürenin ek süresinde yazım hatası sonucu kaldığını, kabul anlamanı gelmemekle birlikte davacıların ihtarname tarihinden itibaren faiz talep etmeleri ve faizin reeskont avans faizi ile olarak talep etmelerinin yasal olmadığını, öncelikle 26.01.2018 tarihli ihtarnamede 11 adet bağımsız bölüm için 5 aylık toplam 22.000,00 Euro kira bedelinin talep edildiğini, ihtarnamede belirtilen bedelin ne kadarlık kısmının kime ödeneceği gösterilmediği gibi, hangi hesaba ödeneceğinin de belirtilmediğini, ayrıca yabancı para ile ödeme olamayacağından yapılan ihtarın usule uygun bir ihtar olmadığını, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen, uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceğini, bu nedenle davada reeskont avans faizinin de istenemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2-Davalılar vekili birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı dosyası cevap dilekçesinde; davalı arsa sahipleri ile davacılar arasında yapılan Aksaray 4. Noterliği'nin 02.04.2015 tarihli ve ... yevmiye no.lu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davacıların zamanında davalı arsa sahiplerine daireleri teslim edemediklerini, sözleşmede gecikme halinde 400,00 Euro gecikme tazminatının kararlaştırıldığını, davacılara sözleşmeden ... yükümlülüklerini yerine getirmesi için ... Noterliği'nin 26.01.2018 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin gönderildiğini, davacıların kendi ağır kusurları ile inşaata zamanında başlamadığını ve bağımsız bölümleri zamanında teslim etmediklerini, gecikme tazminatının ödenmesi için müvekkilleri tarafından davacılara çekilen ihtarnamenin tarihi olan 26.01.2018 tarihinde ... Bankası kayıtlarına göre Euro kuru 4,65 TL olduğunu, öte yandan ihtarnamenin davacılara çekiliği tarihte ne Covid-19 Pandemisi olduğunu ne de Euro/TL kuru öngörülmesi imkansız şekilde fahiş artış gösterdiğini, davacıların kendilerine çekilen ihtarnameye rağmen sözleşmeye göre ödemeleri gereken gecikme tazminatını müvekkillerine ödemediklerini, davacılar işbu dava ile kendi ağır kusurlarına dayanarak gecikme tazminatı bedelinin uyarlanmasını istediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına uygun hesap raporuna göre dava tarihi itibariyle 14.09.2018-17.01.2020 tarihleri arasında Türk Lirası cinsinden toplam kira tutarının 339.589,47 TL olduğu, diğer taraftan 01.09.2017-13.09.2018 tarihleri arasında kira tutarının Euro cinsinden 54.706,63 Euro olduğu, 11.02.2020 tarihindeki Euro kuruna göre 339.589,47 TL ve Euro karşılığı olan (6,5699 42... .706,63=)359.419,39 TL olmak üzere toplam 699.008, 66... .08.2020 tarihideki Euro kuruna göre 339.589,47 TL ve Euro karşılığı olan( 8,7016 39... .706,63=) 476.039,52 TL olmak üzere toplam 815.628,99 TL olduğunun hesaplandığı, döviz kurundaki ani değişiklik sebebiyle birleşen davacıların uyarlama taleplerinin kabulü ile Mahkemenin 2020/ 40... /359 Karar sayılı asıl dava yönünden; asıl davanın davacı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden kabulü ile 250.000,00 TL kira kaybı tazminatının dava tarihi olan 11.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacılara 1/5'er oranında verilmesine, Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas, 2022/236 Karar sayılı birleşen dosyası yönünden; birleşen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/344 Esas sayılı .... Noterliği'nin 02.04.2015 tarihli ve 2047 yevmiye sayılı evrakı üzerinden "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ile Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi"nin her bir daire için belirlenen 400,00 Euro'luk gecikme tazminatının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına İlişkin Tebliğe istinaden Türk Lirası'na dönüştürülmesi davasının kabulüne, Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas, 2022/231 Karar birleşen dosyası yönünden; birleşen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/190 Esas sayılı davanın davacı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden kabulü ile 565.628,99 TL kira kaybı tazminatının birleşen dava tarihi olan 24.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacılara 1/5'er oranında verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının ana dava ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davası yönünden kabulüne, kararın ana dava ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davası yönünden kaldırılmasına, ana dava ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davası yönünden davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı dosya davalıları vekilinin istinaf başvurusunun birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı davası yönünden kabulüne, kararın birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı davası yönünden kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalılar/birleşen davada davacılar ..., ..., ..., Yapı Emlak İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; ... Noterliği'nin 02.04.2015 tarihli ve 2047 yevmiye no.lu düzenleme şeklindeki Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin 33. maddesine göre dairelerin tesliminin gecikmesi sebebiyle her ay daire başına 400,00 euro kira verileceğinin düzenlendiğini, 19.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararı" ile Türkiye'de yerleşik kişiler arasında menkul, gayrimenkul kiralama, hizmet ve eser sözleşmeleri ve bu sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak düzenlenmesine sınırlama getirildiği, buna göre daha önce özel olarak düzenlenmiş (ve sınırlandırılmış) bulunan döviz kredisi ile ilgili sözleşmeler dışında, yurt içinde yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilecek olan işlemlerin tamamının Türk parası ile yapılmasının zorunlu hale geldiği, buna ilişkin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34) de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 8. maddesinin beşinci fıkrasının; "Türkiye'de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, 16.12.1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilerin inşası, tamiri ve bakımı dışında kalan eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar." 23. fıkrası "Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur." şeklinde olduğunu, söz konusu Tebliğin ilgili maddeleri gereğince davacı tarafla müvekkiller arasında yapılan ... Noterliği'nin 02.04.2015 tarihli ve 2047 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki Taşınmaz Satış Vaadi ile Arsa Payı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin de bu hükümler gereğince Türk parası olarak yeniden belirlenmesi zorunlu olan sözleşmelerden olduğu için sözleşmenin öncelikle Türk parası cinsinden belirlenmesinin zorunlu olduğunu, belirtildiği şekilde eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz şeklindeki açık hüküm bulunmaktayken Bölge Adliye Mahkemesi'nin davanın reddine kararının aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davalarda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı; birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı davasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yabancı para olarak kararlaştırılan gecikme tazminatı tutarının Türk parasına dönüştürülmesi istemlerine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemesince, HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen durumlarda, usule ilişkin hukuka aykırılık tespit edildikten sonra sadece İlk Derece Mahkemesine ait kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahalline geri gönderilmesine karar vermekle yetinilir. Bunun dışında bir müdahale söz konusu değildir. İstinaf mahkemesi böyle bir durumda kararı esas yönünden inceleyemez. Bu kararlara neden olan usule ilişkin hukuka aykırılıkların, istinaf aşamasında telafi edilemeyeceği düşünülmüş olduğundan, İlk Derece Mahkemesine ait kararın tümüyle kaldırılması ve dosyanın gönderileceği ilk derecede yeniden bir yargılama yapılması öngörülmüştür. Bu kararlar, dosya kendisine gönderilen İlk Derece Mahkemesini bağlayacağından, gönderme kararına göre işlem yapılması zorunludur. Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde verilecek kararlar, usul hukukuna ilişkin olacaktır. Bu şekildeki gönderme kararında, istinaf mahkemesi yetkisini aşarak işin esasını ilgilendiren hususlarda da bir tespit yapmışsa, bu tespit İlk Derece Mahkemesini bağlamayacaktır.
Bilindiği üzere birleşen davalar, birleşmekle müstakil dava olma özelliklerini kaybetmezler. Asıl dava, birleşen dava ve karşı dava, her biri müstakil dava olma özelliğini muhafaza etmekle birlikte, somut olay bakımından her bir davada verilen hükmün diğer davaları da etkileyeceği açıktır. Tüm davaların birlikte incelenerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde tek bir kararla sonuçlandırılması, birbiriyle çelişik hükümlerin engellenmesi açısından ve bir dosyada verilen kararın diğer dosyanın sonucunu etkileme olasılığından kaynaklanan bir zorunluluktur. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemiyle önüne gelen dosyanın ve kararın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ana dava ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davası yönünden kabulüne, kararın ana dava ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davası yönünden kaldırılmasına, ana dava ve birleşen Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/190 Esas sayılı davası yönünden davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı dosya davalıları vekilinin istinaf başvurusunun birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı davası yönünden kabulüne, kararın birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı davası yönünden kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesinde, yukarıda açıklanan "birbiriyle çelişik hükümlerin engellenmesi" ilkesine aykırı bulunduğu gibi, istinaf sistematiği içerisinde yer almayan ve amacına da aykırı düşen bir hüküm tesisi niteliğinde olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka uygun bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, birleşen Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/344 Esas sayılı dosyasında davacılar vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Sözleşmede öngörülen cezai şartın, borçlunun ekonomik yönden mahvına sebep olacak nitelikte ve oranda olması hâlinde, hâkim tarafından TBK m. 182 uyarınca resen tenkis edilerek indirilmesi gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E: 2026/1586 · K: 2026/3223 · T: 20.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kira sözleşmesinin, Covid-19 salgınının etkilerinin toplumca bilinir ve öngörülebilir hale geldiği bir tarihte taraflarca serbest iradeleriyle imzalanmış olması hâlinde, salgın sonradan ortaya çıkan öngörülemeyen olağanüstü bir durum sayılamayacağından sözleşmenin uyarlanması talep edilemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E: 2025/5719 · K: 2026/2961 · T: 12.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Eser sözleşmesi kapsamında asansör imalatı işlerinde, asansörün güvenli kullanıma hazır hale geldiğini gösteren yeşil etiketin alındığı tarih işin bitiş tarihi olarak kabul edilir ve gecikme cezası bu tarihe göre hesaplanır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E: 2026/1302 · K: 2026/2938 · T: 01.07.2026