İçeriğe geç

Yargı Kararları

Sözleşmede öngörülen cezai şartın, borçlunun ekonomik yönden mahvına sebep olacak nitelikte ve oranda olması hâlinde, hâkim tarafından TBK m. 182 uyarınca resen tenkis edilerek indirilmesi gerekir.

Eczacı ile Kurum arasındaki protokole aykırılık nedeniyle uygulanan ve Kuruma fatura edilen tüm bedellerin geri ödenmesini öngören cezai şartın, borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak miktarda olması durumunda mahkemece bu husus tartışılarak cezai şartta uygun oranda tenkis (indirim) yapılması gerektiği kabul edilmiştir.

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas
2026/1586
Karar
2026/3223
Tarih
20.05.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 182

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/136 E., 2025/423 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının sahibi ve mesul müdürü olduğu ... Eczanenin muvazaalı olarak açılması nedeniyle 09.08.2018 tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıllık eczane açmasına izin verilmeyeceği yönünde bildirim yapıldığını, önceden yapılan sözleşmelerin hükümsüz kaldığını, sözleşmenin 5 yıl süreyle feshedildiğini, bu nedenle 20 12... yılı Protokolleri kapsamında Kuruma fatura edilen 9.615.536,71 TL'nin ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili için ... . İcra Müdürlüğünün 2019/8881 E. sayılı dosyasıyla yapılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; davalının bu itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının sözleşmedeki genel işlem şartlarına dayanarak haksız olarak müvekkilin sözleşmesini feshettiğini, bu süre zarfında müvekkilinin ilaç tedarik edip hastalara ulaştırdığını, bedellerini ilacı aldığı firmalara ödediğini, haksız olarak herhangi bir gelir elde etmediğini, sözleşme hükümlerinin tamamen tek taraflı, karşılıklı müzakere edilmeden, tek tip olarak düzenlenmiş sözleşmeler olduğunu, başlatılan takibin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli kararıyla; davalının davacı ile yapmış olduğu protokol hükümlerine aykırı olarak muvazaalı eczane açılmasına neden olduğu, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak fesih edildiği ve Protokol hükümleri gereği davalının tahsil ettiği fatura bedellerinin tamamının iadesi gerektiğinden bahisle, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, davalının takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile devamına, toplam 12.129.962,70 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli kararıyla; ... Eczanesinin muvazaalı işletildiğinden bahisle ... Valiliği Sağlık Müdürlüğünün 27.06.2018 tarihli tutanağı ile işlem tesis edildiği, bu işlemin iptali amacıyla davalı tarafından İzmir 2. İdare Mahkemesinde açılan davanın reddine dair verilen kararın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi tarafından incelenerek istinaf talebinin reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği, ... İl Müdürlüğünün 17.08.2018 tarihli yazısı ile davalı hakkında muvazaa kararı verilmiş olması nedeni ile 2016 yılı Protokolünün (5.3.12) maddesi gereğince 5 yıl süre ile sözleşme yapılmayacağının belirtildiği, yine aynı madde gereğince 2012 Protokolü ile 01.02.2012 tarihinden başlayarak Kuruma fatura ettiği toplam bedelin işlemiş faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davalı tarafça ödemenin yapılmaması sebebi ile icra takibi başlatıldığı, davalının sözleşme ve protokol hükümlerine uymak zorunda olduğu, kendisi için sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olduğunu bilmesi gerektiği, alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, tüm dosya kapsamına göre sözleşme hükümleri gereğince uygulanan cezai şart işleminin usul ve yasaya uygun olup, yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 11.02.2025 tarihli ilamla; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra davalı eczacının davacı Kurum ile 2012 yılı Protokolünü imzalayarak Kurum sigortalılarının ilaç teminine başladığını, ... İl Müdürlüğünün 17.08.2018 tarihli yazısı ile davalı hakkında muvazaa kararı verilmiş olması nedeni ile 2016 yılı Protokolünün (5.3.12.) maddesi gereğince 5 yıl süre ile sözleşme yapılmayacağının belirtildiği, yine aynı madde gereğince 2012 Protokolü ile 01.02.2012 tarihinden başlayarak Kuruma fatura ettiği toplam bedelin işlemiş faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davalının ise ceza miktarının yüksekliği nedeniyle iktisaden mahvına sebep olacağından bahisle davacı işleminin iptalini talep ettiğini, ilk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği ve bu karara yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedildiği, davalı hakkında dava konusu talep edilen alacağın 2012 Protokol tarihinden başlayarak tüm reçete bedellerine ilişkin olsa da, niteliği itibarıyla cezai şart olarak değerledirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/(13)3-666 E., 2023/546 K. sayılı ilamının dava konusu olaya ilişkin olarak emsal nitelikte olduğu, İlk Derece Mahkemesince hakkında uygulanan cezai işlemin, davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu edilen cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına neden olacak miktarda olduğu, bu nedenle %50 oranında tenkisine karar verildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne davalının takibe yapmış olduğu itirazın 4.807.768,35 TL asıl alacak, 1.257.212,99 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatının isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; davalının ekonomik mahvına sebep olunmamasına yönelik verilen kısmi ret kararı nedeniyle; davalı lehine 761.198,00 TL gibi bir vekalet ücreti takdirinin kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, Kurum tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin davalı üzerine yükletilmesi grektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararında %20 icra inkar tazminatının yerinde olmadığına dair bir değerlendirmeye yer verilmediğini, usulü kazanılmış hakkın dikkate alınması gerektiğini, %50 tenkis oranının fahiş olması nedeniyle kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; müvekkilinin yıllarca Sağlık Bakanlığı bünyesinde eczacılık görevi yapıp emekli olduktan sonra "gerekli bilgi ve deneyim-tecrübe eksikliğinin olduğunu" hiç düşünmeden eczane açtığını, toplanan deliller çerçevesinde dava konusu cezai şartın müvekkilin ekonomik yönden mahvına neden olacak miktarda olduğunu değerlendirmesi yanında, onun mevcut imkanları da gözetilerek ve davacı Kurumun da müvekkilinin eyleminden dolayı hiçbir maddi zararı olmadığı dikkate alınarak, ticari faaliyet bir yana yaşamını sürdürmeye imkan vermeyen cezai şartın tamamen iptali veya uygun miktarda ve davacı Kurumdan tahsil ettiği tüm tutardan sağladığı kâr'ı aşmayacak miktarda cezai şartın bilirkişi incelemesi ile tespiti suretiyle belirlenmesi yerine, toplam cezai şartta sadece %50 tenkis öngören fahiş miktar üzerinden hüküm tesisinin hakkaniyetli olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama