İçeriğe geç

Yargı Kararları

Şirket temsilcisinin prim borçlarından dolayı ödeme emri ile takibinde, sorumluluk temsil ve ilzama yetkili olduğu döneme özgülenmeli, idari para cezaları cezaların şahsiliği ilkesi gereği dışlanmalı ve ay ay hesaplama yapılmalıdır.

SGK ödeme emrine itiraz davasında, kanuni temsilcinin prim borçlarından sorumluluğu belirlenirken temsil ve ilzama yetkili olduğu dönem çelişkisiz biçimde tespit edilmeli, cezaların şahsiliği ilkesi gereği idari para cezası sorumluluk kapsamı dışında tutulmalı ve prim, işsizlik sigortası primi ile damga vergisi borçları ay ay ve gecikme zammıyla birlikte infazda tereddüte yer bırakmayacak şekilde bilirkişiye hesaplattırılmalıdır.

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas
2025/17029
Karar
2026/5346
Tarih
22.04.2026

İlgili mevzuat

  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 35
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 88

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/131 E., 2025/159 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurum tarafından 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamında dava dışı .. .. .. İşletmeleri A.Ş.'nin 2009/8 -2012/1 arasındaki aylar için davacıya 2009/19832 sayılı takip dosyasından davacının şirket Genel Müdürü olduğundan bahisle ödeme emri gönderildiğini, süresinde Kuruma başvurulduğunu ancak Kurumun talebi reddettiğini, öncelikle takibe konu alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu ödenmeyen prim borçlarından dolayı davacının sorumluluğu olmadığını davacının asıl prim borçlusunun bir dönem satın alma şefi görevini yürüttüğünü, sigortalı olarak çalıştığını, şirketin ortağı ya da yönetim kurulu üyesi olmadığını, temsil ve imzaya yetkili yöneticisi de bulunmadığını, karar alma yetkisi bulunmadığını, asıl borçlu hakkında aciz vesikası alınmamış iken mükerrer 35. maddesi gereği davacıya ödeme emri gönderilmeyeceğini ileri sürerek, müvekkiline gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı şirketin ödenmemiş borçlarından dolayı takipler başlatıldığını, ancak şirketin haczedilen menkul, gayri menkul, mevduatları üzerinde rehin, ipotek ve hacizler bulunduğundan borcun tahsilinin imkansız hale geldiğini, yapılandırma taleplerine rağmen ödeme gerçekleşmediğini davacının 15.01.2009-06.10.2012 arası şirkette genel müdür olduğunu bu nedenle 2009/8-2012/1 aylara ilişkin prim borçlarından 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 07.05.2018 tarihli ödeme emrinin kısmen iptali ile davacının sorumlu olduğu miktarın 19.802.192,85 TL olduğunun, ödeme emrinde gösterilen miktarın 7.952,676,53 TL’sinden sorumlu olmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.10.2023 tarihli kararı ile istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin19.10.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, ...Yukarıdaki ilkeler kapsamında dava konusu somut olayda Mahkemece yapılacak iş;
a-Yargılama sırasında Kurumca gönderilen 04.06.2021 tarihli yazıda 07.05.2018 itibariyle borç durumunun 2009/8-2011/10 dönemi damga vergisi borcunun 1.587,55 TL asıl 1.992,96 TL faiz toplam 3.580,51 TL olduğu, 2009/1-2010/7 dönemi idari para cezası borcunun 9.469,00 TL asıl, 6.948,56 TL faiz toplam 16.417,56 TL olduğu, 2009/8-2012/1 dönemi işsizlik sigortası prim borcunun 843.663,15 TL asıl, 888.105,57 TL faiz toplam 1.731.768,72 TL olduğu, 2009/8-2012/1 prim borcunun 10.017.000,31 TL asıl, 10.574.536,94 TL faiz toplam 20.591.537,25 TL borç olduğu bildirilmiştir. Öncelikle tevhidli dosyadan gönderilen borç miktarı ile Mahkemeye 04.06.2021 tarihli yazı ile bildirilen miktar arasındaki bu çelişki giderilmeli, dava konusu edilen dönem açık bir şekilde belirlenmelidir.
b-Keza aylık olarak bu dönemlere ait prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ve idari para cezası tek tek belirlenmeli, idari para cezası yönünden cezaların şahsiliği gereğince davacının sorumlu olmayacağı dikkate alınmalı, idari para cezası dışlanmalı, diğer prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi borcundan kaynaklı Kurum alacaklarının ise davacının temsil ve ilzama yetkili olduğu süre ile sınırlı olarak, ay ay alacakları ve gecikme zammı infazda tereddüte yer olmayacak şekilde bilirkişiye hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmelidir,
gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabul- kısmen reddine; davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 07.05.2018 tarihli ödeme emrinin kısmen iptali ile davacının sorumlu olduğu miktarın 19.998.692,95 TL olduğunun, ödeme emrinde gösterilen miktarın 7.756.176,43 TL’sinden sorumlu olmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili:
a.Karar alacağından dolayı tüm yasal yollar tüketilmeden, aciz belgesi alınmadan davacıya karşı takip başlatılamayacağını,
b.Asıl borçlu şirketten borcun tahzil kabiliyeti bulunup bulumadığının araştırılmaksızın davacıya arşı takip başlatılamayacağını,
c.Temsil ve ilzam yönünden davacının sorumlu bulunmadığını,
d.Borcun şirket tarafından yapılandırıldığını ve bunun değerlendirilmediğini,
e.Eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili:
a.Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu,
b.Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesi verilen kararda davacının talebinde haksız olduğunun belirlendiğini,
c.Bozma sonrası eksik hususların giderilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
İnceleme konusu eldeki dosyada, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamı sonrasında Mahkemece, Kurumdan bozma ilamı doğrultusunda getirtilen cevaplar ile yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar eksik incelemeye dayalıdır.
2.Mahkemece yapılacak iş, önceki bozma ilamı içeriğinde de açıkça belirtildiği üzere;
a.Dosya kapsamında 24.09.2014 tarihli .. ... Sicil Müdürlüğünün yazısına göre davacı 15.01.2009-06.01.2012 arası genel müdür temsil ve ilzama yetkili olduğu, 27.07.2021 tarihli .. ... Sicil Müdürlüğünün yazısı ekinde gönderdiği yönetim kurulu kararlarına göre davacı 25.03.2009-23.12.2011 arası genel müdür temsil ve ilzama yetkili olduğu, dava dışı borçlu şirket 11.01.2019 tarihli yazısına göre davacının 07.01.2009-30.04.2012 arasında genel müdür olarak çalıştığı bildirilmiş olmasına göre,
Bozma ilamında da belirtildiği üzere davacının temsil ve ilzama yetkili olduğu süre ile sınırlı olarak sorumluluğu belirlenebilmesi için öncelikle bu yazılar arasındaki çelişki giderilmeli ve davacının borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu dönem açık bir şekilde belirlenmelidir.
b. Tevhidli dosyadan gönderilen borç miktarı tereddütsüz belirlendikten sonra,
Önceki bozma ilamında da belirtildiği "bu dönemlere ait prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ve idari para cezası tek tek belirlenmeli,
Bozma sonrası Kurum tarafından gönderilen yazı cevabında davacı yönünden İPC uygulanmadığı belirtilmiş ise de tevhidli dosyada İPC borcunun 8.887 işleyen gecikme faizinin ise 6.168,91 TL olduğu belirtilmiş olmakla, İdari para cezası yönünden cezaların şahsiliği gereğince davacının sorumlu olmayacağı dikkate alınmalı, miktarı tam olarak belirlendikten sonra idari para cezası dışlanmalı
Diğer prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi borcundan kaynaklı Kurum alacaklarının ise davacının temsil ve ilzama yetkili olduğu dönem tam olarak belirlendikten, gönderilen yazı cevaplarındaki çelişkiler giderildikten sonra, temsil ve ilzama yetkili olduğu süre ile sınırlı olarak, ay ay alacakları ve gecikme zammı infazda tereddüte yer olmayacak şekilde bilirkişiye hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmelidir.

c.Ayrıca önceki bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere, davacının sorumlu olduğu/olmadığı ayların tek tek kararda gösterilmesi gerektiğine işaret edilerek infazda tereddüte yer olmayacak şekilde bilirkişiye hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına karşın, aynı şekilde karar verilerek (miktar değişmiş olmakla birlikte) ay ay alacaklar ve gecikme zammının gösterilmemiş olması bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama