İçeriğe geç

Yargı Kararları

Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan temlikte, temlik konusu taşınmazın değeri ile diğer mirasçılara verilenler arasında aşırı fark bulunması, temlik döneminde devralanın gerçek bir bakım ihtiyacının olmaması ve mirasbırakanın diğer mirasçılarla husumeti birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmenin miras hakkından mal kaçırma amacıyla muvazaalı yapıldığı kabul edilir.

Mirasbırakanın, ölümünden kısa süre önce ve bakıma muhtaç olmadığı bir dönemde, evlatlık görevini aşan bir bakım ilişkisi bulunmayan mirasçıya, diğer mirasçılara devrettiği taşınmazlardan yaklaşık dokuz kat değerli taşınmazını ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmesi ve devralanla küs olduğu iddia edilen diğer mirasçı arasındaki ilişki dikkate alındığında, bu temlikin muris muvazaası niteliğinde olduğu ve tapu iptali ile tescil davasının kabulü gerektiği kabul edilmiştir.

Mahkeme
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Esas
2025/6411
Karar
2026/4334
Tarih
21.05.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı HMK m. 370

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/191 E., 2025/1932 K.
BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/595 E., 2023/449 K.

Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse tenkis istemine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili; davacılar ile davalının kardeş olduğunu, tarafların muris annesi ...'ün davacılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak dava konusu 19 02... parsel sayılı taşınmazını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, murisin bakıma ihtiyacı olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payı oranında tescilini, bunun mümkün olmaması halinde tenkis talep etmiştir.

Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili; muris ...'e davalının baktığını, murisin davacı kızı ... ile anlaşamadığını, davacılara murisin bedelsiz olarak taşınmaz devretmesine rağmen kendisine bakılmaması nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı davalıya devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murisin gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı ve temlikin mal kaçırma amacıyla değil bakılmak amacı ile yapıldığı, davalının bakım borcunu yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı vekili ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya temlik edilen dava konusu taşınmaz ile davacılara verilen taşınmazların değeri arasında yaklaşık 9 kat fark bulunduğu, murisin ölünceye kadar bakma akdi yaptıktan 2 yıl sonra öldüğü, Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalının muris ölmeden önce 1-2 ay önce muhtaç duruma düştüğü, öncesinde bakıma muhtaç olmadığı, davalının evlatlık vazifesini aşar bir bakımının bulunmadığı, davacı ... ile küs olduğu dikkate alındığında murisin mal kaçırma kastıyla hareket ettiği sabit olmasına rağmen Mahkemece davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek davacılar vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama