İçeriğe geç

Yargı Kararları

Muris muvazaası iddiasında, murisin gerçek amacının mirasçılarını, özellikle kız çocuklarını miras hakkından yoksun bırakmak olduğu kanıtlandığında yapılan temlik işlemi geçersiz sayılır ve tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tescili gerekir.

Murisin taşınmazlarını erkek çocukları lehine, kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla temlik ettiğinin anlaşılması hâlinde, bu işlem muris muvazaası (TMK m. 706, TBK m. 19, TMK m. 1023 ve ilgili Yargıtay içtihatları) kapsamında geçersiz kabul edilerek tapu iptali ve mirasçılar adına tescil kararı verilir; daha önceki ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin bir anlaşma senedinin dava konusu taşınmazları kapsamadığının tespiti hâlinde bu senet muvazaa iddiasını çürütücü delil olarak kabul edilemez.

Mahkeme
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Esas
2025/2331
Karar
2026/4313
Tarih
21.05.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 125
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1634 E., 2025/151 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/573 E., 2022/656 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar; murisleri ...'nin 232, 823, 750, 1200, 90, 959, 710, 620, 2083, 1237, 1628, 1996, 1373, 707, 751, 958, 1341, 957, 11 22... parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla oğulları ... ve ...'ya satış suretiyle temlik ettiğini, ... ve ...'nın ölümüyle geriye mirasçıları olarak davalıların kaldığını ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişler; yargılama sırasında kamulaştırılan 90 parsel sayılı taşınmaz yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil isteklerini bedele dönüştürmüşlerdir.

Davalılar; davaya cevap dilekçesi sunmamışlar; aşamada, taşınmazların mirasçılar arasında yapılan fiili taksim ile paylaşıldığını, para almış olmalarına ve bu hususları bilmelerine rağmen davacıların kötü niyetli şekilde dava açtıklarını, murisin gizli ve muvazaalı bir akit yapmadığını, murise yatalak kaldığı dönemde oğulları, gelinleri ve torunlarının baktığını, iki oğluna eşit paylarla satış yaptığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 10.12.1985 tarihli anlaşma senedinde muris ... ... tüm mirasçılarının imzalarının bulunduğu, bu imzalı senetle davaya konu taşınmazlar yönünden tüm mirasçıların anlaştıkları ve bu taşınmazlara karşılık mirasçılar ... ..., ... ... ve ...'ın 400.000,00 TL para aldığının belirtildiği, kaldı ki dosya kapsamında davacı tarafça murisin iradesinin muvazaalı olduğunu kanıtlayabilecek yeterli delil sunulmadığı, taşınmazın düşük değerle devir edilmesinin tek başına muvazaanın ispatı için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 10.12.1985 tarihli anlaşma senedinin Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/114 Esas, 1985/300 Karar sayılı ve 1985/113 Esas, 1985/299 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davalarına ilişkin olduğu, davaya konu taşınmaz paylarını kapsamadığı, muris ...'nin dava konusu taşınmazlardaki paylarını erkek çocukları lehine kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla temlik ettiği, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayıl Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 52.901,21 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama