İçeriğe geç

Yargı Kararları

Limited şirkette ortağın ölümüyle esas sermaye payı mirasçılara genel kurul onayına gerek olmaksızın geçse de, bu pay üzerinde iştirak (elbirliği) mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülmedikçe mirasçılar payla ilgili yönetim ve oy haklarını birlikte kullanmak zorundadır.

6102 sayılı TTK'nın 596/1. maddesi uyarınca limited şirket esas sermaye payı miras yoluyla genel kurul onayına gerek olmaksızın mirasçılara geçse ve şirket 596/2. maddedeki üç aylık hak düşürücü sürede reddetme (kaçış kloz) hakkını kullanmamış olsa dahi, TMK'nın 701. maddesi gereği pay üzerinde oluşan iştirak halindeki mülkiyet paylı mülkiyete dönüştürülmediği sürece mirasçıların payla ilgili yönetim hakkını birlikte kullanmaları gerekir ve mirasçıların ayrı ayrı toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının engellenmesi genel kurul kararını yokluk hükmüne tabi kılar.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5302
Karar
2026/2396
Tarih
28.04.2026

İlgili mevzuat

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 596
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 597
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 417
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 447
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 617
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 622
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 630
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 436
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 701
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/554 Esas, 2025/573 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemeasi
SAYISI : 2020/684 E., 2021/870 K.
BİRLEŞEN DOSYA : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/17 E.


Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; ... Petrol Tur İnş Tic ve San Ltd Şti'nin %25 ortağı olan muris ... 'ın 08.12.2019 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarının eşi ..., çocukları ... ve ... olduğunu, müvekkili ...'ın şirketteki hissesinin 77 adedini 77.000,00 TL bedel ile ... lehine, 77 adedini ise 77.000,00 TL bedel ile ... lehine feragat ettiğini, davalı şirketin tüm ortakları ve şirketin fiil ehliyetini kullanmaya yetkili müdürü ...'ün davacıların murisi ... 'ın vefatını ilk günden beri bildiğini, bu sebeple 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 596. maddesi gereğince, miras yolu ile davacılara hisse geçişi genel kurul kararına gerek olmaksızın gerçekleşmiş olup iktisabın öğrenilmesinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde açıkça ve yazılı olarak reddedilmediğini ve onay vermiş sayıldığını, dava dilekçesi ekinde sundukları çağrının 4,5,6 maddelerinde davacıların murisi ... 'ın vefatı sebebiyle davacılara intikal eden hisselerin geçişinin oylanmasını gündem maddeleri olarak belirlendiğini, genel kurul toplantısı yapılması için gereken 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmesiyle birlikte şirketin ortağı kabul edilen davacıların ortaklıklarının durumunun tekrar gündeme gelmesi ve oylanması genel kurul kararını sakatladığını, şirket ortağı olan davacıların genel kurula davet edilmesine rağmen, ortaklık haklarının kullanılmasının engellendiğini, vazgeçilmez nitelikteki hakların ihlal edildiğini, TTK'nın 596. maddesi gereğince, miras yolu ile genel kurul kararına gerek olmaksızın esas sermaye payı iktisap eden davacıların bu paylara ait tüm hak ve borçlarının da genel kurul kararına gerek olmaksızın geçtiğini, davacıların davalı şirket müdürü tarafından murislerinin mirasçısı olarak toplantıya çağırılmış ve toplantıya katılmış olmalarına rağmen, oy kullanmalarına izin verilmediğini, yapılan usulsüzlük ve hukuksuzluklara karşı muhalefetlerinin tutanağa geçirilmediğini, davacıların ortaklıktan kaynaklanan tüm haklarının yok sayıldığını, davacıların vazgeçilmez nitelikteki haklarının ihlal edildiğini, kısıtlandığını ve güçleştirildiğini, Kanunun emrettiği şekilde alınmış bir genel kurul kararı olmadığından, ortakların gerçek iradeleri tutanağa yansımadığından, genel kurul toplantısı kararının kurucu unsurlarının eksik olduğunu, alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek 12.10.2020 tarihli genel kurul kararının yokluğunun-hükümsüzlüğünün tespitine veya iptaline, ...Noterliğinin 18.02.2020 tarihli, ... yevmiye sayılı feragatnamesi dikkate alınarak, davacıların, davalı şirketteki muris ... 'dan intikal eden hisseleri kazandığının tespiti ile adlarına tesciline, davacıların iktisabının tespiti ile tescili mümkün olmadığı taktirde, TTK'nın 597. maddesi hükmü gereğince, esas sermaye paylarının gerçek değerinin 18.02.2020 tarihli feragatname de dikkate alınarak bilirkişi marifetiyle tespit edilip belirsiz alacak davası olarak değerlendirilip, Mahkemece belirlenen miktarın davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 03.06.1991 tarihinde kurulduğunu, davacıların 30.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile pay sahibi olduklarını, davalı şirkete ait "Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi 26 21... Parsel"de kayıtlı bir adet taşınmaz bulunduğunu, şirketin bu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak kiraya verilmesi faaliyetini yürüttüğünü, başkaca faaliyet göstermediğini, davalı şirket müdürü ... tarafından 12.10.2020 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmak üzere ekte sunulan 21.09.2020 tarihli ... Gazetesi sayfasında görüleceği gibi toplantıya çağrı yapıldığını, 12.10.2020 tarihli genel kurul toplantısına davacı ..., davacı ...'e vekaleten ... ve ...'ün katıldığını, müteveffa ... mirasçılarının da toplantıyı takip ettiklerini, davalı şirket müdürü ...'ün; müşterek müdür ... 'ın vefat ettiğini bildiği halde (zira müteveffanın cenaze merasiminde kendisi bizzat bulunmuştur) usulüne uygun ve süresinde genel kurul toplantısı düzenlendiğini, ... 'ın hisselerinin intikali için gerekli işlemleri yapmamış olup; şirketi yürütmeye tek başına yetkili olmadığı halde usülüne aykırı olarak işlemler yaptığını, davacıların oyu hilafına toplantı başkanı seçilmesi ve toplantı tutanakları imzalama yetkisinin ...'e verilmesine ilişkin kararların oybirliğiyle verildiğinin tutanak altına alındığını, 12.10.2020 tarihli toplantı tutanağının 1. ve 2. maddelerinde "toplantı başkanlığına ...'ün seçilmelerine" ve "toplantı tutanaklarını imzalama yetkisinin ...'e verilmesine" dair kararların oybirliğiyle verildiğinin yazıldığını, bu maddelere ilişkin davacıların muhalif olduklarını, ...'ün toplantı başkanı olmasına ilişkin kararlara muhalefet şerhi koymak istemişlerse de muhalefet şerhinin yazılmadığını, ... 'ın vefatı ile de davacılardan başka oy hakkı olan kişi de kalmadığını, Genel Kurul toplantısı aşağıda açıklanan diğer hususlar yanında bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle hükümsüz olduğunu ve iptali gerektiğini, 12.10.2020 tarihli genel kurul toplantısının 7. maddesi uyarınca ...'ün müdür seçilmesine davacıların muhalefet şerhi koyduklarını, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/399 E. sayılı dosyada müdür ...'ün şirketi zarara uğratması ve usulsüz işlemler yapması nedenleriyle davacıların müdürün sorumluluğuna ilişkin dava açtıklarını, yargılamanın devam ettiğini, Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/867 E. sayılı dosyasında ...'ün davacı ...'e karşı işlediği yaralama suçu nedeniyle ceza aldığını ve hükmün kesinleştiğini, davacılar ile müdür ... arasında başkaca ceza davası ve soruşturma dosyaları olup; azınlık davacıların haklarının müdür tarafından gözetilmeyeceği ve hatta kasten çiğnenme tehlikesinin açık olduğunu, hal böyle iken 12.10.2020 tarihli toplantıda verilen müdür seçimi kararının iptali gerektiğini, şirket müdürünün ibra noktasında oy kullanmasının da mümkün olmadığını, TTK'nın 436/2 maddesinin "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan ... oy haklarını kullanamaz" hükmünü içerdiğini, bu durumda da davacıların ibraya ilişkin muhalif olmaları halinde müdürün ibra edilemeyeceğini, başkaca pay sahibi de bulunmadığından ve oy birliği ile ibra edilmediğine karar verilmiş olacağını ileri sürerek davacıların ibra noktasındaki itirazları, beyanları ve muhalefet şerhleri dinlenmeyen, toplantı tutanağına geçirilmeyen genel kurul kararlarının hükümsüz olduğunu ve iptali gerektiğini, TTK'nın 630. maddesi uyarınca müdürün yönetim hakkının ve yetkilerinin kaldırılması ile yönetime kayyım atanmasını talep etmek gerektiğini, TTK'nın 630/2 maddesinin "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden ... yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." hükmünü içerdiğini beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 12.10.2020 tarihli genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne ve/veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Şirketteki miras hak ve alacağından feragat eden davacı ...'ın işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını, davacıların, iptali istenen genel kurul toplantısına kadar esas sermaye payını miras yoluyla intikal ettiklerine dair şirkete bir bildirim yapmamış olup pay defterine kaydolmayı talep etmediklerini, ... mirasçılarının; iptali istenen genel kurul toplantısına kadar gerek ... Sicil Müdürlüğü'ne gerekse müvekkil şirkete esas sermaye payını miras yolu ile iktisap ettiklerini ve mirasçılıklarını gösteren herhangi bir belge ile pay defterine kaydedilmek üzere başvurmadıklarını, nitekim genel kurul toplantısının gerçekleştiği tarihe kadar ne şirket kayıtlarında ne de ticaret sicil kayıtlarında şirkete karşı yapılmış bir bildirimin söz konusu olmadığını, davacıların oy haklarının kısıtlandığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin, davacılara, esas sermaye paylarını pay defterindeki gerçek değeri üzerinden almayı önerdiğini, noter onaylı feragatname ile esas sermaye paylarının gerçek değerini belirleyen davacıların bedel yönünden itirazlarında hukuki yararı olmadığını, davacıların dava dilekçesinde, müvekkil şirket tarafından esas sermaye payları için önerilen bedelin gerçek değeri yansıtmadığını, esas sermaye payının gerçek değerinin TTK'nın 597. maddesi uyarınca tespit edilerek taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, esas sermaye payının gerçek değerinin bu olmadığına yönelik itirazları bulunan davacıların, kendi aralarında düzenledikleri feragatname ile 1 adet payın değerini 1.000,00 TL olarak kabul ettiklerini, miras yolu ile intikal eden esas sermaye payının değeri hususunda davacıların noter onaylı belge ile kabulünün ortada olduğunu, hal böyle iken kendi kabullerinde olan bir miktara itiraz etmelerinde hukuken bir yarar bulunmadığını, bu nedenle esas sermaye payının değerine ilişkin yaptıkları itirazın hukuki yarar yoksunluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, usulüne uygun bir şekilde tertip edilmiş genel kurul toplantısında alınan kararların tescilinin tedbiren durdurulması talebi iyiniyet kuralları ile bağdaşmayan bir talep olduğunu, davacıların alınan kararları sürüncemede bırakma derdine düştüğünü, genel kurul kararlarının yokluğu yönündeki iddiaların gerçek dışı soyut iddialar olduğunu, bunun yanı sıra toplantı tutanağını imzalama yetkisinin toplantı başkanına ait olduğunu, şirket yöneticilerin ibrası genel kurul gündeminde yer almadığı gibi azlığın bu yönde usulüne uygun bir talebinin de söz konusu olmadığını, davacılardan ...'e vekaleten toplantıda bulunan ...'in şirkete ait birtakım evrak suretlerini hukuka aykırı yollar ile ele geçirdiğini Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından alınan kurum görüşünde de genel kurul kararında alınan kararların hukuka uygun olduğunun belirtildiğini, davacılar tarafından gerçekleştirilen 2. genel kurul toplantısının hukuken bir geçerliliğinin mevcut olmadığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/684 E. sayılı dava dosyası ile huzurdaki dava dosyasının bağlantılı davalar olup birleştirilmesi gerektiğini, davacıların kayyım talebinin usulüne uygun bir şekilde tertip edilmiş genel kurul toplantısında alınan kararları ve şirketin yönetimini sürüncemede bırakmak adına iyiniyet kuralları ile bağdaşmayan bir talep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal hükümde düzenlenen üç aylık red süresinin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, somut olayda pay sahibi ... 'ın 08.12.2019 tarihinde vefat ettiği ve 12.10.2020 tarihine kadar genel kurulca payın geçişini onaylamayan-reddeden bir kararın alınmadığı, davalı yanca mirasçılar tarafından pay intikali için şirkete yapılmış bir başvuru olmadığı ve üç aylık sürenin başlangıç süresinde bir netlik bulunmadığı gerekçesi ile kararın yasal sürede alındığı iddia edilmiş ise de; aile şirketi vasfındaki davaya konu şirkette, pay sahibinin ölümünün ve ölüm tarihinin tüm diğer şirket ortakları tarafından bilinmesi karşısında üç aylık sürenin 08.12.2019 tarihinden itibaren işlemeye başladığının kabul edilmesi gerektiği, aksi kabulün açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı TMK) 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği, davacıların genel kurul tarihinde şirkette pay sahibi oldukları halde TTK'nın 417. maddesi uyarınca toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının açıkça ihlal edildiği, TTK'nın 447. maddesinde yer alan düzenlemeden de görüleceği üzere pay sahibinin genel kurula katılma hakkı engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı, dolayısıyla mirasçı davacıların toplantıya çağrılmalarına rağmen hazır bulunanlar listesine isim ve imzaları alınmayarak toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının ortadan kaldırıldığı davaya konu genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğu, yine asıl ve birleşen davada dava dilekçelerinin içeriği ve dinlenen tanık beyanlarına göre toplantıya katılan birleşen dosya davacılarının alınan kararlara verecekleri muhalefet şerhlerinin dahi henüz işlenmediği, bu hususta çıkan tartışma sonrası divan başkanının ıslak imzası dahi bulunmayan toplantı tutanağının toplantı salonundan çıkarılması karşısında verilen kararların esasen şeklen ve hukuken dahi oluşmadığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulü ile davalı şirketin 12.10.2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirketlerde murisin ölümü üzerine payları, hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılarına intikal ettiğinden TMK'nın 701. maddesindeki iştirak hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığı, bu kapsamda mirasçılar, ortaklık payının kendilerine isabet eden kısmında doğrudan mülkiyet hakkını kazandığı, (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 17.09.2012 Tarihli 2011/62 03... /13489 Karar sayılı kararı) ayrıca, limited ortaklık sermaye paylarının yasal yolla (dava konusu olayda olduğu gibi miras yoluyla) geçişi hâlinde, yasa, şirkete yabancı ortakların girişini engellemek amacıyla bazı imkânlar tanıdığı, bunlardan biri de TTK'nın 596/2 hükmü uyarınca, şirketin, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi reddetme imkânı olduğu, somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de belirttiği üzere, aile şirketi vasfındaki davaya konu şirkette, ortakların akrabalık dereceleri düşünüldüğünde, pay sahibinin ölümünün ve ölüm tarihinin tüm diğer şirket ortakları tarafından bilindiği, buna göre üç aylık sürenin 08.12.2019 tarihinden itibaren işlemeye başladığının kabul edilmesi gerektiği, bu tarihte iktisabın ayrıca bir bildirime gerek kalmadan şirketçe öğrenildiği, aksi kabulün somut uyuşmazlık yönünden açıkça TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği yönündeki kabulü yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince davalı şirket yetkilisi ...'ün isticvap yolu ile beyanı alındığı, 19.02.2020 tarihli şirket ortağının vefatı, hisse intikali ve feragati hk. konulu ve ...'ün imzasının bulunduğu diğer ortakların isimlerinin yazılı olduğu ancak altlarında imza bulunmayan evrak aslı gösterildiği, davalı şirket yetkilisi, "Bu imza şekil olarak benim imzama benziyor ancak kalem akışı bana benzemiyor, böyle bir imza attığımı da hatırlamıyorum, böyle bir evrak bana getirilmedi, böyle bir evraka imza atmadım, kimin düzenlediğini de bilmiyorum, bu belge altındaki imzayı kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, düzenlenecek toplantı tutanağı, ortakları, temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, itibari değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, alınan kararları, he karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerdiği, bu anlamda, tutanak genel kurulda alınan kararları ve yapılan seçimleri kanıtlama işlevine sahip olduğu, anonim şirketlerde tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık Temsilcisi tarafından imzalandığı, TTK'nın 617. maddesi gereği, limited şirketlerde, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık Temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanacağı, TTK'nın 622. maddesinde, TTK'nın anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağının düzenlendiği, toplantı tutanağında, toplantı başkanının imzasının olmamasının yaptırımının yokluk olduğu, somut uyuşmazlıkta da, ..., isminin yazılı olduğu tutanaktaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmekle, mahkemenin yokluk hukuki yaptırımına karar vermesinin yerinde olduğu, pay sahibinin genel kurula katılma hakkını sınırlandıran ve ortadan kaldıran (somut olayda alınan karar ileriye dönük genel kurula katılma hakkını ortadan kaldırma sonucunu doğrumaktadır) genel kurul kararları butlanla malul olsa da birleşen dava yönüyle genel kurulun yoklukla malul olduğu anlaşıldığından, yokluğuna karar verilen genel kurul için aynı zamanda butlan kararı verilmesi yerinde olmayacağından, asıl dava yönüyle de sonuç olarak yokluk kararı verilmesi yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 596/1 hükmünde belirtildiği üzere esas sermaye payının miras yoluyla geçmesi halinde tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın kendiliğinden, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. Başka bir deyişle murisin terekesine intikal eder. Dairemizin 10.04.2024 tarih, 2022/3961 E., 2024/137 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere bu halde murisin payının, mirasçılarına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 701. maddesi hükmü gereğince elbirliğiyle (iştirak) mülkiyet hükümlerine göre geçeceği ve mirasçıların murise ait paylar üzerinde iştirak halinde mülkiyete sahip olacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı şirket 6102 TTK'nın 596/2 hükmüyle kendisine tanınan kaçış klozunu (ön alım hakkı) aynı Yasa hükmüyle öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde kullanmamış ise de somut olayda iştirak halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmediği anlaşıldığından mirasçıların paylar üzerindeki yönetim hakkını birlikte kullanmaları gerekmektedir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan, "limited şirketlerde murisin ölümü üzerine payları, hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılarına intikal ettiğinden TMK'nın 701. maddesindeki iştirak hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığı, bu kapsamda mirasçılar, ortaklık payının kendilerine isabet eden kısmında doğrudan mülkiyet hakkını kazandığı" şeklindeki gerekçede isabet bulunmamaktadır. Esasen bu gerekçe bir payın birden fazla kişiye kalma ihtimalinde gündeme gelen payların bölünemezliği ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Ancak somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki zikredilen hatalı gerekçenin sonuca bir etkisi bulunmadığından ve davanın kabulüne dair verilen karar sonuç itibariyle doğru olduğundan bu husus bozma sebebi yapılmamış söz konusu gerekçenin eleştirilmesiyle yetinilmiştir.
Bu itibarla, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.



VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.


Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama