Yargı Kararları
Limited şirket ortağı ve müdürü, yalnızca ortaklık ve müdürlük sıfatının devam ettiği döneme ait prim borçlarından sorumlu olup, bu borçlara ilişkin ödeme emrine karşı açılan iptal davası 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesindeki süre ve zamanaşımı kurallarına tabidir.
Yargıtay, limited şirket ortağı ve müdürünün ortaklıktan ve müdürlükten ayrıldığı tarihten sonraki dönem prim borçlarından sorumlu tutulamayacağını, zamanaşımına uğrayan dönem borçlarına ilişkin ödeme emirlerinin iptal edilmesi gerektiğini, hak düşürücü süresi içinde açılan davada 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca yapılan bu değerlendirmenin yerinde olduğunu kabul etmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15998, K. 2026/5328, 22.04.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/15998
- Karar
- 2026/5328
- Tarih
- 22.04.2026
İlgili mevzuat
- 6183 sayılı Kanun m. 58
- 6100 sayılı HMK m. 353/1-b.1
- 6100 sayılı Kanun m. 370
- 6100 sayılı Kanun m. 371
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3122 E., 2025/2039 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 61. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/156 E., 2023/350 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Gıda Unlu Mamülleri...Ltd. Şti.'nin prim borcu nedeniyle davacıya 25.06.2022 tarihinde 2012/15436, 2013/60290, 2013/88195, 2019/17838, 2016/89864, 2016/87982, 2012/43498, ... numaralı ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, davacının ilgili şirkette 23.07.2013 tarihinde ortak ve yönetici olduğunu, 01.02.2016 tarihinde ise ortaklıktan ve yöneticilikten ayrıldığını, davacının şirkette yönetici ve ortak olmadığı dönemlere ait prim borçlarından sorumlu olmadığını, kaldı ki bahsi geçen borçların zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürerek, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne;
a) ... numaralı icra takibi, ... numaralı icra takibi, ... numaralı icra takibi, ... numaralı icra takibi ödeme emirlerinin ayrı ayrı iptallerine,
b) ... numaralı icra takibinde sadece 2009/2-2010/5 ve 2015/8-2019/3 aylarına ait ve ... numaralı icra takibinde sadece 2011/10-11- 12... /4. aylarda borçların hisseyi aşan 5,92 TL asıl, 14, 71... .06.2022'ye kadar işlemiş gecikme zammı toplamı 20,63 TL yönünden düzenlenen ödeme emirlerinin kısmen iptaline,
c)Fazlaya ilişkin talebin reddine, (27.09.2023 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli kararın eki sayılmasına) karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava konusu ödeme emirlerinin davacıya 25.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacının ... Gıda Unlu Mamülleri ... Ltd. Şti.'ye 20.06.2013 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirkete ortak olduğu ve 10 yıllığına şirket müdürü seçildiği, 31.08.2015 günlü ortaklar kurulu kararı ile .. ... Noterliğinin 21.03.2014 günlü hisse devir senedine istinaden şirketteki tüm hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, ödeme emrine konu borçların 2011/12 ve öncesi dönemin yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğramayan borçlardan ise müdür olması nedeni ile sorumluluğunun bulunduğu, yine idari para cezasına ilişkin ödeme emirlerinden sorumlu bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;Kurum işleminin yerinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
İşe iade davasını kazanan işçinin, işe başlatılmama nedeniyle boşta geçen süreye ilişkin olarak işveren aleyhine ayrıca hizmet tespiti davası açması mümkün değildir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/19403 · K: 2026/6171 · T: 04.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Şirket temsilcisinin prim borçlarından dolayı ödeme emri ile takibinde, sorumluluk temsil ve ilzama yetkili olduğu döneme özgülenmeli, idari para cezaları cezaların şahsiliği ilkesi gereği dışlanmalı ve ay ay hesaplama yapılmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/17029 · K: 2026/5346 · T: 22.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Hizmet tespiti davasında, sigortalının işyerinde imzaladığı sözleşmelerin varlığı yeterli olmayıp fiilen ve gerçek anlamda çalışıldığının tanık beyanları ve diğer delillerle ispat edilmesi gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/19195 · K: 2026/6357 · T: 06.05.2026