Yargı Kararları
Kendi adına düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmasa da, şirket ortağı sıfatıyla borç tehdidi altında bulunan kişinin açtığı iptal davası, hâkim tarafından menfi tespit davası olarak nitelendirilip esastan incelenmelidir.
Davacı adına düzenlenmiş bağımsız bir ödeme emri bulunmayıp yalnızca şirkete ait ödeme emri tebligat zarfında ortak sıfatıyla adı da yazılarak borç tehdidi altında bırakılan kişinin açtığı davada, hâkim maddi vakıalarla bağlı olup tarafların hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmadığından (HMK m. 33), dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmeyip menfi tespit davası olarak nitelendirilerek esasa girilip karar verilmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/17055, K. 2026/5396, 22.04.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/17055
- Karar
- 2026/5396
- Tarih
- 22.04.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33
- 5510 sayılı Kanun m. 88
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b.1
- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 76
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/51 E., 2025/344 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı adına gönderilen ödeme emirlerinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, sadece tebliğ zarfının üzerinde müvekkilinin adının yazılı olduğunu, ödeme emirlerinin dava dışı şirket .. .. adına düzenlendiğini, bu hali ile usulsüz olduğunu, asıl borçlunun dava dışı şirket olduğunu, davacının belirli dönem bu şirkette müdür olduğunu, borcun öncelikle borçlu şirketten tahsilinin gerektiğini, borcun doğrudan davacıdan talep edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu bildirerek 2019/063083, 2019/063094, 2019/063093, 2019/063085, 2019/063086, 2019/063067, 2019/063068, 2019/063091, 2019/063092, 2019/063079, 2019/063080, 2019/063082, 2019/063081, 2019/063096, 2019/063095, 2019/063076, 2019/063075, 2019/063084 sayılı 18 adet ödeme emrinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurumca şirket ve şirket yetkililerine aynı anda ödeme emri gönderildiğini, davacı bakımından 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesine göre işlem yapıldığını, davacının talebinin yersiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararı ile dava konusu ödeme emirlerine konu borcun, davacının müdürlük yaptığı dönemin içinde, bir başka deyişle davacının sorumluluk sahibi olduğu dönemi kapsadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararı ile Aydın 2. İş Mahkemesinin 09.02.2021 tarih, 2020/421 Esas ve 2021/102 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...1- Dosyada mevcut kayıt ve belgelere göre, borçlusu dava dışı .. Akaryakıt Turizm Gal. Gıda Taş. İnsan Kayn. İnş. Eğt. Hizm. .. Enj. San. ve Tic. Ltd. Şti. olan ödeme emirlerinin mevcut olduğu, davacının anılan şirkette 01.10.2016 - 11.11.2019 tarihleri arasında şirketi temsile yetkili müdür olduğu, ödeme emirlerinin şirket adına davacıya tebliğ edildiği, davacı adına borç tahakkuku yapıldığına ve ödeme emri düzenlendiğine dair herhangi bir bilgi ve belge olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı Kurumdan; dava dışı şirketin prim ve işsizlik sigortası prim borçlarından dolayı davacı adına borç tahakkuku yapılıp yapılmadığı, ödeme emri düzenlenip düzenlenmediği ve bu ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edilip edilmediği, buna göre davacı hakkında kesinleşmiş ödeme emri olup olmadığı belirlenerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
2- Diğer taraftan, davacının iptalini istediği ödeme emirlerine konu borcun dava dışı ... Akaryakıt Turizm Gal. Gıda Taş. İnsan Kayn. İnş. Eğt. Hizm. Yenilenebilir Enj. San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin 20 18... . ila 12. aylar arası ile 20 19... . ila 6. aylar arasında prim ve işsizlik sigortası prim borçlarına ilişkin olduğu; Dairemizce verilen geri çevirme kararı üzerine gelen Kurum yazısında, dava dışı .. Akaryakıt Turizm Gal. Gıda Taş. İnsan Kayn. İnş. Eğt. Hizm. .. Enj. San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin 7440 sayılı ve de 7326 sayılı Kanun'lar kapsamında yapılandırma talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, bazı hallerde dava devam ederken, dava açılmasından sonra meydana gelen bir nedenle dava konusu ortadan kalkabilir.
3- Davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine gerek kalmaz. Başka bir deyişle, her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararı kalmamış demektir. Bu halde, mahkemece, davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
4- Dosya kapsamı incelendiğinde, dava konusu borcu da içerecek şekilde dava dışı .. Akaryakıt Turizm Gal. Gıda Taş. İnsan Kayn. İnş. Eğt. Hizm. Yenilenebilir Enj. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılandırma yapılıp borcun ödenip ödenmediği, buna göre davanın konusuz kalıp kalmadığı araştırılıp irdelenerek elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı Kurum tarafından davacıya dava dışı şirkete ait ödeme emirlerinin bizzat tebliğ edildiğini, ortada geçerli bir tebligat yok iken borçtan sorumlu tutulduğunu, usulsüz bir tebliğ varken ve açılan dava da buna dair iken sanki haciz işlemine dava açılmış da zaten haciz işlemi yok denilip hukuki yarar olmadığının belirtilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öte yandan Mahkemeye borcun yapılandırıldığı bildirilmesine rağmen, gerekli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, davaya esas SGK borcu için asıl borçlu şirket tarafından yasal süresi içinde 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma ve taksitlendirme müracaatı yapıldığını, bu haliyle dava konusu prim borcunun yeni bir hukuki durum kazandığını, bu nedenle artık bu borcun davacıdan takip ve tahsiline olanak bulunmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacıya tebliğ edilen 18 adet ödeme emrindeki borcun dava dışı şirkette davacının temsil ve ilzama yetkili olması sebebiyle davacıya ait olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, dava dışı Limited Şirketin 2018/4. ay ila 2019/6. aylar arasındaki prim, işsizlik sigortası prim borçlarından dolayı şirket adına düzenlenen ve uyuşmazlık konusu edilen 18 adet ödeme emrinin, tebliğ zarfında şirket adıyla beraber ortak sıfatıyla davacının adı da eklenerek 04.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonrasında davacı yönünden iptali talep edilebilecek bir ödeme emri bulunmadığından davacı tarafın eldeki davada davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı değerlendirilerek açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de söz konusu hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2010 tarihli, 2010/314 Esas ve 2010/342 Karar sayılı ilamında benimsendiği üzere; uyuşmazlığın çözümü için davanın niteliğinin belirlenmesi ve yargı yoluna ilişkin düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır:
Bilindiği üzere, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nın 33. maddesi) ve 04.06.1958 tarih ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, bir davada ileri sürülen olayları izah davacıya, maddi olayların hukuki tavsifi, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak mahkemeye ait olup bu husus aynı zamanda hakimin doğrudan görevidir. Hakim, tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp maddi vakıalarla bağlıdır. Dayanılan maddi olguların salt ilgili tarafça bildirilen içeriğine ve o tarafın bunlara yönelik hukuki nitelendirmesine bağlı kalınarak bir sonuca ulaşılması, yukarıda belirtilen usul kanunu düzenlemelerine uygun olmaz.
Mahkeme, önüne gelen uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak, hukuki nitelendirmeyi yaptıktan sonra, davaya konu edilen talebin dinlenilirliğini ve yasal koşullarını irdeleyecek, ortaya konulan deliller çerçevesinde yargılama yaparak, hukuka uygun olmak üzere nihai kararını verecektir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, davacı adına düzenlenen ödeme emri olmasa da davacının Limited Şirket ortağı olarak borçlu sıfatıyla adına tebligat zarfı düzenlendiği ve borç tehdidi altında olduğundan, işbu eldeki davanın menfi tespit istemli dava olduğu gözetilmek suretiyle, öncelikle davacıya talebi açıklattırılıp borçlu olmadığının tespiti istenen takip dosyaları belirlendikten sonra esasa girilip yapılacak yargılama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bağ-Kur tevkifat kesinti listelerinde yer alan kişinin davacı ile aynı kişi olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için ilgili nüfus idarelerinden tüm Türkiye çapında araştırma yapılması, aidiyet iddiasında bulunanların davaya dahil edilmesi ve tanık beyanlarına başvurulması gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2026/196 · K: 2026/6352 · T: 06.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bölge adliye mahkemesi kararlarında, reddedilen tazminat tutarının karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalması hâlinde bu kısma ilişkin temyiz istemi incelenmeksizin reddedilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/20675 · K: 2026/8469 · T: 03.06.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
İş sözleşmesini ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak fesheden işçi, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının varlığını ispatladığında kıdem tazminatına hak kazanır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E: 2026/451 · K: 2026/2618 · T: 26.03.2026