İçeriğe geç

Yargı Kararları

İçme suyu havzasında kısa mesafeli koruma alanında kalıp fiilen kullanımına engel olunmayan taşınmaz yönünden kamulaştırmasız el atma davası adli yargıda değil idari yargıda görülür.

Kamulaştırmasız el atma bedeli davasında, taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı, 1/5000'lik planda tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrıldığı ve kısa mesafe koruma bandında kaldığı, keşif sonrası bilirkişi raporlarına göre davalı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılan parsel yönünden uyuşmazlığın idari yargıda görülmesi gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, mutlak koruma alanında kalıp fiili el atma tespit edilen diğer parsel için mahallinde keşif sonrası emsal karşılaştırmasıyla belirlenen bedelin dava tarihinden faiziyle davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur.

Mahkeme
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
Esas
2025/18027
Karar
2026/9419
Tarih
20.05.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370
  • İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik m. 9

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/213 Esas, 2025/1961 Karar
KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle dava konusu taşınmaz 1105 parsel yönünden, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevli olduğundan, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dava konusu taşınmaz 1106 parsel yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ... ili, ..., ..., 1003 parsel sayılı (ifrazen 11 05... parsel) taşınmazda hissesinin bulunduğunu, taşınmazın gerek... Barajı Mutlak Koruma Alanında kalan gerekse... Barajı Kısa Mesafeli Koruma Alanında kalan kısmı olmak üzere toplam 2440 m² müvekkili tarafından kullanılamamakta mülkiyet hakkı kısıtlanmış bulunduğunu, dava konusu 1003 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 11 06... parsel sayılı taşınmazların İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği gereğince... Barajı mutlak koruma alanı olarak ayrılmış olması nedeniyle kamulaştırmasız el atılmış bulunduğundan mülkiyet bedelinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalı idareden tahsili ile davacı tarafa hak ve hisseleri oranında ödemesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tamamının... Barajı Mutlak Koruma Alanında kaldığını, mutlak koruma alanında kalan parsellerin bir program dahilinde kamulaştırıldığını, aynı gerekçeyle 12.11.2009 tarihinde davacı tarafından kamulaştırmasız el atma davası açıldığını, Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (yeni ... ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin) 2009/545 Esas, 2012/300 Karar sayılı dosyasında görülen davanın kabulüne karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2013/9187 Esas, 2013/16724 Karar sayılı kararıyla bozulduğunu, bozma sonrasında yapılan yargılamada davanın görülme yerinin idari yargı olduğu gerekçesi ile görevsizlik nedeniyle reddedildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiğini, davacı tarafından idare aleyhine ilk karar sonrasında (temyiz öncesi) Pendik 2. İcra Dairesinin (... ... 10. İcra Müdürlüğünün) 2013/1278 Esas (yeni 2020/4793 Esas) ve 2013/1279 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığı ve ilk karara istinaden hükmedilen tazminat bedelinin banka hesabından haczen tahsil edildiğini, görevsizlik kararı kesinleştiğinden ve idare mahkemesinde dava açılmadığından haczen tahsil ettiği paranın iadesini talep ettiklerini, talebin kabul görerek davacıya muhtıra gönderildiğini, ancak muhtıranın iptali için davacının ... ... 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/204 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve reddedildiğini, haczen tahsil ettikleri paranın iadesini istediklerinde de inceleme konusu davayı açarak taşınmaz bedelinin işbu dava tarihi itibarıyla tespitini talep ettiğini, ilk karar sonrasında verilen görevsizlik kararı üzerine davacı tarafından görevli mahkemeye gidilmediğinden bu davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde sayılarak değerlendirmenin ilk dava tarihi olan 12.11.2009 tarihine göre yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin düşük belirlendiğini, takdir edilen bedelin en yüksek faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu 1105 sayılı parselin içme suyu koruma havza dilimlerinden kısa mesafeli koruma havza dilimine girdiğini, İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğin 9.maddesinin 2.fıkrasında “İçme-kullanma suyu temin edilmesi amacıyla yapılması planlanan baraj gölü ve göletler ile su alınması planlanan tabii göllerin çevresinde, maksimum su seviyesinden itibaren içme-kullanma suyu alma yapısını ... alan, yarıçapı 300 metre genişliğindeki alanın kara kısmındaki bölümü, içme-kullanma suyunu kullanan idare tarafından kamulaştırılır.” şeklinde olduğunu, 1105 sayılı parsel bu alan içerisinde kalmayıp kısa mesafeli koruma alanı olan göl su seviyesinden 300-1000 metre arasındaki kısımda bulunduğunu, dava tarihi itibarıyla uygulama imar planı bulunmadığından arsa olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığını, köy yerleşim yerine uzak olduğunu, doğru düzgün bir yolu bulunmadığını, keşif aracı ile yolu bile olmayan bir alanda, çok zorluk altında taşınmazlara ulaşıldığını, taşınmazların bu haliyle arsa olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığını, dava konusu parsellerden ... nolu parselin tamamı... Barajı Mutlak Koruma Alanında kaldığından, yukarıda belirtilen hususlara, taşınmazın çevresindeki parsellere istinaden ve dava konusu parselin tapu kaydında tarla vasıflı olmasından dolayı tarım arazisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişilerce mukayese emsal olarak gösterilen ... nolu parselin ifrazından oluşan ... nolu parselde 2016 yılında 525,06-TL/m² den hisse satışı yapıldığı belirtilerek değerlendirme yapıldığını, emsal satış olarak gösterilen parselde...'a satış yapan malik ... tıpkı davacı gibi 1106 sayılı parselin de maliki olup müvekkil idareye karşı işbu dava ile aynı talepleri ileri sürerek dava açmış olup davanın ... ... 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/73 Esas sayısı ile halen derdest olduğunu, ... daha büyük alana sahip olan dava konusu taşınmazın bedelini artırmak için tapudaki satış bedelini yüksek göstermiş olabileceğinden emsal satış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, vekâlet ücretine maktu olarak hükmedilmesi gerekirken nispi olarak hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atılan ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında bulunduğu için arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmazın imar durumu ve bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelinin uygun olduğu, kamulaştırmasız el atma davalarında değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından bedelin tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesinde, bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, mahsuba esas bedelin İİK.40 gereği çıkarılan ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren temerrüd hükümlerine göre tespit edileceği dikkate alındığında haczen mahsup itirazının iş bu davanın konusu olmadığı ancak dava konusu 1105 parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı, 1/5000'lik imar planında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrıldığı, kısa mesafe koruma bandında kaldığı, mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, taşınmaza davalı idarelerce fiilen el atılmadığı anlaşıldığından,davanın 1105 parsel sayılı taşınmaz için idari yargıda görülmesi gerektiğinden, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekili istinaf başvurunun esastan reddine, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle dava konusu taşınmaz 1105 parsel yönünden, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevli olduğundan, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dava konusu taşınmaz 1106 parsel yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.


2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama