Yargı Kararları
Hizmet tespiti davasında, tanık beyanları, ücret ödemesine ilişkin belgeler ve site yönetimi genel kurul kararı gibi delillerle işveren nezdinde belirli bir dönem çalışıldığının somut olarak ortaya konulması hâlinde, sigortasız geçen bu sürenin hizmet olarak tespitine karar verilir.
Site yönetiminde bahçıvan olarak çalıştığı iddia edilen davacının, tanık anlatımları, gider pusulası ve olağan genel kurul tutanağı gibi delillerle belirli bir dönemde tam zamanlı ve kesintisiz çalıştığının kanıtlanması hâlinde, bu sürenin Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmesi usul ve kanuna uygundur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/18653, K. 2026/6512, 07.05.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/18653
- Karar
- 2026/6512
- Tarih
- 07.05.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 124
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1445 E., 2025/1860 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayvacık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/193 E., 2022/199 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.01.2015 - 31.08.2015 tarihleri arasında davalı ... Yönetiminde site görevlisi olarak çalışmasına rağmen sigortasının bildirilmediğini öğrendiklerini, bildirilmeyen işbu 8 aylık hizmetinin maaş makbuzu, belgeler ve tanık beyanları ile ortaya çıkacağını ve işbu sürenin müvekkilinin emeklilik işlemlerinde önem arz ettiğini, sigortasız çalıştırılmış olduğunu Sosyal Güvenlik Kurumuna emeklilik işlemleri için başvurduğunda öğrendiğini, bildirilmeyen hizmet sürelerinin müvekkilinin diğer hizmet süreleri ile birleştirilerek, yatırılmayan primlerin yatırılması yönünde tespitine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Konut Sitesi Yönetimi cevap dilekçesinde özetle; davacının sitede kısa süreli bahçıvan olarak istihdam edildiğinin gerçek olduğunu, ancak iddia edildiği gibi 8 ay olmadığını, haftada 1 ya da 2 defa şeklinde olmak üzere bir kaç saat süre ile sınırlı olduğunu, davacının budama ve sulam gibi işler için gerektiğinde çağrıldığını ve bu şekilde bir kaç aylık dönem içinde bazı günler çağrıldığını ve sonrasında da çağrıldığında, zaten işe girdiği için gelemeyeceğini beyan ettiğini, bu nedenle davacının davasının haksız ve kötüniyetli olduğundan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın zorunlu sigortalılığının tespitine ilişkin olup hizmet tespiti davası olduğunu ve davanın işveren aleyhine açılması gereken bir dava olduğunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 4. maddesinin (Eski 5521 sayılı Kanun 7. maddesi) " Hizmet akdine tabi çalışmaları sebebiyle, zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür" düzenlendiğini, 6100 sayılı Kanun'un 124. madesi gereğince Kurumun sıfatının fer'i müdahil olarak düzeltilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde hem 01.01.2015 - 31.08.2015 tarihi hem de 01.01.2015 - 31.08.2018 tarihi yazıldığını ancak 8 aylık hizmet süresi denildiğinden 01.01.2015 - 31.08.2015 tarihlerini baz alarak cevap verdiklerini, sigortalılıktan bahsedebilmek için tam eylemli, kesintisiz ve gerçek bir çalışmanın olması gerektiğini, Kurum kayıtlarında da sabit olduğu üzere dava konusu döneme ilişkin işe giriş bildirgesi veya işverence verilen ücret bordrosu bulunmadığını, hizmet tespiti davalarının kamu düzeninden olduğundan ancak yazılı belge ile ispatlanabileceğini, Kurum kayıtlarında tespiti istenen döneme ilişkin işe giriş bildirgesi, sigorta prim belgesi, ücret ödendiğine dair ücret bordrosu bulunmadığından, davacının davasını ancak yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, bu nedenlerle davacının delillerinin yetersiz olduğundan davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının, davalı ... Yönetiminde 01.04.2015-31.08.2015 tarihleri arasında tam zamanlı, kesintisiz, asgari ücret karşılığında, bahçıvan olarak çalıştığının ve bu süreye ait bildirimin ...'ya yapılmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ve fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde kesintisiz çalışmadığını, sitenin çevresinde başka siteler ve yerleşim alanları ile ticari işletmeler olmasına rağmen kolluk tarafından komşu iş yeri tanığı tespit edilemediği yönünde tutulan tutanakların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulan kimden sadır olduğu bilinmeyen 12.08.2015 tarihli gider pusulası suretinin de delil olarak bir değerinin bulunmadığını, siteye ait karar defterindeki 29.08.2015 tarihli 2015/2016 yılı Olağan Genel Kurul Tutanağının geçmişe etkili mesai saati ve ücret tayin edildiği iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporu ve İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönü ile hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda iddia ve talebi de aşarak 31.10.2015 tarihine kadar çalıştığı yönünde tespitte bulunduğu, davacının iddiasını ispat edemediğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; dinlenen tanık beyanlarının iddiayı ispatlamaya yeterli olmadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, bu çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulduğunu, eksik ve hatalı inceleme neticesinde karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kendi adına düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmasa da, şirket ortağı sıfatıyla borç tehdidi altında bulunan kişinin açtığı iptal davası, hâkim tarafından menfi tespit davası olarak nitelendirilip esastan incelenmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/17055 · K: 2026/5396 · T: 22.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bağ-Kur tevkifat kesinti listelerinde yer alan kişinin davacı ile aynı kişi olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için ilgili nüfus idarelerinden tüm Türkiye çapında araştırma yapılması, aidiyet iddiasında bulunanların davaya dahil edilmesi ve tanık beyanlarına başvurulması gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2026/196 · K: 2026/6352 · T: 06.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bölge adliye mahkemesi kararlarında, reddedilen tazminat tutarının karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalması hâlinde bu kısma ilişkin temyiz istemi incelenmeksizin reddedilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/20675 · K: 2026/8469 · T: 03.06.2026