Yargı Kararları
Bölge adliye mahkemesi kararlarında, reddedilen tazminat tutarının karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalması hâlinde bu kısma ilişkin temyiz istemi incelenmeksizin reddedilir.
İş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasında, bölge adliye mahkemesince reddedilen kısımların tutarı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca karar tarihi itibarıyla belirlenen kesinlik sınırının altında kaldığından, davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazının 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi ile 366. maddesi atfıyla 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince miktardan reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/20675, K. 2026/8469, 03.06.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/20675
- Karar
- 2026/8469
- Tarih
- 03.06.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 362
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 366
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 352
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ek m. 1
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/943 E., 2025/1320 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/56 E., 2023/105 K.
Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davacının, davalı iş yerinde çatı onarım işçisi olarak çalışırken, 29.08.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda yaralanarak malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde iş güvenliği tedbirlerini almayan davalının kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminat ile 40.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş kazasının, davacının dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucunda gerçekleştiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının müvekkili işverenin sürekli işçisi olmadığını, davacının iş riskleri ile ilgili bilgili olduğunu, herhangi bir sürekli iş göremezlik halinin mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile
1.Davacının, 120,70 TL maddi tazminat talebinin kabulü ile kaza tarihi olan 29/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2.Davacının, 40.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü ile kaza tarihi olan 29.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, dava dilekçesinde, iş kazasının oluşumunda davalının tam kusurlu olduğu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, yine davacının sürekli iş göremezliğe uğradığı iddia edilerek 40.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Yargılama neticesinde, davalının tam kusurlu olmadığı, davacının kusurunun %60 olarak davalının kusurundan daha fazla olduğunun tespit edildiği, ayrıca davacının sürekli iş göremezliğe uğramadığı tespit edilmiştir. Davacının iddialarının doğru olduğu varsayımında dahi talep ettiği manevi tazminat 40.000,00 TL iken kusur oranları ile sürekli iş göremezlik derecesine ilişkin tespitler hiç dikkate alınmaksızın 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olması hatalıdır..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile
120,70 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine,
20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kusura itiraz ederek maddi ve manevi tazminat tutarının az miktarda hükmedildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminat tutarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası gereği reddedilen gerek maddi tazminat gerekse manevi tazminat tutarı karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 25.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazının miktardan reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kendi adına düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmasa da, şirket ortağı sıfatıyla borç tehdidi altında bulunan kişinin açtığı iptal davası, hâkim tarafından menfi tespit davası olarak nitelendirilip esastan incelenmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/17055 · K: 2026/5396 · T: 22.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bağ-Kur tevkifat kesinti listelerinde yer alan kişinin davacı ile aynı kişi olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için ilgili nüfus idarelerinden tüm Türkiye çapında araştırma yapılması, aidiyet iddiasında bulunanların davaya dahil edilmesi ve tanık beyanlarına başvurulması gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2026/196 · K: 2026/6352 · T: 06.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
İş sözleşmesini ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak fesheden işçi, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının varlığını ispatladığında kıdem tazminatına hak kazanır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E: 2026/451 · K: 2026/2618 · T: 26.03.2026