İçeriğe geç

Yargı Kararları

Arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurulmadan açılan dava usulden reddedilmişse, bu dava arabulucuya başvurulduktan sonra yeniden açılan davaya göre derdest sayılamaz.

Limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkin davada, aynı konuda daha önce açılıp arabuluculuk şartına uyulmadığı için usulden reddedilen dava, TTK m. 638 uyarınca açılan yeni dava bakımından derdestlik dava şartı yönünden hâlen görülmekte olan bir dava olarak kabul edilemez.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5483
Karar
2026/2281
Tarih
21.04.2026

İlgili mevzuat

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 638
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1063 Esas, 2025/1238 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/304 E., 2023/960 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müteveffa ... tarafından kurulduğunu, halihazırda davacı müvekkili ile ...'in ... Madencilik Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi'nin ortakları bulunduklarını, davalı şirketin ortağı ...'in şirketin müdürü ve aynı zamanda müvekkilinin ağabeyi olduğunu ancak müvekkilinin ortaklıktan ... haklarını kullanamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 638. maddesi uyarınca şirketten çıkma davası için haklı sebeplerin bulunduğunu, müvekkilinin TTK'nın 638. maddesi gereğince haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediğini ileri sürerek müvekkilinin ortağı olduğu şirketten çıkma kararı verilmesine, ayrılık akçesinin ödenmesine, müvekkilinin pay sahipliğinden ... haklarının engellenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınarak dava tarihine kadar olan hak kayıplarının hesaplanarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; tarafları ve konusu aynı olan İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/954 E. sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, davanın haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle de reddi gerektiğini, davacının kendisinin halen ortağı olduğu davalı şirket adına kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin şirket ortakları dışındaki kardeşi ile birlikte hareket ederek "tapu kaydının iptalini kendi adlarına tescili talebiyle" dava açtığını, bu davanın halen derdest olduğunu, davacı tarafından açılan davanın tefrikine karar verildiğini, bu dosyaların celbi ile davacının amacının haksız, menfaat teminine yöneldiğinin açıkça görüleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/954 E. sayılı dosyasının tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu, hâlen derdest bulunduğu, "aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" dava şartının sağlanmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile basit yargılama usulüne tabi olan davalarda dava şartlarının yargılamanın başında, öncelikli olarak incelenerek karara bağlanacağı, aktif ve pasif husumet gibi davanın esasına ilişkin sebeplerin ise dava şartları ve ilk itirazlardan sonra incelenmesi gerektiği, bu itibarla Mahkemece, ön inceleme aşamasında dava şartlarının incelenmesi ile her iki davalı yönünden de davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verildiği, bu aşamada henüz esasa girilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, davacının, davasında haklı olup olmadığı, haklı ise davacıya ödenecek ayrılma akçesi bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının belirsiz olduğu, dava dilekçesinde gösterilen dava değeri esas alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 hükmü uyarınca davalılar lehine bu miktarda vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli görüldüğü gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesi istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, özellikle aynı davanın arabuluculuğa tabi olması ve arabulucuya başvurmadan davanın açılmasından dolayı davanın usulden reddedilmesi üzerine arabulucuya başvurularak işbu davanın açılması karşısında usulden reddedilen davanın derdest olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek temyiz edenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağı kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmesine göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama