Yargı Kararları
Sözleşmenin TBK 138. madde uyarınca uyarlanabilmesi için öngörülemeyen olağanüstü durumun ortaya çıkması yetmez, bu durumun ifayı dürüstlük kuralına aykırı şekilde güçleştirmesi ve işlem temelinin çökmesi de aranır.
Covid-19 pandemisi nedeniyle ürün tanıtım temsilcilerinin sağlık kuruluşlarını ziyaretinin durdurulmasının araç kiralama sözleşmesi için öngörülemeyen olağanüstü bir durum oluşturduğu kabul edilmekle birlikte, kiracının cirosunun ve kârlılığının önceki yıllara göre düşmediği ve ifanın dürüstlük kuralına aykırı şekilde güçleşmediği, işlem temelinin çökmediği tespit edildiğinden TBK m. 138 kapsamında sözleşmenin uyarlanması talebi reddedilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4932, K. 2026/1946, 07.04.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/4932
- Karar
- 2026/1946
- Tarih
- 07.04.2026
İlgili mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 138
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2093 E., 2025/2050 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/500 E., 2022/325 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin ilaç sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı ile 11.09.2018 tarihinde 171 araç için 36 ay süreli, 21.09.2018 tarihinde 4 araç için 24 ay süreli, 23.09.2019 tarihinde 1 araç için 24 ay süreli, 09.10.2019 tarihinde 6 araç için 24 ay süreli araç kiralama sözleşmeleri imzaladığını, müvekkilinin araç kiralamasındaki amacın belli bir bölge içerisinde mobil çalışma yapan ürün tanıtım temsilcilerinin hastane, eczane ve diğer sağlık kuruluşlarında ürün tanıtımı yaparken işlerini kolaylaştırmak olduğunu, Covid-19 pandemisi nedeniyle Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 19.03.2020 tarihli ve 71159 Sayılı Kararı ile ürün tanıtım temsilcilerinin eczaneler dahil olmak üzere tüm sağlık kurum ve kuruluşlarına ziyaret gerçekleştirmelerinin durdurulduğunu, bu nedenle şirketin çalışamaz hale geldiğini, davalı şirketten kiralanan araçların da kiralanma amaçlarını kaybettiğini, atıl duruma geldiğini, araçların 17 Mart’tan beri kullanılamadığını, kullanılmayan araçların kira bedellerinin ödenmeye devam etmesinin müvekkili bakımından aşırı ifa güçlüğü teşkil ettiğini, öngörülemeyen pandemi sürecinin sözleşme edimleri arasındaki dengeyi müvekkilinin aleyhine önemli ölçüde bozduğunu, edimler arasında dürüstlük kurallarına aykırı düşecek şekilde ağır bir orantısızlık meydana geldiğini, işlem temelinin çöktüğünü, sözleşmenin ifasının müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini ileri sürerek; sözleşmenin yeni koşullarla uyarlanmasına, uyarlama mümkün olmazsa ürün danışmanlarının çalışmalarının durduğu tarihten itibaren sözleşmenin feshine, ihtirazı kayıt ile ödedikleri kira bedellerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; uzun süreli kiralama faaliyeti içinde, bahsi geçen ziyaretin durdurulduğu yaklaşık 2,5 aylık dönemin oldukça kısa olduğunu, araçların halen davacı şirketin kullanımında bulunduğunu, araçlar kiracıya teslim edildikten sonra kullanılması ya da kullanılmamasının önem arz etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporuna göre davacının pandemi döneminde kâr kaybı yaşamadığı, pandemi sebebiyle kiralanan araçların kullanılmadığının kesin delillerle ispatlanamadığı, davalı kiraya veren tarafından sözleşme konusu ifanın kesintisiz şekilde yerine getirildiği, talep edilen dönem içinde araçların davacının uhdesinde olduğu, sözleşmenin uyarlanabilmesi, edimin ifasının ancak davacı yanın iktisadi yıkımına sebep olacak nitelikte fahiş olması gerektiği, tüm dosya kapsamından edimin ifasının davacı tarafça katlanılamayacak bir hâl almasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; Mahkemece alınan ikinci ek bilirkişi raporu ve dosyada yer alan belgelere göre, davacının 2018, 20 19... yıllarına ait ciroları incelendiğinde; 2020 yılı Nisan cirosunun önceki iki yıldan düşük olduğu, 2020 yılı Mayıs cirosunun 2019 yılı Mayıs cirosundan düşük, 2018 yılından fazla olduğu, 2020 yılı Haziran cirosunun ise önceki yıllardan fazla olduğu ve 2020 yılı şirket kârlığının önceki yıllardan yüksek olduğunun tespit edildiği, uyarlama için aranan sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun sonradan ortaya çıktığı ve buna bağlı olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği, ancak ifanın beklenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde güçleşmediği ve işlem temelinin çökmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin 20 21... yılları ciroları incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin ilaç şirketi olmasına bağlı olarak otorite yasağı nedeniyle tanıtım faaliyetlerini gerçekleştirmekten mahrum kaldığını, sözleşmeden beklediği faydayı sağlamasının önünde beklenmeyen ve öngörülemeyen engeller olduğunu, kullanamadığı bir emtia için kasasından para çıktığını, oysa araçların bu sırada kullanılmaması nedeniyle değer kaybetmediğinin değerlendirilmediğini, sözleşme konusu araçları öngörülemeyen durum nedeniyle müvekkili şirketin kullanamamasına rağmen kira bedellerini ödemek zorunda kalması dolayısıyla sözleşmeden aşırı fayda sağlamış olan davalının bu kazanımına müdahale edimesi ve dengenin sağlanması gerekmekteyken, aksi yönde karar tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin uyarlanması istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmadığı anlaşılmakla, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kira sözleşmesinin kurulmasından sonra enflasyon ve döviz kurlarındaki genel ekonomik dalgalanmalar, sözleşmeye bağlılık ilkesinin istisnası olan uyarlama şartlarını kendiliğinden oluşturmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E: 2025/4944 · K: 2026/1947 · T: 07.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Sözleşmede dönem için sabit fiyat kararlaştırılmış olmasına rağmen tedarikçinin tek taraflı olarak daha yüksek fiyatlı yeni bir tarife teklif etmesi ve karşı tarafın bunu kabul etmemesi üzerine sözleşmeyi feshetmesi haksız fesih niteliğindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E: 2025/4927 · K: 2026/2798 · T: 05.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Taşınmazın geç tesliminden kaynaklanan gecikme cezası niteliğindeki cezai şart yalnızca sözleşmede kararlaştırılan dönem için geçerli olup, sonraki döneme ilişkin zarar mahalli rayiç kira bedeline göre hesaplanır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E: 2026/494 · K: 2026/2858 · T: 07.05.2026