Yargı Kararları
Sözleşmede devir bedelinin sahadan fiilen çıkarılan maden miktarına göre oranlanarak belirleneceği kararlaştırılmışsa, kömür henüz çıkarılmadan açılan borçsuzluk tespiti ve fazla ödemenin istirdatı davası erken açılmış olur.
Maden ruhsatı devir protokolünde bedelin sahadan çıkarılacak kömür miktarına oranlanarak netleşeceği öngörüldüğünden, dava tarihinde henüz kömür çıkarılmamış olması nedeniyle bedelin belirlenmesine ilişkin şart gerçekleşmemiş ve ahde vefa ile sözleşme bütünlüğü ilkeleri gereğince sözleşme uygulanmadan açılan borçsuzluğun tespiti ve fazla ödemenin istirdatı davası erken açılmış sayılarak usulden reddedilmiş, ancak bu halde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. fıkrası uyarınca nispi değil maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6083, K. 2026/4105, 02.07.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/6083
- Karar
- 2026/4105
- Tarih
- 02.07.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 355
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 369/1
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/2
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 7/2
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1061 Esas, 2025/1162 Karar.
HÜKÜM : Davanın usulden reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2018/366 E., 2021/508 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.05.2026 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ve Avukat ... .............ve davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ............ Elektrik Üretim A.Ş. (...A.Ş) ile davalılar arasında ilk olarak 06.11.2014 tarihinde işletme ruhsatının devrine yönelik ön protokol, daha sonra tadil protokolleri imzalandığını, protokolün 06.05.2015 tarihinde tadil edilerek nihai haline getirildiğini, maden ruhsatının 15.07.2015 tarihinde davalı ... tarafından müvekkili ..............A.Ş.'ye devredildiğini, ödeme koşullarının nihai protokolün 2. maddesinde belirlendiğini, protokolde 5 milyon ton açık işletmeye uygun kömür rezervi öngörüldüğü ifade edilmiş olsa da yapılan jeolojik çalışmalar, yarma ve sondaj çalışmaları neticesinde sahada toplam 500.000 ton civarı açık işletmeye uygun kömür bulunduğunun, sözleşmede belirtilen nitelikteki standart kömürün ise 25.000 ton olduğunun tespit edildiğini, bu durumun, ... Kurumu'na (...........) akredite ........adlı kuruluş tarafından hazırlanan raporlarla da sabit olduğunu, nihai protokolde öngörülen şartlar doğrultusunda değerlendirildiğinde, 2. madde kapsamında ...A.Ş. tarafından davalılara maden ruhsatı devri karşılığında ödenmesi gereken nihai bedelin azami olarak 100.000,00 USD olabileceğini, müvekkili ...............A.Ş. tarafından davalılara protokoller kapsamında 1 milyon USD avans ödendiğini, 116.304,74 TL farklı kalemler sebebiyle yatırılarak borç verildiğini,.............. Elek. Ürt. San. Tic. A.Ş. tarafından üç adet her biri 1 milyon USD tutarında teminat senedinin davalılara teslim edildiğini, nihai protokolde öngörülen şartların gerçekleşmediğini, maden sahasındaki kömürün niteliğinin nihai protokolde belirlenen standart kömür kalitesinde olmadığının ve bunu kanıtlayan dekapaj oranlarının laboratuvar sonuçlarının davalılara ihtar edildiğini, davalı tarafça 02.11.2015 tarihli ihtarname ile nihai protokolün feshedildiğinin bildirildiğini ileri sürerek taraflar arasındaki protokoller kapsamında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, şarta bağlı şekilde teminat amaçlı verilen üç adet senedin iptali ve ve ........... Ürt. San. Tic. A.Ş.'ye iadesine, sahada yapılan tespit sonrası sözleşmeye uygun kömür rezervine göre ruhsat devir bedelinin 100.000,00 USD olması gerektiğinden fazla ödenen 900.000,00 USD'nin davalılardan tahsiline, 116.304,74 TL borcun davalılardan tahsili ile davacı ...Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı .... ile müvekkili ... arasında yapılan protokollerde müvekkili ...'ın taraf olmadığını, davanın müvekkili ... yönünden husumetten reddi gerektiğini, maden ruhsatının teminat amaçlı devrine rağmen davacıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, devrin iptali ile ruhsatın geri verilmesi halinde alınan nakit paranın ve senetlerin iade edileceğinin davacılara bildirildiğini; ancak maden ruhsatı iade edilmediği gibi devir bedelinden kalan bakiyenin de ödenmediğini, davacılar tarafından sunulan raporların tek taraflı, çoğunluğu devir tarihinden önce, yetersiz raporlar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön bilirkişi raporunda belirlenen alanlarda sondaj yapılmadan dava konusu maden sahasında kömür miktarının bulunamayacağı ve belirlenen noktalarda yapılacak sondaj çalışmalarının 160.000,00 TL civarında olabileceğinin ifade edildiği, Mahkemece 21.10.2021 tarihli duruşmada sondaj çalışmaları için gerekli 158.000,00 TL gider avansının yatırılması istenilmişse de sondaj çalışmalarının hangi firmaya yaptırılacağının bilinememesi, ihale yoluyla teklif alınmayacağı ve sondaj çalışmaların uzun süreceği göz önüne alınarak usul ekonomisi gereğince maden sahasında sondaj yapılmasına yönelik ara karadan rücu edildiği, taraflar arasındaki anlaşmanın oranlamalı yapılan bir anlaşma olduğu, dava konusu taşınmazda çıkartılacak kömür miktarınca sözleşmedeki tutara oranlama yapılarak davacıların, davalılara ne kadar ödeme yapacağının tespit edilebileceği, dava konusu taşınmaz üzerinde tarafların yetkililerinin bulunduğu sondaj çalışmaları esnasında çıkarılan kömür miktarının yetkili kişilerce tutanak altına alınıp imzalanarak çıkarılan kömür miktarınca ödenmesi gereken tutarın tespit edilebileceği, dava konusu maden sahasında bulunan kömürün enerji değerinin tespiti için yapılan üçüncü keşifte alınan örneklerin .......... Türkiye Kömür İşletmelerine gönderildiği ve bilirkişilerce dava konusu maden sahasında bulunan kömürün enerjisinin taraflar arasındaki protokole uygun olduğunun tespit edildiği, davacılar enerji şirketi olup, bir maden sahasındaki kömür rezervini ve kömür enerjisini protokol yapılmadan önce tespit edebilecek basirette olmaları gerektiği, taraflar arasında 2014 yılı Kasım ayında protokoller imzalandığı, protokol doğrultusunda 4.000.000,00 USD karşılığında bir yatırım yapılmasına karşılık dava konusu maden sahasındaki kömür rezervinin miktarı ve enerjisine ilişkin incelemenin 2015 yılı Eylül ayında yapıldığı, davacıların somut olayda basiretli tacir gibi davranmadığı, davacılar vekili tarafından iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağından sonra sunulan uzman görüşünün dikkate alınmadığı, taraflar arasındaki protokolde dava konusu madendeki kömür rezervinin enerji kalitesinin protokole uygun olması, maden sahasındaki rezervin çıkarıldıkça protokol hükümlerine göre davalılara ödemelerin yapılacağı, tarafların bu yönde hiçbir çalışması olmaması ve iptali istenen senetlerin teminat senedi olması nedeniyle davalılara teminat dışında bir hak tanımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli ek kararı ile istinaf harcı davalılarca tamamlanmadığı gerekçesiyle kararın davalılar yönünden istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki protokollerde teknik incelemeyle (sondaj vs.) ruhsat bedelinin belirlenmesine yönelik düzenleme bulunmadığı, ruhsat bedelinin belirtilen niteliklere sahip açık işletmeye uygun çıkarılan kömür miktarına göre belirleneceğinin yer aldığı, tarafların sahadaki kömür miktarının önden tespiti suretiyle ruhsat bedelinin belirlenmesine yönelik bir anlaşma yapmadığı, davacı tarafından ileri sürülen sebeplere istinaden sözleşmeden dönme veya sözleşmenin feshi suretiyle sona erdirilmesi talep edilmediği gibi öngörülemez bir dış olaya dayalı bedel uyarlaması da ileri sürülmediği, davacı tarafın, ruhsat devrini ayakta tutarak ruhsat değerinin, teknik inceleme ile Mahkemece tespit edilerek hukuki ilişkinin bir anlamda kesin hükme bağlanarak nihayetlendirilmesini talep edildiği, ancak ruhsat bedelinin belirlenmesini tarafların, sözleşmenin uygulanması sonrası sahada elde edilecek sözleşmeye uygun kömür miktarına bağladığı, bu durumda, devir bedelinin belirlenmesi için sözleşmenin aşamalarına göre uygulanması ve süreçte ortaya çıkacak hukuki durumun icabına göre ruhsat değerini belirlemeye yönelik sözleşme hükmü ve sözleşmenin diğer hükümlerinin tatbiki ile alacak-borç ilişkisinin belirlenmesi neticesinde hukuki ilişkinin sonlandırılması, bu manada çıkacak ihtilaf halinde dava yoluna başvurulması gerektiği, davacıların avans ödemesi, borç verme nedeniyle alacaklı veya protokollerden dolayı borçlu olup olmadığının bu aşamada belirlenmesinin sözleşme hukukuna hakim ilkeler uyarınca (ahde vefa, sözleşme bütünlüğü) sözleşme uygulanmadan mümkün olmadığı, davanın erken açıldığı, dava erken açıldığından bahisle usulden redde dair hükmün Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 hükmü kapsamında kalmadığı, davalılar yararına karar tarihindeki Tarife üzerinden nispi vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, erken açılan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince ve katılma yoluyla davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; maden ruhsatı devir bedelinin belirlenmesi suretiyle borçsuzluğun tespiti, yapılan fazla ödemelerin istirdatı istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar arasındaki protokolün 2/d bendine bakıldığında bedelin ne zaman netleşeceğine ilişkin düzenleme yapılmış olup anılan maddenin "....Söz konusu ruhsata ilişkin sahada 5 milyon ton açık işletmeye uygun kömür rezervi olduğu öngörülmektedir. Sahadan minimum 1 milyon ton, 1/15 dekapaj oranında 3.200 kcal'lık açık işletmeye uygun kömürün çıkarılması durumunda 4.000.000,00USD devir bedeli olarak Yel, tarafından ...'a ödenecektir. Sahadan 1 milyon tondan az, 1/15 dekapaj oranında 3.200 kcal'lık açık işletmeye uygun kömürün çıkarılması durumunda ispat edilen kömür oranında 4.000.000,00 USD'lik devir bedeli oranında indirilerek kalan devir bedeli Yel tarafından ...'a ödenecektir..." hükmünü içermesine, bu düzenlemeyle davacı tarafça kömür çıkarıldıktan sonra bedel konusunda anlaşılacağının kararlaştırılmış olmasına, diğer bir ifade ile fiili olarak çıkarılan kömür miktarına göre oranlama yapılmak suretiyle bedelin uyarlanacağının anılan sözleşme hükmü ile düzenlenmiş olmasına, dava tarihi itibarıyla davacı tarafça henüz kömür çıkarılmadığından bedelin netleşmesine ilişkin şartın gerçekleşmediğine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi tespitinin yerinde olmasına, davalı taraf 02.11.2015 tarihli ihtarname ile 06.11.2014 tarihli sözleşme ve eklerini feshettiklerini, aldıkları para ve senetleri iadeye hazır olduklarını, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde sözleşmeye konu sahanın işletme ruhsatının kendilerine devir işlemlerinin yapılmasını bildirmiş ise de bu hususu davanın takip edilen aşamalarında, istinaf ve temyiz dilekçelerinde ileri sürmediği göz önüne alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmamasına, saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, davanın erken açılması nedeniyle usulden reddi halinde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2 fıkrasındaki "...Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur..." düzenlemesi ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları uyarınca (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2014 tarihli 2013/14-385 E., 2014/100 K. sayılı, 2011/11-186 E., 2011/352 K. sayılı, Dairemizin 29.11.2016 tarihli 2015/14852 E., 2016/9205 K. sayılı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16.09.2015 tarihli 2015/2664 E., 2015/4444 K. sayılı ilamları) maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2-e) bendinde yer alan “...AAÜT uyarınca hesaplanan 724.361,25 TL vekalet ücretinin..." ibaresinin çıkartılarak yerine “...AAÜT uyarınca 30.000,00TL vekalet ücretinin...” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine, 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde, sözleşmede bağımsız bölümlerin arsa sahibi veya yüklenici sıfatıyla tescil edileceğine ilişkin açık bir ayrım yapılmamışsa, tapu kaydındaki sıfat esas alınarak bu kayda iyiniyetle dayanan üçüncü kişilerin kazanımları korunur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E: 2025/3619 · K: 2026/2964 · T: 01.07.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin kefilin kendi el yazısıyla yazılmaması halinde sözleşme geçersizdir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E: 2025/5059 · K: 2026/2474 · T: 29.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kiracının kira sözleşmesini haklı nedenle ileriye etkili feshetmesi halinde, sözleşme kapsamında yaptığı ve kiralanandan zarar vermeden sökülüp götürülemeyen harcamalarından oluşan menfi zararını, tahliye sonrası kalan süreyle orantılı olarak kiraya verenden talep edebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E: 2025/4741 · K: 2026/4335 · T: 02.07.2026