İçeriğe geç

Yargı Kararları

Muris muvazaası iddiasında, taşınmaz devrinin bedelinin para yerine uzun süreli bakım ve emek karşılığı olarak verildiğinin ispatlanması ve mal kaçırma kastının kanıtlanamaması halinde devir işlemi geçerli kabul edilir.

Murisin taşınmazlarını devrettiği mirasçısına karşı diğer mirasçıların açtığı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında, devrin bedelinin yıllarca süren bakım ve emek karşılığı olduğunun delillerle desteklenmesi, mal kaçırma kastının ispatlanamaması ve geride terekeye intikal edecek başka taşınmazların bulunması karşısında, davacının HMK m. 190 ve TMK m. 6 uyarınca muvazaa iddiasını ispat edemediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmuştur.

Mahkeme
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
Esas
2026/1287
Karar
2026/6201
Tarih
17.09.2026

İlgili mevzuat

  • 6100 sayılı HMK m. 190
  • 4721 sayılı TMK m. 6
  • 6100 sayılı HMK m. 353/1-b.2
  • 6100 sayılı HMK m. 370/1

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/486 E., 2025/2499 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yeşilova Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/122 E., 2022/35 K.


Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkili ve davalının murisi ...'in 2011 yılında ... Mahallesi 29 82... parselde tapuya kayıtlı taşınmazlarını davalıya devrettiğini, murisin satışa ihtiyacı olmayıp satışın gerçek bir satış olmadığını, muvazaanın söz konusu olduğunu, murisin satıştan sonra malvarlığında herhangi bir artış bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile mirasçıların miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı özetle; devrin muvazaalı olmadığını, gerçek bir satış olduğunu, taşınmazların bedelini karşılamak için 35.000,00 TL kredi çektiğini ve murise elden ödeme yaptığını, ayrıca devrin annesine yıllarca bakmasının, hizmet ve emek vermesinin karşılığı olduğunu, murisin kendisine duyduğu minnet borcu kapsamında bu devirleri yaptığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ve muris arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesi olmadığı, davalı tarafından delil gösterilmediği, yapılan araştırma ve keşifte dava konusu taşınmazların satış tarihinde rayiç değerinin çok altında satıldığı; tanık ifadelerinde ve kolluk araştırma tutanaklarında görüldüğü üzere murisin 2 adet taşınmazını satmasını gerektirir bir durum olmadığı ve bu durumun davalı tarafından da iddia edilmediği, satıştan sonra murisin yaşayışı ve malvarlığında bir artış olmadığı, dava konusu işlemin muvazaalı olup gerçek satış olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının en temel savunmasının, devrin aslında kendisine yıllarca verilen bakım ve emeğin karşılığı, bir "minnet" ifadesi olarak yapıldığı yönünde olduğu, dosyadaki delillerin bu savunmayı kuvvetle desteklediği, davacının kendi tanığı olan eşi ...'in dahi murisin, aynı bahçede yaşadığı davalı ve ailesi tarafından bakıldığını ve ihtiyaçlarının karşılandığını beyan ettiği, bir malın devrindeki karşılığın (semenin) mutlaka para olmasının şart olmadığı, uzun süreli bir emek ve bakım da bedel olarak kabul edilebileceği, "diğer mirasçılardan mal kaçırma kastı"nın varlığının da davacı tarafça ispatlanamadığı, dinlenen tanıkların tamamının murisin davacı da dahil olmak üzere tüm çocuklarıyla arasının iyi olduğunu ve aralarında bir husumet bulunmadığını beyan ettikleri, murisin toplam 5 adet taşınmazından 2'sini devrettiği, geride terekeye intikal edecek 3 adet taşınmazının daha bulunduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin delillerin takdirinde yanılgıya düşerek davanın kabulüne karar vermesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacının muris muvazaası iddiasını HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddeleri gereği ispat edemediğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.







Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama