İçeriğe geç

Yargı Kararları

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi uyarınca sigorta şirketlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarmadığı prim payları özel sigorta ilişkisinden doğduğundan kamu alacağı niteliği taşımaz ve bu alacağın 6183 sayılı Kanun'a göre ödeme emri düzenlenerek takibi mümkün değildir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesine dayanan ve sigorta şirketlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarmadığı özel sigorta primlerinden kaynaklanan alacak, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki kamu alacağı tanımına girmediğinden, bu alacak için anılan Kanun hükümlerine göre düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5539
Karar
2026/3486
Tarih
04.06.2026

İlgili mevzuat

  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 98
  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 1
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 88/16
  • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 89/2
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 168
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/659 E., 2025/1427 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/973 E., 2024/207 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili; davalı Kurum tarafından müvekkili sigorta şirketine gönderilen 02.09.2015 tarihli ödeme emrinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) hükümlerine dayanılarak tanzim edildiğini, ödeme emrine konu davalı Kurum alacağının kaynağının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 98. maddesinde belirtilen sigorta poliçe primlerinden aktarılması gereken tutarlar olduğunu, mevzuatta aktarılması talep edilen tutarın amme alacağı olacağına yönelik hüküm bulunmadığını, sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki poliçe akdinden tahakkuk eden poliçe priminin belli oranının davalı Kuruma aktarımı amme alacağı olarak kabul edilmemesi gerektiğinden, davalı Kurum tarafından müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinin hukuka aykırı olduğunu, davalının ödeme emri ile talep ettiği 77.684.597,01 TL'lik alacak aslının 13.197.372,84 TL'lik kısmının takipten önceki tarihlerde davalıya ödendiğini, davalı tarafından işbu ödemeler mahsup edilmeden ödeme emri düzenlendiğini ileri sürerek; davalı tarafından müvekkili şirkete tebliğ edilen 02.09.2015 tanzim tarihli ve 2015/01-E sayılı ödeme emrinin iptalini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili; davalı Kurum tarafından müvekkili şirkete 16.01.2017 tanzim tarihli ödeme emrini düzeltme yazısı şeklinde yeniden ödeme emrinin gönderildiğini, davalı Kurum tarafından aynı icra takibi dosyasındaki aynı alacak için yeniden ödeme emri düzeltme yazısı gönderilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin daha önceden yaptığı ödemelerin mahsup edilip edilmediği açıklanmadığından ödeme emrinde belirtilen tutarı kabul etmediklerini ileri sürerek; davalı tarafından müvekkili şirkete tebliğ edilen 16.01.2017 tarihli ve ... nolu ödeme emri düzeltme emrinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından davacı ... hakkında 6183 sayılı Kanuna göre başlatılan ve bihare şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında da devam eden takibe konu alacaklarının amme alacağı niteliğinde olup imtiyazlı alacak olduğunu, davacıya gönderilen ödeme emrinin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davaya konu ödeme emri ortadan kalktığından, bu ödeme emrine konu davanın da konusuz kaldığının anlaşıldığı, birleşen davaya konu 16.01.2017 tarihli ödeme emrine konu edilen alacağın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndan doğan bir kamu alacağı olmayıp, 2918 sayılı Kanunun 98. maddesine dayalı özel sigortacılık faaliyetinden doğan prim alacağı olduğu, bu nedenle bu alacağın tahsilinde 5510 sayılı Kanunun 88/16 fıkrası atfı ile 6183 sayılı Kanuna göre takip yapılamayacağı gerekçesiyle; asıl dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından gönderilen 16.01.2017 tarihli ve 93153019-206 E.294785 sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sigorta şirketlerinin sigorta ettirenlerden sözleşme kapsamında aldıkları sigorta primlerinin kaynağının özel sigorta ilişkisi olduğu, kamusal nitelik taşımadığından davalının istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporları ile, birleşen davaya konu 16.01.2017 tarihli ödeme emri ile asıl davaya konu 02.09.2015 tanzim tarihli ödeme emrinin geçersiz hale geldiğinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, Mahkemece asıl dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Kanunun 35. maddesi gereğince Mahkemece davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin doğru olmadığını, 02.09.2015 tanzim tarihli ödeme emrinin iptali için dava açılması üzerine davalı tarafından 03.01.2017 tarihinde yeni bir ödeme emri düzenlenerek gönderildiğini, bu yeni ödeme emrinin iptali için de birleşen davanın açıldığını, bu durumda davalının dava devam ederken dava konusu ilk ödeme emrini iptal ettiği değerlendirildiğinde davanın kabulü ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, asıl ve birleşen dava yönünden kanuni vekalet ücretinin maktu ücret olarak verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili yararına hüküm kurulan vekalet ücretinin nispi vekalet ücreti olması gerektiğini ifade ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili; Mahkemenin sigorta sirketlerinin sigorta ettirenlerden sözleşme kapsamında aldıkları sigorta primlerinin kaynağının özel sigorta ilişkisi olup kamusal nitelik taşımadığı şeklindeki değerlendirmesinin yerinde olmadığını, ayrıca davacı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve üyesi Mustafa Şahin tarafından, müvekkili Kurum aleyhine kurum işleminin ve ödeme emrinin iptali talebiyle açılan dava sonucu verilen karara karşı yaptıkları istinaf başvurusu sonrasında istinaf başvurularının reddine karar verilmişse de, temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023/6847 E., 2024/8462 K. sayılı kararında, davalı Kurum tarafından sigorta şirketlerinden 2918 sayılı Kanunun 98. maddesinin ikinci fıkrası gereğince tahsil edilecek olan prim paylarının esasen genel sağlık sigortasına ilişkin olduğu, buna göre, davalı Kurumun anılan Kanun hükmünden doğan alacağının amme alacağı niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğinden kararın bozulduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 2918 sayılı Kanunun 98. maddesi uyarınca, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigorta şirketlerince davalı Kuruma prim aktarımı yapılmaması halinde, sigorta şirketlerinin sigorta primi borcundan 6183 sayılı Kanun kapsamında sorumlu olup olmayacakları ve davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emri emrinin iptali istemine ilişkindir.
Eldeki asıl ve birleşen davada davacı, müvekkili sigorta şirketinin özel sigorta primlerinin davalı Kuruma ödenmemesi nedeniyle kendilerine gönderilen prim borcunun tahsili istemli ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
2918 sayılı Kanunun 98. maddesi uyarınca, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigorta şirketlerince SGK'ya prim aktarımı yapılmaması halinde, SGK'nın sigorta şirketlerine ve güvence hesabına takip yapma yetkisi vardır. Ancak maddede düzenlenen alacağın kamu alacağı olup olmadığı ve dolayısıyla 6183 sayılı Kanuna tabi olup olmadığı hususu önem arz etmektedir.
2918 sayılı Kanunun 98/3 maddesinde; "Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun'un 89/2 maddesi uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, Kurum alacağında gecikme cezasının nasıl ve hangi oranda alacağına ilişkin olup, alacağın amme alacağı olduğuna ve 6183 sayılı Kanunun uygulanmasına yasal dayanak teşkil etmemektedir.
Konuya, 2918 sayılı Kanunda sayılan alacakların kamu alacağı niteliğinde olup olmadığı ve 6183 sayılı Kanunun uygulanıp uygulanmayacağı açısından da bakmak gerekecektir. 6183 sayılı Kanunun 1. maddesinde Kanunun uygulama alanının bulunduğu kurumlar sayılmıştır. Davalı Kurum, bu kurumlar arasında değildir. SGK'nın söz konusu alacağı 6183 sayılı Kanunun 1. maddesindeki kamu alacağı tarifine de girmemektedir. SGK, 2918 sayılı Kanunun 98. maddesinden kaynaklanan alacaklar için genel hükümlere göre takip yapması gerekmektedir.
2918 sayılı Kanunda hangi hallerde 6183 sayılı Kanuna göre takip yapılacağı tek tek sayılmıştır. Kanunun 35. maddesinde, araçların muayenesi için ödenmesi gereken Hazine payını süresinde ödemeyen ya da eksik ödeyen yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerden, söz konusu tutarların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesince tahsil edileceği; 14. maddesinde, süresinde ödenmeyen para cezaları için 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bunun gibi, 5510 sayılı Kanunda da hangi alacakların 6183 sayılı Kanuna göre takip edileceği tek tek sayılmıştır.
SGK'ya prim aktarımı yapılmaması halinde, Kurumun sigorta şirketlerine ve güvence hesabına 6183 sayılı Kanuna göre takip yapmasını mümkün kılan düzenleme bulunmamaktadır. 5510 sayılı Kanunda Kurumun alacaklarının takibi düzenlenmiş ise de, tamamı kamusal nitelik taşımamaktadır. Örneğin, iş kazası ve meslek hastalığına dayanan rücu alacakları genel hükümlere göre takip yapılmaktadır.
Kurum alacağının kaynağı 2918 sayılı Kanunun 98/2 maddesidir. Kurum alacağı 5510 sayılı Kanunda düzenlenen sosyal sigorta primi değil, özel sigorta şirketleri tarafından sözleşme ile tahsil edilen primlerdir. Sigorta şirketlerinin, sigorta ettirenlerden sözleşme kapsamında aldıkları sigorta primlerinin kaynağı, özel sigorta ilişkisi olup kamusal nitelik taşımamaktadır. (Dairemizin 22.04.2024 tarihli ve 2023/2435 E., 2024/1297 K. ve 27.11.2025 tarihli ve 2025/1829 E., 2025/5713 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.)
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, temyiz olunan kararda; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda açıklanan hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, ödeme emrine konu takipten ötürü davacı şirketin davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle birleşen davaya konu ödeme emrinin iptaline ve birleşen davaya konu ödeme emri ile asıl davaya konu ödeme emri geçersiz hale geldiğinden asıl dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olduğu, davacı adına gönderilen ödeme emri 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğduğundan, davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama