Yargı Kararları
Terekeye temsilci atanması halinde mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve hükmü temyiz etme hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda mirasçıların davayı takip ve hükmü temyiz etme yetkisi ortadan kalkacağından, tereke temsilcisinin kararı temyiz etmediği durumda mirasçının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/4827, K. 2026/6192, 17.09.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2026/4827
- Karar
- 2026/6192
- Tarih
- 17.09.2026
İlgili mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 640
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 513
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2006/186 E., 2006/418 K.
Asıl dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali, tescil ve tenkis; birleştirilen dava ise muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil (terekeye iade) isteklerine ilişkindir.
Asıl davada davacılar; kendilerinin yurt dışında ve İstanbul'da bulundukları sırada murisleri ...'nun maliki olduğu 77, 85, 99, 106, 112, 223, 537, 561, 6 56... parsel sayılı taşınmazların davalılar tarafından temlik alındığını, temlikin yaşlı olan murisin, oğulları davalılar ..., ... ve dava dışı ... tarafından hile ve desise ile kandırılması suretiyle gerçekleştirildiğini, bu durumu davanın açıldığı yıl muris babalarının mirasını arama teşebbüsüne geçtiklerinde öğrendiklerini ileri sürerek taşınmazların tenkise tabi tutulmasına ve tapu kayıtlarının iptaliyle murislerinin terekesi adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davacılar vekili 25.02.1993 tarihli dilekçesi ile; dava dilekçesinde sehven 77, 85... parsel olarak belirttikleri taşınmazların doğrusunun 177, 1 85... parseller olduğunu bildirmiş; 05.07.2001 tarihli duruşmada, her ne kadar dava dilekçesinde hile, gabin ve desiseden bahsetmiş ise de bunu taşınmazların muris tarafından davalılara bedelsiz olarak temlik edildiğini açıklamak amacıyla yazdığını, gabin ve hileye dayalı tapu iptali ve tescil davasından feragat ettiğini, davanın sadece tenkis davası olarak devam etmesini talep ve kabul ettiğini, başkaca herhangi bir talebinin olmadığını beyan etmiştir.
Birleştirilen davada davacı; muris babası ...'nun 106, 112, 223, 537, 656, 8 56... parsel sayılı taşınmazlarını davalılara satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında muris ...nın mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Aşamada, Malkara Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.04.2002 tarihli ve 2001/442 Esas, 2002/230 Karar sayılı kararı ile, muris ...nın terekesine ... temsilcisi olarak atanmıştır.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar; davaya süresinde cevap dilekçesi sunmamışlar; aşamada, taşınmazları parasını ödeyerek satın aldıklarını, muvazaanın bulunmadığını, davaların süresinde açılmadığını belirtip asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemenin 13.12.2004 tarihli ve 1992/417 Esas, 2004/488 Karar sayılı kararı ile; davacıların tapu iptali ve tescil davasının feragat nedeniyle reddine, tenkis davasının davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulüne, faiz taleplerinin reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalılar ..., ...ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.12.2005 tarihli ve 2005/13993 Esas, 2005/18465 Karar sayılı kararı ile; davalıların tenkis davası bakımından zamanaşımı def'inde bulundukları, davacıların da buna açıkça karşı çıkmadıkları, Mahkemece zamanaşımı bakımından murisin ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin 513. maddesi gereğince olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş, davacılar vekilinin karar düzeltme isteği belirtilen Dairece reddedilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın zamanaşımı nedeniyle, birleştirilen davanın ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı ... mirasçısı ...'ın birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.
Somut olayda, birleştirilen dava terekeye iade istekli açılmış, yargılama sırasında muris ...nın terekesine ... temsilcisi olarak atanmıştır. Dairemizin 02.02.2026 tarihli geri çevirme kararından sonra Mahkemenin gerekçeli kararı tereke temsilcisine usule uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen tereke temsilcisinin kararı temyiz etmediği, karara karşı yalnızca davacının temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Terekeye temsilci atanmakla mirasçıların davayı takip yetkisi sona erdiğinden ve bununla bağlantılı olarak hükmü temyiz etme hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçtiğinden davacının temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan sebeple;
Davacının temyiz dilekçesinin birleştirilen dava yönünden REDDİNE,
Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı ... mirasçısı ...'dan alınmasına, Dosyanın Malkara 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle belirlenen bedele, dava tarihinden itibaren yasal faiz yerine Anayasa'nın 46/son maddesi uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi · E: 2026/280 · K: 2026/9431 · T: 20.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz yerine, Anayasa'nın 46/son maddesi uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi · E: 2025/16982 · K: 2026/8389 · T: 06.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle ödenecek tazminata, kamulaştırma bedeline özgü olan Anayasa'nın 46. maddesindeki en yüksek faiz yerine yasal faiz uygulanır.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi · E: 2004/390 · K: 2004/2222 · T: 04.03.2004