Yargı Kararları
Taşınmaza başlangıçta malikin rızasıyla kurulum yapılmış olsa bile, malik bu rızasını her zaman geri alabileceğinden, verilen ihtarname süresinde kurulumun kaldırılmaması hâlinde işgal, ecrimisil borcu doğurur.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümüne davalı tarafından davacının başlangıçtaki rızasıyla monte edilen dahili anten sisteminin, davacının ihtarname ile muvafakatini geri almasına rağmen kaldırılmaması hâlinde bu tarihten itibaren haksız işgal oluşacağından, ecrimisil bedelinin ülke parası (TL) cinsinden ve dosyadaki emsal kira sözleşmesi esas alınmadan hakkaniyete uygun biçimde bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2627, K. 2026/2768, 18.05.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2026/2627
- Karar
- 2026/2768
- Tarih
- 18.05.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Geçici m. 3
- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 428
- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 439/2
- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 440/III-1
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 4/a
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/224 E., 2025/468 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Şubesi ile davalı Şirket arasında 2005 yılında kira sözleşmesi yapıldığını, ... Meydanı ... Caddesi No:1 adresindeki taşınmaza "bina içi kapsama çözümleri" tesislerinin monte edildiğini, 2009 yılının Mart ayında davalı Şirket adına teknik personelin gelmesi üzerine, kira sözleşmesi kapsamında kalmadığı hâlde No:3 adresindeki ... şubesine de davalı Şirket tarafından montaj yapıldığının öğrenildiğini, müvekkili Şirket tarafından davalıya 15.06.2009 tarihinde keşide edilen ihtar ile ... şubesindeki sistemlerin sökülmesinin ve ecrimisil bedeli olarak 12.000 USD’nin ödenmesinin talep edildiğini, bu ihtardan sonuç alınamadığından eldeki davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek, dava konusu taşınmaza el atmanın önlenmesini, monte edilen sistemin kâl'i ile 20.000 USD ecrimisilin ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yerinde olmadığını, taraflar arasında kapsama çözümleri için kira sözleşmesi imzalandığını, dava konusu kurulumun davacının rızası ile gerçekleştirildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilâmına uyarak yaptığı yargılama sonucunda verdiği 11.04.2023 tarihli, 2022/7 Esas, 2013/149 Karar sayılı kararı ile"...davanın kısmen kabulü ile 8.009,61 USD'nin 10.06.2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince Merkez Bankası'nın 1 yıllık vadeli USD mevduatına uyguladığı değişen oranlardaki en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, el atmanın önlenmesi ve kâl talepleri yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına..." karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.12.2023 tarihli ve 2023/5123 Esas, 2023/5908 Karar sayılı kararında "...mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmuş ise de bozma gereklerinin yerine getirildiği ve bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapıldığının söylenemeyeceği; dosyanın incelenmesinde, davacı tarafın sözleşme kapsamında olmayan yere ilişkin haksız işgal tazminatı istediği, mahkemece yapılan inceleme sonucunda da davalı tarafça kurulum yapılması işleminin sözleşme kapsamında olmadığının belirlendiğinin anlaşıldığı, dava konusu edilen kuruluma ilişkin taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı sabit olduğuna göre, ülke parası dışında başka bir para birimi ile ödeme yapılmasını gerektirecek bir hukuki sebep bulunmadığı, o halde mahkemece, "ilgili hukuk" bölümünde belirtilen ve önceki bozma ilamında da işaret edilen hususlar dikkate alınmak suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması, ülke parası cinsinden hakkaniyete uygun bir ecrimisil belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde USD cinsinden ecrimisile hükmedilmiş olmasının isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda karar başlığında yer alan 16.09.2025 tarihli ve 2024/224 Esas, 2025/468 Karar sayılı karar ile "...davacı tarafından eldeki dava ile bina içi dahili antenlerin 01.06.2005 tarihinde monte edildiği ve bu durumu 2099 yılının Mart ayında öğrenildiğinin iddia edildiği, 01.06.2005 - 01.03.2009 tarihleri arası 3 yıl 9 aylık sürede davacı şirketin maliki olduğu mağazanın zemin, 1. ve 2. bodrum, 1. ve 2. normal katları ile zemin kat genel müdürlük bölümlerinin tavanlarıyla birlikte duvarlarına gözle görülecek şekilde monte edilmiş dâhili antenlerin uzun bir süreden sonra malzeme değişikliği esnasında fark edildiği iddiasının benimsenemeyeceği, başlangıçta dahili antenlerin davacının rızası ile monte edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasında imzalanan 01.06.2005 tarihli sözleşmede de kablolama sisteminin yerlerini gösteren projenin davacı tarafa teslim edildiği hükmünün yer aldığı, sözleşme başlangıcında davacı tarafın rızası ile kurulum gerçekleştirilmiş olsa dahi davacının her zaman muvafakatini geri alabileceği, davacının bu yönde ihtarname ile verilen sürenin sonunda davalının antenleri sökmediği..." gerekçesiyle "...davacının ecrimisil talalebinin kısmen kabulü ile 27.155,30TL'nın 10.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...davacının meni müdahale ve kal talepleri yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan ecrimisilin hak ve nesafet kuralları gereği oldukça düşük olduğunu, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, bilirkişi raporunda rayiç değer ile davalının eylemi nedeniyle elde ettiği ticari menfaatin belirlenmediğini, 4 m² alana yönelik kira sözleşmesinin emsal olamayacağının Yargıtay kararında belirtildiğini, buna karşın eski sözleşme bedeli esas alınarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin tacir olması nedeniyle hükmedilen bedele KDV dâhil edilmek suertiyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde cevap dilekçesinde yer alan nedenleri tekrarla; taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle haksız işgalden bahsedilemeyeceğini, bu sözleşme çerçevesinde müvekkil Şirketin edimlerini yerine getirdiğini, davacının iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın tamamen reddinin gerektiğini, ihtarnamenin tebliğ tarihinin raporda hatalı tespit edildiğini, bu durumun Mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek, kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil, el atmanın önlenmesi ve kâl istemlerine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı davacı taraftan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.