İçeriğe geç

Yargı Kararları

Taşınmaz malikinin açık rızasıyla ve resmi şekle bağlı olmaksızın üçüncü kişiye bırakılan kullanım, kullanım ödüncü (ariyet) niteliğinde sayılır ve bu kullanım haksız işgal olarak nitelendirilip ecrimisile konu edilemez.

Taşınmaz maliklerinin düzenledikleri taahhütname ve ibraname ile taşınmazın kira gelir ve giderlerini davalılara bıraktıklarının anlaşıldığı olayda, resmi şekilde yapılmamış olsa da bu kullanımın açık rızaya dayalı kullanım ödüncü niteliğinde olduğu ve haksız işgal sayılamayacağı gözetilerek ecrimisil talebinin reddi gerekir.

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas
2025/4118
Karar
2026/2755
Tarih
18.05.2026

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1479 E., 2025/1496 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/15 E., 2023/160 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek ecrimisil talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “...dava konusu taşınmazın davalılar tarafından kullanımı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davanın tarafları arasında baba, anne ve oğul derecesinde soybağı ilişkisi bulunduğu, incelenen 01.01.2006 tarihli taahütname ve ibraname başlıklı belgeye göre dava konusu taşınmaz maliklerinin bu taşınmazın gelir ve giderlerini davalılara bıraktıkları, incelenen tapu kaydına göre dava konusu taşınmazın 20.05.1986 tarih, 2776 yevmiye sayılı işlemle davacı ve dava dışı kardeş adına 1/2 pay oranında tescil edildiği ve 13/04/2009 tarih, 5584 yevmiye sayılı işlemle taşınmaz 1/2 pay üzerinde davalılar lehine intifa hakkı bulunduğu, davacının 1973 doğumlu olduğu ve dava konusu taşınmazı edinim tarihinde 13 yaşında olduğu, dava haksız işgal temeline dayanmakta olduğu, 01.01.2006 tarihli taahhütname ve intifa hakları sebebiyle davalıların haksız işgalci olarak kabulünün mümkün olmadığı' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “...davaya konu 579 ada, 30 parsel sayılı taşınmazda davacının 1/2 pay sahibi olduğu, davalı tarafın taşınmazda mülkiyet hakkı bulunmadığı, ancak dava dışı ...'e ait pay üzerinde intifa hakkı bulunduğu, davacıya ait pay üzerinde davalı taraf lehine intifa hakkı bulunmadığı; davacının diğer pay maliki ... ile birlikte imzaladıkları 01.01.2006 tarihli taahhütname ve ibraname başlıklı belge ile taşınmazın kira gelirlerini yaşadıkları süre boyunca davalı tarafta yer alan anne ve babalarına bıraktıkları anlaşılmakta olup bu belgenin davalıların kullanımına muvafakat belgesi niteliğinde olduğu açıktır.
Davacının davalıların taahhütnamede belirtilen ve o tarihten itibaren süregelmekte olan kullanımına muvafakaatını 29/06/2016 tarihinde keşide edilen ve 12.07.2016 tarihinde davalılara tebliğ edilen .... Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile geri aldığının, taahhüdünden döndüğünün kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacıya ait 1/2 taşınmaz payı ile ilgili davalılar lehine tesis edilmiş intifa hakkı bulunmadığından ve davacının davalıların kullanımına muvafakatini dava tarihinden önce 12/07/2016 tarihinde geri aldığının kabulü ile istem gibi 12.01.2017-12.01.2022 tarihleri arası dönem için payına isabet eden oranda ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddi hukuka uygun olmamıştır. Öte yandan davalılardan ...'in karar tarihinden sonra öldüğü, yasal mirasçılarının diğer davalı eşi ile çocukları davacı ... ile dava dışı ... olduğu, davalı ...'e yöneltilen dava yönünden davacının mirasçı olduğu gözetilerek payı oranında taraf sıfatının birleştiğinin infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki, aşamalardaki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalıların davacının anne ve babası oldukları, taşınmazın 20.05.1986 tarih, 2776 yevmiye sayılı işlemle davacı ve dava dışı kardeş adına 1/2 pay oranında tescil edildiği, taşınmazın iktisap tarihinde davalının 13 yaşında olduğu, 01.01.2006 tarihli taahütname ve ibraname başlıklı belgeye göre dava konusu taşınmaz maliklerinin taşınmazın kira gelirlerini yaşadıkları süre boyunca davalılara bıraktıkları, mülkün alındığı günden bu yana ve bundan sonra dava konusu taşınmazla ilgili gelir, gider ve diğer masraflar ile ilgili olarak hiçbir hak iddiasında bulunmayacaklarını belirttikleri anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalıların kullanımının açık rızaya dayalı olduğu, resmi şekilde yapılmamış olsa da kullanım ödüncü niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği, böylelikle davalıların kullanımının haksız işgal sayılamayacağı gözetildiğinde davanın reddine yönelik olarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince verilen davanın kabulüne yönelik kararın yanılgılı olduğundan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.





















Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama