İçeriğe geç

Yargı Kararları

Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin kefilin kendi el yazısıyla yazılmaması halinde sözleşme geçersizdir.

TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için kefilin azami sorumluluk miktarını, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatını kendi el yazısıyla belirtmesi gerektiğinden, imza ve yazıların grafolojik incelemede kefillere ait olmadığı tespit edilen genel kredi sözleşmesindeki kefalet geçersiz kabul edilerek itirazın iptali davası reddedilmiştir.

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/5059
Karar
2026/2474
Tarih
29.04.2026

İlgili mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 583
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b(1)
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 372

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/73 Esas, 2025/702 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/46 E., 2021/178 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... oğlu ... arasında 09.10.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmede davalılar ... oğlu ..., ... ve ...'in müteselsil kefil olduğunu, başlatılan icra takibine karşı davalıların yaptığı itiraz ile takibin durduğunu, itirazın haksız ve mesnetsiz bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar davaya cevap dilekçesi vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... (... oğlu) arasında 09.10.2014 tarihli 171.800,00 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesinin düzenlendiği, müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla ... (... oğlu), ..., ... ile dava dışı ... , ...'ın bu kredi sözleşmesinde kefil olarak yer aldığı iddia edilmiş ise de TBK'nun 583. maddesi; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmüne haiz olup davaya konu Genel Kredi Sözleşmesi'nde "Müteselsil", yazıları ile davalıların sınırlı mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla davalı ... (... oğlu), ..., ...'in el ürünü olmadığı, ... Dairesi Başkanlığı'nın 05.04.2021 tarihli raporuyla da sabit olduğu, hal böyle iken kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu, kefillerin sorumluluğunun bulunmadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.

Yargıtay Karar Arama