Yargı Kararları
İş sözleşmesini ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak fesheden işçi, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının varlığını ispatladığında kıdem tazminatına hak kazanır.
Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edilebileceği, işçi ve işveren tanık beyanlarıyla fazla çalışma ve tatil günlerinde çalışıldığının ispatlanması hâlinde bu alacakların hesaplanacağı, imzasız bordrolardaki tahakkukların mahsup edilerek makul oranda hakkaniyet indirimi uygulanacağı ve işçinin ödenmeyen bu alacaklar nedeniyle iş sözleşmesini haklı feshinin kıdem tazminatı hakkı doğuracağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/451, K. 2026/2618, 26.03.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2026/451
- Karar
- 2026/2618
- Tarih
- 26.03.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 371
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1331 E., 2025/2593 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 1. Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
SAYISI : 2023/594 E., 2024/354 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı Şirkette 02.08.2012 tarihinden itibaren kasap olarak çalıştığını, davacının 04.09.2023 tarihinde iş sözleşmesini noter kanalıyla davalı işverene gönderdiği ihtarname ile feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesinin sonlandırılması ile ilgili olarak ileri sürdüğü hususların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının görev yeri değişikliğini kabul etmediğini, görev yeri değişikliği yazısını imzalamaktan imtina ettiğini ve akabinde 04.09.2023 tarihinde ihtarname göndererek iş sözleşmesini feshettiğini, ücretlerin zamanında ödendiğini, kendi vardiyasını kendisinin düzenlediğini, davacı istifa etmek suretiyle işten ayrıldığından kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davalı Şirket nezdinde hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edilebileceği, iş sözleşmesini ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle fesheden davacının, fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları olduğunu ispat ettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının fesih ihtarnamesine göre fesih sebepleri arasında görev yerinin değiştirilmesinin bulunmadığı, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre davacının envanter sayımı dönemlerinde fazla çalışma yaptığı yine tüm ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığının ispatlandığı, hesaplamanın tanıkların davacı ile birlikte çalıştıkları dönem dikkate alınarak yapıldığı, işverence fazla çalışmaya binaen denkleştirme yapıldığının yazılı deliller ile ispat edilemediği, imzasız bordrolarda yer alan tahakkukların hesaplamadan mahsup edildiği, bu alacaklara uygulanan %30 hakkaniyet indiriminin makul ve yeterli olduğu, davacının yaşı ve kıdem süresine göre toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca hak ettiği belirlenen yıllık izin süresinden 61 günün kullandırıldığı veya karşılığının ödendiğinin işverence ispat edilemediği, kıdem tazminatı ve izin ücreti alacaklarında, ıslah tarihi itibarıyla fesih tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, belirsiz alacak davasına konu edilen fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarında ise dava zamanaşımı def'inin gözetildiği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
2. İş sözleşmesinin davacının istifası sebebiyle sona erdiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,
3. Salt tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davacının fazla çalışma yapmadığını,
4. Davacının ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını,
5. Davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını,
6. Hakkaniyet indirim oranının %50 olması gerektiğini sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının hesabı ve zamanaşımına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kendi adına düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmasa da, şirket ortağı sıfatıyla borç tehdidi altında bulunan kişinin açtığı iptal davası, hâkim tarafından menfi tespit davası olarak nitelendirilip esastan incelenmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/17055 · K: 2026/5396 · T: 22.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bağ-Kur tevkifat kesinti listelerinde yer alan kişinin davacı ile aynı kişi olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için ilgili nüfus idarelerinden tüm Türkiye çapında araştırma yapılması, aidiyet iddiasında bulunanların davaya dahil edilmesi ve tanık beyanlarına başvurulması gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2026/196 · K: 2026/6352 · T: 06.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bölge adliye mahkemesi kararlarında, reddedilen tazminat tutarının karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalması hâlinde bu kısma ilişkin temyiz istemi incelenmeksizin reddedilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/20675 · K: 2026/8469 · T: 03.06.2026